<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>FikrimYok Forum</title>
	<description>Forumdaki Tüm Konuların Beslemesi</description>
	<link>http://www.fikrimyok.com/index.php</link>
	<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:50:02 +0000</pubDate>
	<ttl>0</ttl>
	<item>
		<title>Gençlerin Görev Ve Sorumluluğu!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Genclerin-Gorev-Ve-Sorumlulugu-ve-33-t69147.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='color: #ff0000'><span style='font-size: 21px;'><strong class='bbc'>Gençlerin Görev Ve Sorumluluğu! </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Sağcı, solcu, liberal, İslamcı, cemaatçi, tarikatçı, alevi, sünni, liberal, sosyal demokrat, demokrat, sosyalist, Atatürkçü, Kemalist</strong> genç tanımı yapılıyor. Oysa; hangi siyasi görüşte, etnik ve dini kimlikte olursa olsun, <strong class='bbc'>Vatansever Türkiyeci gençlik</strong> ile <strong class='bbc'>işbirlikçi devşirilmiş gençlik</strong> ayrımına doğru<strong class='bbc'> ayrışma</strong> yaşanıyor. <strong class='bbc'>Din, ideoloji, parti</strong> önemsizleşmektedir.<br />
<br />
 Gençlik önümüzdeki süreçte <strong class='bbc'>çok önemli misyonlar</strong> yüklenecektir. Türkiye’nin kaderini belirleme noktasında çok ciddi sorumluluklar üstlenecektir.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Partilerin içinde</strong> ortaya çıkabilecek yapısal değişiklikler, eğer tabanın büyük çoğunluğunun eğilimleri yönünde gelişirse, ülke bu değişimden çok büyük yararlar elde edebilecektir.<br />
<br />
 İçinde yaşanılan süreçte tespit edilmesi gereken en önemli nokta, halka dönük yapılan söylemlerin içeriği konusunda, hızlı bir bilinçlenme süreci yaşanmaktadır.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Bağımsızlıkçı vatanseverlik şuuru,</strong> hamasi siyaset nutukların yarattığı heyecan fırtınasını geride bırakmış ve ulusal çıkarlarımızın savunulması noktasına doğru yönlenmiştir…<br />
<br />
 Günümüzdeki genç artık, gerçek milliyetçiliğin, milli olanla gayrı-milli olanın ayrımına varma ve yürütülecek politikaların bu ayrım noktasından başlaması gerektiğini anlama noktasına gelmiş bulunmaktadır.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Vatanseverlik, milletin çıkarlarını savunmaktır!</strong><br />
<br />
 Peki, kime karşı savunmaktır?<br />
<br />
 Tabii ki, milletin çıkarları ile çelişen menfaat sahiplerine karşı savunmaktır…<br />
<br />
 Kimdir bu kişiler, zümreler, sınıflar ya da devletler?<br />
<br />
 İşte bu tespit; çok iyi, çok doğru ve çok titiz bir biçimde yapılmalıdır…<br />
<br />
 Dostun ve düşmanın birbirinden ayrılarak, kesin bir biçimde belirlenebilmesi için bu tespitin çok iyi, çok doğru ve çok titiz bir biçimde yapılması birinci koşuldur.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Milli/ulusal düşüncenin</strong>, kuru bir gürültüden keskin bir bilince yükseltilmesi Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisidir.<br />
<br />
 Çünkü o zaman, ulusal çıkarların savunulması noktasında saf tutan gençlik enerjisinin ülke yararına yönlendirilebilmesi mümkün olabilecek ve Mustafa Kemal Atatürk’ün anlamlı emaneti, bilinçli ellere kavuşabilecektir.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Vatanseverliği</strong>, milli bilinç olarak; yani milli değerlerimizin, gayrı-milli güçlere karşı savunulması olarak anlamaya başladığımız gün, sorunu büyük ölçüde çözmüş olacağız…<br />
<br />
 Bölünmeden, birbirimize düşmeden ve <strong class='bbc'>dostu düşmanı</strong> birbirinden ayırt etme yeteneğimizi geliştirerek milli cepheyi oluşturacak, milletin safında, gayrı-milli güçlere karşı, her zamankinden daha büyük, daha geniş, daha bilinçli ve kalabalık kitleler olarak mücadelemizi geliştirebileceğiz.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Sözünü ettiğimiz nedenlerle</strong> içinde yaşanılan süreçte, özellikle Türk gençliği, emperyalizme karşı verilecek milli mücadelede çok önemli bir rol üstlenmek sorumluluğu ile baş başadır…<br />
<br />
 Yıllar yılı, <strong class='bbc'>çeşitli provokasyonlarla</strong> birbirine düşürülen <strong class='bbc'>gençler</strong>, gittikçe ağırlaşan şartlar karşısında akıllarını başlarına toplamak zorundadırlar.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Gün</strong>, ülkenin bölünmez bütünlüğünün, Cumhuriyet değerlerinin, sosyal hukuk devletinin ve demokrasimizin, gayrı milli yapılanmalar karşısında savunulması günüdür.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Dış güçler devşirdikleri işbirlikçilerle</strong>, ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirmiş, medyanın önemli kalelerini zapt etmiş, yargıyı yıpratmış ve gözünü güvenlik birimlerine kadar çevirebilmiştir…<br />
<br />
 Ancak içinde yaşanılan güç koşullar, herkesin, her kesimden halkın gözlerinin daha da çabuk açılmasına neden olmuştur… Ve olmaktadır!<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Yapılacak iş, birleşmektir.</strong> Artık Kemalist, sağcı, solcu, liberal, sosyal demokrat, İslamcı, ülkücü yok. Ya ne var? Türk Milleti’nin varlığını ve bekasını düşünmek var. Gençlik bunda birleşmelidir.<br />
<br />
 Türk Milleti’nin maddi ve manevi değerlerini, ulusun çıkarlarını ve sosyal hukuk devletini savunma çizgisinde birleşmek… Ve saf tutmak gerekmektedir.<br />
<br />
 Ve bu gereklilik, yaşadığımız koşullarda, asla ertelenemeyecek en acil zarurettir.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Günün Sözü: </strong>Kim olduğunu ne yapacağını bilirsen, amacına ulaşırsın.<br />
<br />
 <a href='mailto:na741954@gmail.com' title='E-mail Link' class='bbc_email'><a href='http://www.turkcelil.com/2010/03/nurullah-aydin-genclerin-gorev-ve-sorumlulugu/' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</a>]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:50:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Genclerin-Gorev-Ve-Sorumlulugu-ve-33-t69147.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Arap Nobel’i</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Arap-Nobel%e2%80%99i-t69146.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Arap Nobel’i</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Başbakan, Arap Nobel’i aldı.<br />
<br />
Bu Nobel’i alan 3’üncü Türk.</strong><br />
<br />
 *<br />
<br />
Birincisi Fuat Sezgin’di.<br />
Ama, Türkiye adına değil...<br />
Almanya adına aldı. Çünkü, İstanbul Üniversitesi’nde İslam tarihçisiydi, 1960 darbesinden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı, Almanya’ya gitti, Frankfurt Üniversitesi’nde profesör oldu.<br />
<br />
*<br />
<br />
İkincisi, Miktad Yalçın’dı.<br />
İlahiyatçı, Suudi Arabistan İmam Muhammed bin Suud Üniversitesi’nde asistan olarak başladı, orada profesör oldu, Arap Nobel’ini Türkiye adına aldı.<br />
<br />
*<br />
<br />
Üçüncüsü, Başbakan.<br />
<br />
*<br />
<br />
Fuat Sezgin ile Miktad Yalçın, <strong class='bbc'>“İslami çalışmaları” </strong>nedeniyle Arap Nobel’i almıştı... Başbakanımız ise <strong class='bbc'>“İslam’a hizmet” </strong>kategorisinde Arap Nobel’ine layık görülen ilk Türk oldu.<br />
<br />
*<br />
<br />
<strong class='bbc'>“İslami çalışmalar” </strong>ve <strong class='bbc'>“İslam’a hizmet” </strong>kategorilerinde Arap Nobel’ini kazanmayı başaran ülkeler şöyle...<br />
<br />
*<br />
<br />
Suudi Arabistan, 3 defa.<br />
Mısır, 30 defa.<br />
Fas, 6 defa.<br />
Kuveyt, 2 defa.<br />
Katar, 1 defa.<br />
Sudan, 4 defa.<br />
Suriye, 5 defa.<br />
Bosna, 1 defa.<br />
Pakistan, 2 defa.<br />
Endonezya, 1 defa.<br />
Ürdün, 3 defa.<br />
Filistin, 1 defa.<br />
Afganistan, 1 defa.<br />
Türkiye, 2 defa.<br />
<br />
*<br />
<br />
Arap Nobel’i, sadece <strong class='bbc'>“İslami çalışmalar”</strong> ve<strong class='bbc'> “İslam’a hizmet” </strong>kategorilerinde verilmiyor... Fizik, kimya, biyolojiden oluşan <strong class='bbc'>“bilim” </strong>kategorisi ile sağlık araştırmalarından oluşan<strong class='bbc'> “ilaç”</strong> kategorilerinde de veriliyor.<br />
<br />
*<br />
<br />
Yukarıda adı geçen ülkeler, <strong class='bbc'>“bilim” </strong>ve <strong class='bbc'>“ilaç”</strong>ta kaç defa Arap Nobel’i aldı?<br />
<br />
*<br />
<br />
0...<br />
<br />
*<br />
<br />
Peki, <strong class='bbc'>“bilim” </strong>ve <strong class='bbc'>“ilaç”</strong> kategorilerinde Arap Nobel’i alan ülkeler hangileri?<br />
<br />
*<br />
<br />
ABD, 34 defa.<br />
İngiltere, 22 defa.<br />
Fransa, 7 defa.<br />
Almanya, 8 defa.<br />
İtalya, 5 defa.<br />
Kanada, 6 defa.<br />
Avustralya, 2 defa.<br />
İsviçre, 3 defa.<br />
Rusya, 2 defa.<br />
İsveç, 1 defa.<br />
Japonya, 3 defa.<br />
<br />
*<br />
<br />
Ne kadar gurur duysak az yani. <br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
<strong class='bbc'>EL FATİHA NOTU:</strong><br />
<br />
Arap Nobeli’ni 3 defa kazanmayı başaran Türkiye’nin, acil müdahale için 3 bakan gönderdiği 300 nüfuslu 3 tane köyde 3 gündür ölü sayısını tespit edemediği ortaya çıktı sayın seyirciler... <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href='http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14071300_p.asp' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:21:58 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Arap-Nobel%e2%80%99i-t69146.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kamyon Çarpması</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Kamyon-Carpmasi-t69145.html</link>
		<description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kamyonların ayrı bir özelliği oluştu...<br />
Biliyorsunuz Susurluk'ta bir kamyon kazasında ortaya karmaşık ilişkiler saçılmış,uzun bir süre Türk kamuoyunu meşgul etmişti.Halk arasında da <strong class='bbc'>"Kamyon çarpmışa dönmek"</strong> diye bir deyim vardır.<br />
<br />
Dün (10 Mart 2010 Çarşamba) Muğla İl Jandarma Komutanlığı tarafından <strong class='bbc'>herkese açık bir ihale ile </strong>ihale edilen ve kazanan sivil taşımacıya ait kamyonun taşıdığı mühimmatı, gönderen Komutanlığın verdiği <strong class='bbc'>izin kağıdı </strong>olmasına,<strong class='bbc'>içeriğine ait sevk belgesi </strong>olmasına,yanına koruma ve <strong class='bbc'>görevli rütbeli personel </strong>verilmesine rağmen,  bir ihbarla <strong class='bbc'>"terörle!"</strong> mücadele polislerinin basmasıyla nurtopu gibi başka bir kamyon vakamız daha oldu!<br />
<br />
<br />
Şimdi,gelelim olayın perde arkası sorularına...<br />
<br />
İlk dikkat edilmesi gereken nokta: bu kamyon <strong class='bbc'>T.S.K.'ne ait </strong>ve mühimmat taşıyor ve fakat gene ya telefonla! ya da e-posta ile Emniyet'e gelen bir ihbar ile <strong class='bbc'>"terörle" </strong>mücadele polislerince el konuluyor.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Geçmişte Ergenekon ve bulunan silahlar olayında sıkça rastladığımız durumların aynısı...</strong><br />
<br />
Kim nereden biliyor Muğla Jandarması'nın böyle bir sevkiyat yapacağını?Eğer Ordu'nun <strong class='bbc'>en tepesindeki Genelkurmay Başkanı'nı dahil </strong>dinleyen bir oluşum olmasa diyeceğiz ki sivil bir kamyonda askerleri gören biri ihbar etti.<br />
<br />
Demek ki 35 ABD'li ajanın da içinde olduğu,<strong class='bbc'>belli bir karargahtan yönetilen, devlet düzeni içinde teşkilatı,malzemesi ve kadrosu belirtilmemiş <strong class='bbc'>yani yasal olmayan </strong>bir örgüt </strong>,devletin <strong class='bbc'>yasal!</strong> Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü faaliyetini izliyor!<br />
<br />
Bu oluşum yasal olmadığına göre mevcut yasalarımza göre <strong class='bbc'>"izin veren bütün devlet görevlileri"</strong> en tepesinden aşşağısına kadar T.C.Devletinin karşısındadır ve yüce divanda <strong class='bbc'>"vatan hainliği"</strong> suçuyla yargılanmalıdır.Ama <strong class='bbc'>"ulusalcılığın"</strong> devlete karşı tehdit olarak görüldüğü,şehit cenazelerinde Türk Bayraklarının polislerce toplandığı,kardeş ülke bayraklarının toplanıp seni <strong class='bbc'>"soykırımcı"</strong> gören düşman bir ülkenin bayraklarının dalgalandığı,"Ne Mutlu Türküm Diyene" yazısı olduğu için  İl Emniyet Müdürü'nün talimatı ile araçlara ceza yazıldığı dönemde, bu iktidarın oylarıyla o da <strong class='bbc'>"yasal"</strong> hale gelir nasılsa!!!<br />
<br />
İkinci nokta:o gün Ankara'ya 12 mühimmat yüklü kamyon daha girmiş.Eğer 12'si birden yakalansa bir problem olmayacak, çünkü belli ki T.S.K.'nin kalbi ve dört kuvvetin karargahının bulunduğu Ankara'ya belki her gün bu kadar mühimmat giriyor ve çıkıyordur.Ama akılları karıştırmak,zihinleri bulandırmak,TSK gene rahat durmuyor,<strong class='bbc'>hala darbe peşinde</strong> diyebilmek için sürüden koparılan  bir kamyonu onlarca araçla Emniyet'e çektirmek daha uygun geliyor!Belgesel kanallarında seyrediyoruz bu taktiği: çakallar uyguluyor!<br />
<br />
Peki "benim bulunduğum yerde hukuk dışı uygulamalar olmaz,bu personeli TSK'da barındırmam" diyen bir Komutan'ın bu söylemlerine karşın bir sürü General içeri tıkılıyorsa, davalar açılmaya devam ediliyorsa(hatta Deniz Kuvvetleri'nde görevli Amiral kadrosunun yarısı "terör" suçundan sanık oluyorsa!)neden <strong class='bbc'>"bu kadar paslaşmaya rağmen bana güvenmiyorsunuz?" </strong>diye bir Baş'ın sorması gerekmiyor mu?<br />
<br />
<strong class='bbc'>Bu kamyonlara dikkat edelim her ortaya çıktığında bir şeyler un ufak oluyor...</strong><br />
Bu kamyon da TSK'nın imajına,personelinin kendine ve komutanlarına olan inancına mı çarptı acaba...<br />
<br />
<strong class='bbc'>ABD'nin menfaati için başında olduğu Ordu'yu savaşa sokmak istemeyen </strong>Torumtay'ın rütbesi emekli olduğu için bugün yok ama hem sivil halk hem kendi Ordusu nezdinde sahip olduğu yer hala <strong class='bbc'>"Başkomutanlık"..</strong><br />
<br />
Şunun şurasında üç ay sonra Baş'lığı gidecek olan bir Komutan bütün bu  uygulamalara karşın hala yerinde duruyorsa zannım odur ki,FB'li Yaşar gibi emekli olduktan sonra Ordusu nezdinde rütbesi <strong class='bbc'>"er" </strong>bile olamayacak...Ben hiç olmazsa "dansöz" demedim!<br />
<br />
Türkçe sözlüğe göre:<strong class='bbc'>"ER" </strong>adam demek,yiğit demek,erkek kişi demek...<br />
<br />
<strong class='bbc'>Anlaşılan odur ki;artık intikal edecek TSK'nın her birimi intikale başlamadan önce geçeceği yerdeki savcıları,polisi ve hatta Arınç'ı bilgilendirmeli ya da bu diyardan gitmeli...</strong><br />
<br />
Kalın Sağlıcakla!]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 11:26:26 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Kamyon-Carpmasi-t69145.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Erzincan'da Bir Kuş var Türküsü]]></title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Erzincan-ve-39da-Bir-Kus-var-Turkusu-t69143.html</link>
		<description><![CDATA[ERZİNCAN'DA BİR KUŞ VAR TÜRKÜSÜ<br />
<br />
Erzincan'da bir kuş var<br />
Kanadında gümüş var<br />
Gitti İbiş gelmedi<br />
Elbet bunda bir iş var<br />
XXX<br />
Oy dağlar dağlar dağlar<br />
Gök gürler bulut ağlar<br />
Ağalarsa anam ağlar<br />
Küsuru yalan ağlar<br />
XXX<br />
Palanga'nın deresi<br />
Hayli çeker arası<br />
İbiş'imi vurdular<br />
Yedi yerden yarası<br />
XXX<br />
Oy dağlar dağlar dağlar<br />
Gök gürler bulut ağlar<br />
Ağalarsa anam ağlar<br />
Küsuru yalan ağlar <br />
<br />
ERZİNCAN'DA BİR KUŞ VAR TÜRKÜSÜ'NÜN HİKAYESİ<br />
<br />
Olay,Erzincan Hürrempaşa Palangası’nda geçer.Palanga'da yedi köye hükmeden çok zalim olan köy ağası İbiş Ağa Ortakcılarda evine dönerken akşam karanlığında bir kıratlı koluna rastlar,aralarında ne gibi bir hadise geçtiği bilinmemekle birlikte,aralarında birçok mücadeleden sonra İbiş Ağa vurulur. O gece eve gelmeyince,sabah erkenden komşularla birlikte İbiş Ağa'yı aramaya başlarlar.Çok az zaman sonra, mücadele izlerinin belirtileri, sonunda İbiş Ağa'nın kanlar içerisinde yattığı görülür. Yapılan inceleme sonucunda,kıratlının ip uçlarına rastlanılır Aziz Ağa.(Kemah-Brastikl'li Aziz Ağa). İbiş Ağa teneşire koyulup yıkanırken yedi kurşun yarası tespit edilir. Hemen daha cenaze kalkmadan onu çok seven arkadaşlarından biri bu türküyü yakmıştır...Kaynak : Muzaffer ÖZDEMİR Bağlama Sanatçısı Essah Hikayeler ve Türkülerimiz Kitabından.]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:48:18 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Erzincan-ve-39da-Bir-Kus-var-Turkusu-t69143.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Munzur Dağlarında Gülabioğulları</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Munzur-Daglarinda-Gulabiogullari-t69142.html</link>
		<description><![CDATA[<img src='http://lh6.ggpht.com/_cL-rLQlYxAM/SKV_wEp4k5I/AAAAAAAAF_c/dMg6-LJWHJU/IMG_3620.JPG' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<strong class='bbc'>MUNZUR DAĞLARINDA GÜLABİOĞULLARI <br />
<br />
Bizler Gülabioğulları olarak yüzlerce yıl var olmuşuz.Var olduğumuz sürece Munzur Dağlarına <br />
yaslanmış,kaçınca Munzur Dağlarına saklanmış,kızınca Munzur Dağlarına çıkmışız.Munzur <br />
Dağlarını yoldaş edinmiş,sırdaş bilmişiz.Munzur Dağları daha bir dost görünmüş gözümüze <br />
yüksekliğindenmidir bilinmez ama Munzur Dağlarını daha bir yüce bilmişiz,çünkü Munzur <br />
Dağı,Dağların en Delikanlısı'dır.Munzur Dağı öyle yüce bir dağdırki özündedir bu zamana <br />
kadar kendisine sığınan hiç bir insana ihanet etmemiştir.<br />
<br />
Belki Anadolu'nun,Munzur Dağlarının coğrafyasıdır bizi burda yurt edinmeye iten sebeplerden <br />
birisi,yoksa niye daha doğuda durmamışız yada batıya gitmemişiz.1938-1947 yılları arasında <br />
Malkara'da 9'sene sürgünde kaldığımızda daha fazla dayanamayıp Munzur Dağlarının eteklerindeki <br />
Fırat Nehri'nin kenarındaki Kemah-Brastik köyümüze tekrar geri dönmüşüz. <br />
<br />
Munzur Dağları güven vermiş bizlere,bizler Munzur Dağlarını çok sevmişiz.Güneş'in kutsal olduğu <br />
ateşin suyla söndürülmediği,rüzgarın,karın,bahar'ın bile asi olduğu,insanların savaşlara,isyanlara<br />
ve sürgünlere mahkum edildiği,Kartal'ların doruklarına yuva yaptığı,yaz sıcağında karları erimeyen<br />
geçit vermeyen,yol kesen,Munzur Çayı'nın aktığı,Fırat Nehri'nin geçtiği Gülabi'nin Dersim'den çadır<br />
ile gelip Brastik köyünü kurduğu ve burayı torunlarına ebedi yurt olarak bıraktığı,Halil'in değirmen<br />
yaptığı,Aziz'in Kıratını şahlandırarak yiğitliği ile nam saldığı,Hanım'ın "Kemah'lıların Çay Sevgisi" <br />
öyküsünü söylediği duman duman pare pare Munzur Dağları için ağıtlar söyleyip,hüzünler besleyip<br />
Türküler yakmışız.<br />
<br />
Munzur Dağları Brastikli Baba Halil için oğlu Aziz,oğlu Aziz için baba Halil gibi,Anne Hanım için <br />
kızı Hazal,kızı Hazal için anne Hanım gibi görünmüş bu Gülabioğullarının gözüne ve gözümüz hep <br />
o başı dumanlı Munzur Dağlarında dolanmış.Gözümüzün yükseklerde olmasından değil elbette <br />
gurbette yada sıladan bir haber beklerken burkulan yüreğimiz belki sükun bulur diye bakmışız <br />
başı dumanlı Munzur Dağlarına. <br />
<br />
Munzur Dağlarının eteklerindeki,Fırat Nehri'nin kenarındaki Brastik Köyünde Kartal'ların havalanıp <br />
Gülabi'nin inadındaki Aziz'in cesaretindeki misafirperver insanların Güneş'in altında toplanıp güne <br />
Tandır Ekmeği,Tulum Peyniri ve Filiz Çayı ile merhaba dediği sabah başlamıştır. <br />
<br />
Bizler Gülabioğulları olarak,Anadolu'nun Yiğit evlatları olarak Munzur Dağlarına ne kadarda benziyoruz <br />
değilmi. <br />
<br />
Bizleri bilenler biliyor,bilmeyenler her zaman bildi "Munzur Dağları ses verdiği zaman". <br />
<br />
İbrahim SEVİNDİK <br />
Herkese Sevgiler</strong>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:40:41 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Munzur-Daglarinda-Gulabiogullari-t69142.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kadindilar Erkek oldular</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Kadindilar-Erkek-oldular-t69141.html</link>
		<description><![CDATA[<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/31.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/1.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/2.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/3.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/4.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/5.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/6.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/7.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<img src='http://www.internethaber.com/images/gallery/6242/10.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' />]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:28:05 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Kadindilar-Erkek-oldular-t69141.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Elektrikte De Açılım İstiyoruz!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Elektrikte-De-Acilim-istiyoruz-ve-33-t69140.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Trebuchet MS'><span style='font-size: 17px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Elektrikte De Açılım İstiyoruz!</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92146/system//92146-MP.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Aşağıda okuyacaklarınız sizleri oldukça şaşırtacak...<br />
<br />
<br />
</strong>5 il aşağıdaki şekilde oluşuyor. <br />
<br />
<br />
<br />
En çok kaçağın olduğu iller <br />
<br />
<br />
TÜKETİLEN MİKTAR <br />
<br />
Ödenen MİKTAR <br />
<br />
KAÇAK ORANI <br />
<br />
<br />
MARDİN <br />
<br />
3.139.826.081 <br />
<br />
858.491.679 <br />
<br />
72,66 <br />
<br />
<br />
ŞIRNAK <br />
<br />
1.056.093.873 <br />
<br />
307.571.016 <br />
<br />
70,87 <br />
<br />
<br />
BATMAN <br />
<br />
1.162.739.317 <br />
<br />
389.073.263 <br />
<br />
66,54 <br />
<br />
<br />
DİYARBAKIR <br />
<br />
3.613.663.393 <br />
<br />
1.248.843.912 <br />
<br />
65,44 <br />
<br />
<br />
HAKKARİ <br />
<br />
422.741.681 <br />
<br />
150.684.836 <br />
<br />
64,36 <br />
<br />
<br />
<br />
Kaçağın en az olduğu iller <br />
<br />
<br />
<br />
TÜKETİLEN MİKTAR <br />
<br />
Ödenen MİKTAR <br />
<br />
KAÇAK ORANI <br />
<br />
<br />
MUĞLA <br />
<br />
1.351.960.049 <br />
<br />
1.305.528.152 <br />
<br />
3,43 <br />
<br />
<br />
Ç. KALE <br />
<br />
1.739.207.113 <br />
<br />
1.882.711.219 <br />
<br />
3,25 <br />
<br />
<br />
BİLECİK <br />
<br />
964.573.925 <br />
<br />
936.657.931 <br />
<br />
2,89 <br />
<br />
<br />
KARABÜK <br />
<br />
564.125.013 <br />
<br />
552.117.164 <br />
<br />
2,13 <br />
<br />
<br />
DENİZLİ <br />
<br />
1.449.236.586 <br />
<br />
1.430.455.120 <br />
<br />
1,30 <br />
<br />
<br />
<br />
Bildiğimiz yıllardır, sürekli okuduğumuz bu haberin nesi ilgini çekti diye <br />
düşünebilirsiniz? <br />
<br />
Hemen onu baştan belirteyim. <br />
<br />
Hiç kaçağın olmadığı, Denizli gibi bir sanayi kentinin nüfusu 955.000 'dir .. Buna <br />
karşılık sanayinin olmadığı Mardin'in nüfusu ise 750.000 'dir. Sanayisi olmayan, <br />
Nüfusu 200.000 daha düşük Mardin'de tüketilen elektrik miktarı, Denizli'nin iki <br />
katından bile fazladır. <br />
<br />
Işte konuyu ilginç kılan budur. Daha az kişiyle, Sanayide kullanmadan bu kadar <br />
elektrik nasıl tüketilir? <br />
<br />
Saydığım ve devamını tahmin edebileceğiniz illerde, devlet daireleri, Lojmanlar, <br />
okullar <br />
Askeri birlikler gibi yerler liste dışı bırakıldığında kaçak kullanım oranının% 99 <br />
civarında <br />
olduğu YETKILILER tarafından ifade edilmektedir. <br />
<br />
2007 verilerine göre elektrikteki kaybın Faturası 2,2 milyar TL'dir. <br />
<br />
Konuyu araştırınca, okuduklarıma inanamadım. Bizzat yetkililerin ifadelerine göre, <br />
kaçak elektrik konusundaki girişimcilik, teknik beceri, zeka kullanımı üst seviyede. <br />
<br />
Rol altında bulunan fayansa dokunarak devreye giren sistem yapmışlar. Ekip <br />
geldiğinde fayansa dokununca kaçak, ekip gittikten sonra dokunulunca ise yasal bağlantı devre <br />
dışı kalıyormuş. <br />
<br />
Fotoğraf ya da röntgen filminden bir parçayı, sayacın arka kısmından içeri geçirerek numaratörün ilerlemesini engelliyorlarmış. <br />
<br />
Ampul sıkıştırılıp yanınca sayaçtan geçen enerji, gevşetilince kaçak kullanım hattı <br />
devreye giriyormuş. <br />
<br />
Sayacın üst kısmını matkapla delen bazı vatandaşlar ise bağladıkları iple toplu <br />
iğneyi sayacın içine sarkıtarak, sayaç içerisindeki klipsi devre dışı bırakıyorlarmış. <br />
<br />
Tamam, iyi hoş, Bu kadar çaba sarf ederek kaçırıyorlar ELEKTRİĞİ de, bizim soru <br />
halen cevap bulmadı. <br />
<br />
Kaçırdıkları ELEKTRİĞİ ne yapıyorlar? <br />
<br />
, Darp olur yastık altında dursun deyip bir kenara koyamazsın Harp olur. <br />
<br />
Kesilir mesilir neme lazım diyerek stoklayamazsın. <br />
<br />
NasIlsa bedava deyip konu komşuya dağıtamazsın. <br />
<br />
Bol bulduk kıçımıza da sürelim diyemezsin. <br />
<br />
E ne yaparsın o zaman? <br />
<br />
Işte tespit edilmiş bazı kaçak kullanım yolları. <br />
<br />
Bir köy evinde bulunan tandırın içerisi rezistans döşenerek ısıtılmaktaymış ve köyün <br />
<br />
ekmekleri bu tandırda pişiriliyormuş. <br />
<br />
İnanması zor ama kuyuya sistem kurup, suyu sürekli sıcak tutuyorlarmış. <br />
<br />
Başka bir köyde yapılan denetimlerde ise vatandaşın duvarların içine Rezistans <br />
döşeterek, evini Duvardan ısıttığı tespit edilmiş. <br />
<br />
En sık karşılaşılan yöntemlerden birisi, bildiginiz Yaylı Yatakları evin tavanına <br />
asıp elektrik <br />
veriyorlarmış. Ev Sıcacık oluyormuş. Hatta abartıp hayvanlarının konforunu safra <br />
gözetmişler. <br />
Bu sistemi ahırlarına bile koymuşlar. <br />
<br />
Öngörülebilir Diğer bir kullanım alanı ise, elektrikle çalışan cihazların rağbet <br />
görmesi. <br />
Elektrikle yemekler pişiriliyor. Su elektrikle ısıtılıyor .. Çok sayıda evde klima <br />
mevcut. <br />
Evlerde yoğurt yapma makinesinden, yumurta kaynatma makinesine kadar envai çeşit <br />
Elektrikli cihazla karşılaşmanız mümkün. <br />
<br />
Ya, insanlar zaten mağdur, Birde sen niye uğraşıyorsun? Adamların o kadarcık lüksü <br />
olsun diyebilirsiniz. <br />
<br />
Iyi dediniz, hoş dediniz ama, TCK Madde 142 öyle demiyor. O buna nitelikli hırsızlık <br />
diyor ve 2 yıldan 5 Yıla kadar hapis cezası ön görüyor. <br />
<br />
E tabi birde benim vicdanımla, cüzdanım öyle demiyor. Dürüst vatandaş olmanın <br />
cezasını % 16 fazla ödeyerek Fatura çekmek istemiyor. <br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?NID=92146' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:52:21 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Elektrikte-De-Acilim-istiyoruz-ve-33-t69140.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Kavaf Penguen'e Kapak Oldu]]></title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Kavaf-Penguen-ve-39e-Kapak-Oldu-t69139.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Trebuchet MS'><span style='font-size: 17px;'><strong class='bbc'>Kavaf Penguen'e Kapak Oldu</strong></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Penguen, bu hafta Devlet Bakanı Aliye Kavaf'ı kapağına taşıdı. Hem de nasıl?<br />
<br />
<br />
</strong>Haftalık mizah dergisi Penguen, eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Kadın ve Aileden sorumlu devlet bakanı Aliye Kavaf'ı kapağına taşıdı. <br />
<br />
İşte o kapak: <br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92102/other/92102-1.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?nid=92102' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:42:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Kavaf-Penguen-ve-39e-Kapak-Oldu-t69139.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Nereden Çıktı Bu Devlet Adamları?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Nereden-Cikti-Bu-Devlet-Adamlari-t69138.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Nereden Çıktı Bu Devlet Adamları? </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
AKP İktidarı ile birlikte, yeni yeni siyaset adamları sahneye çıktılar. Doğal olarak, devlet kademelerinde görevler aldılar, Milletvekili, Komisyon Başkanı, Meclis başkanı, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı oldular. Aralarında, devlet adamı kalitesinde görev yapanlar olduğu gibi, doğduğu, doyduğu bu vatanı, bu devleti kötülemek için her türlü rezilliği yapanlarda çıkıyor, hem de bol miktarda. <strong class='bbc'>*Önce Cumhurbaşkanı Gül ve eşi,</strong> “Türbanla Üniversiteye alınmadığı gerekçesiyle “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edip dava açtılar. Yani kendi ülkelerini mahkemeye verdiler. Daha sonra utandıklarından davalarını geri çektiler. Bu millet, Abdullah Beyi, Milletvekili yaptı, Devlet Bakanı yaptı, Dışişleri Bakanı yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Partisini de 8 senedir tek başına iktidar yapmadı mı?<br />
<br />
 Yaptı. Peki, Türban Problemi çözüldü mü? Hayır. Bu problemi çözmeleri için, milletin verebileceği başka bir mevki- makam kaldı mı? Padişahlık, Sultanlık kalmadığına, uzayda yeni bir dünya henüz bulunmadığına göre demek ki verecek başka makam yok. Şimdi, Cumhurbaşkanı Gül’ün, bu problemi kendisi de çözemediği halde, devleti mahkemeye verdiği için, T.C Devletine ve Türk Milletine bir özür borcu yok mu?<br />
<br />
 <strong class='bbc'>*AB’ den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış:</strong><br />
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ABD’deki Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Yönetim Okulundaki konuşmasında şunları söyledi; “Türkiye’de demokratik sorun yaşayan grup ve bireyler var. Çocuklarına istedikleri isimleri koyamadılar, istedikleri dili konuşamadılar, istedikleri kitapları okuyamadılar. Eşit vatandaş, hissettirecek yasal düzenlemelere gitmek gerekiyor.”<br />
Kim bu Egemen Bey?<br />
<br />
 AKP’ye girmeden evvel Amerika’da yaşayan, özel rehberlik yaparak hayatını kazanan, tercüman biri. Amerika’daki eğitim gören gençlere ev bulmaktan, zengin iş adamlarına özel servis yapan, servis elemanı. Tesadüfen siyasete girecek, Bakan olacak ve ülkesini yurt dışında kötüleyerek eski patronlarına şirin gözükecek. Bu karakterde “Devlet Adamı !” dünyanın tüm demokratik ülkelerini dolaşsanız, asla bulamazsınız.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>*Eski Dış İşleri Bakanı Ali Babacan</strong>: Türkiye’de Müslüman çoğunluğun “dini özgürlük” sorunu yaşadığı doğrudur.<br />
<strong class='bbc'>*Dengir Mir Mehmet Fırat</strong>: New York Tımes’a verdiği demeçte; Atatürk Devrimleri topluma travma yaşatmıştır, bir gecede kıyafet ve dilleri değişti.<br />
<br />
 Sakın yanlış anlaşılmasın, her isteyen, istediği yerde, istediğini elbette konuşabilir. Ama bizim siyasetçilerimizden başka, kendi ülkesini kötüleyen siyasetçi bulamazsınız. Örneğin, Hiçbir Amerikalı siyasetçiye, Irak’ta tecavüze uğrayan on binlerce kadın için, göç etmek zorunda bırakılan 1,5 milyon insan için, “Amerika kötü yaptı” dedirtemezsiniz. Üstelik çözüm makamında olanların, şikayet etmelerini de anlamak mümkün değil.<br />
<br />
 “Bir kiliseye genç bir Papaz atanmış. Gençliğin verdiği azim ve güçle her tarafı temizlemiş. Fakat, kilisenin üstündeki haçı bir türlü temiz tutamıyormuş. Papaz haçı temizliyor, bir karga gelip haçı kirletiyormuş. Bu günlerce devam etmiş. Sonunda Papaz, mahallenin en yaşlılarında birine danışmış, yaşlı kişi “Bir kabın içine rakı koy, karga rakıyı içince, sarhoş olur, sen de onu yakalarsın” demiş. Papaz planı aynen uygulamış ve kargayı yakalamış, ve elindeki kargaya sormuş; Sen nasıl bir yaratıksın? Hıristiyan olsan, haçı kirletmezsin, Müslüman olsan rakı içmezsin, nasıl bir hayvansın sen?<br />
<br />
 Devlet adamlarımızın (!) bu konuşmalarından sonra sormak hakkımız değil mi?<br />
Sizler, Türk Milletinin Devlet Adamları olsanız, kendi devletiniz ve milletinizi böyle acımasızca alçaltmaya gayret etmezsiniz.<br />
Bu sözlerinizde samimi olsanız, nefret ettiğiniz bir ülkede yaşamazsınız.<br />
Nesiniz siz, Türk Milletinin değil de, Ümmetin adamları mısınız?<br />
<br />
 Sağlık ve başarı dileklerimle, 10. Mart. 2010<br />
Rifat Serdaroğlu<br />
<br />
<a href='http://http://www.turkcelil.com/2010/03/rifat-serdaroglu-nereden-cikti-bu-devlet-adamlari/' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:38:31 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Nereden-Cikti-Bu-Devlet-Adamlari-t69138.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Atatürk’e Sövme Modası Ve Tırmanan Osmanlı Yalakalığı</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Ataturk%e2%80%99e-Sovme-Modasi-Ve-Tirmanan-Osmanli-Yalakalig-t69137.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Atatürk’e sövme modası ve tırmanan Osmanlı yalakalığı</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Son aylarda hangi televizyon kanalını açsanız; bir Osmanlı hayranlığıdır gidiyor...<br />
<br />
Özellikle tarihçilikleri kendilerinden menkul “Osmanlı çocukları”, her akşam Osmanlı’nın nasıl “adil”, nasıl “çağdaş”, nasıl “insancıl”, nasıl “barışçı” ve hatta nasıl “demokrat” bir devlet olduğunu anlatıp duruyorlar...<br />
<br />
Osmanlı’nın sanatı...<br />
<br />
Osmanlı’nın kültürü...<br />
<br />
Osmanlı’nın dili...<br />
<br />
Osmanlı’nın devlet yönetimi abartıldıkça abartılıyor, şişirildikçe şişiriliyor...<br />
<br />
Kısacası; o yayılmacı, sömürgeci, baskıcı, ümmetçi tek adam yönetimi; ülkedeki huzursuzluklardan yakınan insanların önüne, yeni bir “model” olarak konuluyor...<br />
<br />
Kabukları o kadar ayıklanıyor ki; seyircilere sadece “yutmak” kalıyor!<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
Elbette; tüm bunlar yapılırken, bir yandan da “cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı” körükleniyor...<br />
<br />
“Adalet mülkün temelinde” geçen “mülk”ün “devlet” anlamına geldiğini bile bilmeyen cahil çocuklar ekranlara çıkıp, “Atatürk’ün bu mal mülk sevdasını da anlamak mümkün değil” diye akıllarınca “dalgalarını” geçiyor!<br />
<br />
Atatürk’ün “sarhoşluğu...” <br />
<br />
Atatürk’ün “diktatörlüğü...” <br />
<br />
Atatürk’ün “başına buyrukluğu...” <br />
<br />
Saatlerce anlatılıyor!<br />
<br />
Kimi onun “ajan” olduğundan dem vuruyor, kimi “Cumhuriyeti ilan ederken halka mı sordu” diye döktürüyor...<br />
<br />
***<br />
<br />
Peki; niye böyle oldu?<br />
<br />
Neden bugün varlığımızı borçlu olduğumuz o adama küfrediliyor da; Osmanlı yüceltiliyor?<br />
<br />
Neden Osmanlı dönemindeki haremlerden, lale devirlerinden, saraylara, köşklere akıtılan paralardan, safahatlarden söz edilmiyor?<br />
<br />
Neden tüm bunlar olurken; halkın yiyecek ekmek bulamadığını, devletin kendi memuruna maaş bile ödeyemez hale getirildiğini kimse anlatmıyor?<br />
<br />
***<br />
<br />
Kurtuluş Savaşı’ndan...<br />
<br />
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında hayata geçirilen mucizelerden...<br />
<br />
Devrimlerden...<br />
<br />
Bugün bile ekonominin temel taşlarını oluşturan dev sanayi ve ticaret kuruluşlarının kurulmasından...<br />
<br />
Milyonlara iş ve aş sağlanmasından söz etmek; neden yasak!<br />
<br />
“Karı” dan “kadın”a...<br />
<br />
“Kadı” dan “hakim”e...<br />
<br />
“Tebaa”dan “vatandaş”a dönüşümü anlatmak; neden ayıp!<br />
<br />
***<br />
<br />
Peki; ne serbest?<br />
<br />
Osmanlı yalakalığı...<br />
<br />
Ve... Atatürk’e her türlü küfür, hakaret, aşağılama!<br />
<br />
Bu modayı önce dinci kanallar başlattı...<br />
<br />
Sonra “liboş aydınların ve Osmanlıcı tarihçilerin” program yaptığı bir haber kanalı, her gece altı saatlik yayınla bu kervana katıldı...<br />
<br />
Şimdi; TRT dahil her kanal, Osmanlı istilasında!<br />
<br />
Böyle bir ortamda...<br />
<br />
Bir vatandaş, Sayın Devlet Büyüğü’nün katıldığı bir toplantıda “padişah” diye pankart açınca şaşırıyoruz...<br />
<br />
Asıl bu şaşkınlığımıza şaşırmalıyız...<br />
<br />
Atatürk karşıtlığının ve cumhuriyet düşmanlığının bu kadar körüklendiği bir ortamda, vatandaş yine de iyi dayanıyor!<br />
<br />
 <br />
***<br />
 <br />
<br />
<strong class='bbc'>GÜNÜN SORUSU</strong><br />
<br />
ABD Kongresi Dış İlişkiler Komisyonu’nun sözde Ermeni soykırımı teklifini kabul etmesinden sonra, Washington Büyükelçimizi Ankara’ya çağırdık ya... Sayın Devlet Büyüğü, dün bir açıklama yaptı ve “Olumlu gelişme görmezsek Büyükelçimizi göndermeyeceğiz” dedi... Sorum ona:<br />
<br />
Acaba nükleer enerji zirvesi için 12-13 Nisan tarihlerinde ABD’ye yapacağı ziyareti iptal etmeyi de düşünüyor mu?<br />
<br />
*** <br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'>Depremi bırakıp, bakanlar için asfalta yama yapanlar!</span></strong><br />
<br />
Başbakan Yardımcısı ve bazı bakanlar; Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen depremi duyar duymaz bölgeye gittiler...<br />
<br />
Onların geleceğini öğrenen “devletteki işgüzar zihniyet” de anında harekete geçti!<br />
<br />
Depremzedelere ulaşmayı, arama kurtarma çalışmalarına katılmayı, halkın yaralarını sarmayı bir kenara bırakıp; “devlet büyükleri”ne yaranmak için onların geçeceklerini düşündükleri yollarda “asfaltlama” çalışması başlattılar...<br />
<br />
Depremde en çok can kaybının meydana geldiği Kovancılar ilçesinin girişindeki asfalt çalışması; görenleri çıldırttı!<br />
<br />
Ama gelin görün ki; bakanlar Kovancılar’a gitmek için karayolunu değil de helikopteri tercih edince; tüm “göz boyama çalışmaları” suya düştü!<br />
<br />
***<br />
<br />
Çok merak ediyorum; bu talimatın altında hangi işgüzar bürokratın imzası var?<br />
<br />
Umarım Sayın Bakanlar, bu soytarılığın hesabını sorarlar!<br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ataturke_sovme_modasi_ve_tirmanan_Osmanli_yalakaligi&tarih=10.03.2010&Newsid=292568&Categoryid=4&wid=102' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</span></span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:20:21 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Ataturk%e2%80%99e-Sovme-Modasi-Ve-Tirmanan-Osmanli-Yalakalig-t69137.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Günah Keçisi Kerpiç!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Gunah-Kecisi-Kerpic-ve-33-t69136.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Günah keçisi kerpiç!</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Bul bir günah keçisi! Keçiyi suçla, rahatla! Onların “günah keçisi portföyü” klişedir. Hep tekrarlarlar: Cumhuriyetle birlikte okulların yapılması, elektriğin gelmesi, yolların ve demiryollarının bölgeye ulaşması, laiklik, devrimler, kadının çarşaftan çıkması, erkeğin şalvardan sıyrılması, hilafetin kaldırılması, cumhuriyetin kurulması, Atatürk ilke ve inkılâpları, köylüyü ağa kölesi olmaktan kurtaracak “köy enstitüsü modelinin” denenmesi birer “günah keçisi”dir. <br />
<br />
Devrim tepeden gelmiştir.<br />
<br />
Onlara göre, cumhuriyet tepeden inme devrimlerle kurulduğu için halk kerpiç evden kurtulamıyor.<br />
<br />
İnsanı kerpiç evler yuttu.<br />
<br />
Duvarı kerpiç, çatısı ağır.<br />
<br />
Duvarının çekme gücü yok.<br />
<br />
Ahırıyla birlikte sadece 5-10 bin lira gibi az bir paraya mal olan evin kerpiç duvarları, kışın karıyla yağmurunu görünce suyu emerek 10 kat ağırlaşan yapılar haline geliyor ve Doğu Anadolu Fay hattı, 6 büyüklükte oynasa bile 8 şiddetinde yıkıyor. Kerpiç evler DASK’ın (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) “Zorunlu Deprem Sigortası” kapsamına bile alınmıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
Gözü körolası kerpiç!<br />
<br />
Duvarı devrilesi kerpiç!<br />
<br />
Halkın yakasından bir türlü düşmüyor! 8 yıldır iktidarda bulunan ve bölgedeki oyların çoğunluğunu alan partinin başkanı Başbakan da “Kerpicin bedeli ağır oldu” demesine rağmen bölge milletvekilleri, niçin halkın gelirini artıracak bir model bulma ve onları dayanıklı ev yapma kültürüne atlatma çabası ortaya koymadılar. Bu yönde yenilik sayılabilecek en küçük bir adım dahi atmadılar, atamadılar.<br />
<br />
2002 seçimlerine gidelim.<br />
<br />
Partilere tek tek bakalım.<br />
<br />
Vekil adaylarını tanıyalım.<br />
<br />
AKP: A. Veli Seyda (Şeyh), Mehmet Beşir Hamdi (Şeyh), Zülfükar İzol (İzol Aşireti), Nuri Dağdağa (Bekiran Aşireti), Ahmet İnal (Badıka Aşireti), Mehmet Ali Suçin (Alikan Aşireti), Selahattin Dağ (Dağ aşireti)<br />
<br />
CHP: Turan Tüysüz (Kalender Aşireti), Ahmet Öncel (Badıllı Aşireti), Ahmet Kıran (Kejan Aşireti), Mehmet Kartal (Burukan Aşireti) Necmi Yağızer (Burukan Aşireti) Esat Canan (Dostki Aşireti), Abdulhalik Özdinç (Gravi Aşireti), M. Nezir Nasıroğlu(Sinka Aşireti) Cemil Taşkın (İsperti Aşireti) Sait Doğan (Hıdırsor Aşireti)<br />
<br />
MHP: Mahmut Özyavuz (Cumeyli Aşireti), Fudayıl Yüksel (Melkişo Aşireti), Adil Gökçe (Mamkuran Aşireti)<br />
<br />
DEHAP: Ahmet Türk (Kanco Aşireti). BAĞIMSIZLAR: Sabahattin Cevheri (Şeyhanlı Aşireti), Mustafa Zeydan (Pinyaniş Aşireti) Naim Geylani (Şeyh), Faruk Septioğlu (Şeyh) Diğer partiler de aynı. Yerim dar yayınlayamıyorum. ANAP, SP, YTP, DYP, seçime kimler girmişse hemen hepsinin milletvekili adayları aşiret lideri ya da şeyh, büyük toprak ağası... (Bu bilgilerin ayrıntısına Selcan Taşçı’nın Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüstem Erkan’ın araştırmasından yararlanarak hazırlanan Medya Polemik sitesindeki yayınından ulaşabilirsiniz.)<br />
<br />
***<br />
<br />
Son seçimlerde “6 şiddetinde depremde çöken kerpiç evlerin tozu ile toprağı altında boğularak ölen bölge insanından en yüksek oyları alarak Meclis’e giren AKP ile DTP (şimdi BDP) milletvekillerinin tamamı ağalık, aşiret ve şeyhlik üzerinden gelme” kişiler. 1950’den beri bölge için çıkartılan bütün teşvik sistemleri toprak ağalarını, şeyhleri, şıhları aşiret liderlerini ihya ediyor.<br />
<br />
AKP bu yapıyı değiştirmedi.<br />
<br />
Bu yapıdan besleniyor.<br />
<br />
Bu geri ve din istismarcısı yapıyı doğanın afeti olan depremler ortaya çıkartıyor fakat kurnaz siyasetçi, kerpici günah keçisi ilan edip rahatlıyor. Bu kurnaz siyasetçinin destekçisi ağızdan dolma aydınlar da suçu cumhuriyet ve devrimlerine yıkma aymazlığının batağında kıvranıyorlar.<br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Gunah_kecisi_kerpic&tarih=10.03.2010&Newsid=292554&Categoryid=4&wid=108' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</span></span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:13:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Gunah-Kecisi-Kerpic-ve-33-t69136.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Tayyip Beyin Tayyareleri</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Tayyip-Beyin-Tayyareleri-t69135.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Tayyip Beyin Tayyareleri<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92106/system//92106-MP.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
</strong></span></span></span><strong class='bbc'>Hükümdarıma 8-10 yıldızlı Dolmabahçe sarayı yakışır Rixos...<br />
<br />
</strong>Çok değerli hünkarimıza, pardon başbakanımıza <br />
Dolmabahçe sarayında ofis olarak bir bina daha <br />
tahsis ediliyormuş. <br />
<br />
Bu tahsisle birlikte Başbakan Tayyip beyin, <br />
Dolmabahçe sarayında ÜÇ tane ofisi olacakmış. <br />
Yakışır! ... <br />
<br />
Haber diyor ki; <br />
<br />
"TBMM Başkanlığı, Musahiban ve Matrah-ı Amire dairelerinin ardından Başbakan Recep <br />
Tayyip Erdoğana Dolmabahçe sarayında üçüncü bir ofis tahsis ediyor.Edinilen bilgiye <br />
göre, Musahiban ve Matrah-ı Amire dairelerinin yanında, sergi salonu ve Yıldız <br />
Porselen Fabrikasının satış yeri olarak kullanılan bina da Başbakanlıka verilecek <br />
(Hürriyet 09.03.2010) " <br />
<br />
*** <br />
Tayyip Beyin tayyareleri; <br />
<br />
Birileri Başbakanın 3 uçağı var derken, <br />
Diğeri de 6 uçağı var diyor. <br />
<br />
Hünkarımıza yeni bir VİP Tayyere <br />
Sadece 61 milyon dolarcıka alındı ... <br />
ABD Başkanının uçağının Azıcık daha lüksü olan bir Tayyarecik .. . <br />
12.500 km uçabilen, 18 koltuklu bir uçak. <br />
Acil durumlarda Sayın Hünkarın ailesi ve, <br />
Yağmur altında beraber ıslandığı yol arkadaşlarını alabilecek kapasitede! <br />
<br />
<br />
<br />
Başbakanın sayısı bilinmeyen makamı arabalarının sonuncusu <br />
Mercedes S 500, Fiyatı 248 bin euro-570 beygir -- <br />
Adeta yerde uçuyor 250 km sürat yapıyor. <br />
Feda olsun sultanıma! <br />
<br />
Başbakanın uçağına yemek servisi verecek olan türk Do & Co firmasının "Havayolu <br />
İkram" departmanı tarafından hazırlanmış ve "VIP Uçuşlar El Kitabı" şöyle diyor; <br />
<br />
140 çeşit yemek var; <br />
<br />
Dana kuşbaşı etli kuru fasülyeden bulgur pilavına, <br />
İslim kebaptan mantıya, <br />
Hünkar beğendiden Kuzu kapamaya <br />
Ispanak Soslu mantı, <br />
palamut ızgara, kağıtta levrek, <br />
çeşit çeşit makarna. Rende parmesan yerine, rende kaşar <br />
Ordövr tabakları, meze tabakları, salatalar, <br />
Deniz Mahsülleri tabakları (somon, Lakerda, Karides <br />
Sabah simiti taze olacak. <br />
Kereviz Sapı istendiğinde, parçalara bölünerek verilecek ... <br />
<br />
Afiyet olsun hünkarıma! ... <br />
<br />
*** <br />
<br />
Sağolsundu hünkarımız! <br />
Yetimin hakkını işçilere yedirmezdi .. .. <br />
<br />
*** <br />
<br />
Okyanus aşırı Uzun menzilli Tayyareleri, <br />
Çevresinde yüzlerce koruması, <br />
Onlarca Zırhlı arabaları, lüks <br />
Stanbul'daki Villası yanında özel helikopter pisti <br />
Ailesine ait milyarlık Villaları, <br />
Evlad-ı ayalinin gemicikleri, Pırlanta mağazaları olan <br />
Tayyip Beye, <br />
Soroydo sadece 3 ofis, değil <br />
Aslında Dolmabahçe sarayının tamamı, <br />
Hatta 8 yetmez, 10 yıldızlık güzel Saraylar yakışır sultanıma! <br />
Topkapı'da Harem bölümü de yaraşır ... <br />
<br />
<br />
<br />
Hatta Dolmabahçe sarayında başbakana tahsis edilmiş olan bu yerlerin, Başbakanı özel <br />
7 otel villasında ağırlayan Rixos otellerin sahibi Fettah Tamince'ye verilerek <br />
DOLMABAHÇE Rixos adıyla 8 yıldızlı yıldızlı Padişahlık lojmanı olarak düzenlenmesi <br />
safra gerektir. <br />
<br />
*** <br />
<br />
Fettah Tamince kimdir derseniz? <br />
<br />
Onu da CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, TBMM Başkanlığı'na Başbakan <br />
Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi üzerinden yanıtlayalım; <br />
<br />
Köktürk, soru önergesinde şöyle diyor; <br />
<br />
"Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ailesiyle otellerinde konakladığı, Cumhurbaşkanı <br />
Abdullah Gül'ün yatıyla mavi tura çıktığı Rixos otellerinin sahibi Fettah <br />
Tamince'nin ortak olduğu 10 Sirketin dokuz yıl boyunca Devlete hiç kurumlar vergisi <br />
ödemediği ortaya çıktığı" yönündeki haberleri anımsattı. <br />
<br />
"Antalya Lara'daki temalı park projesinde, nedensiz olarak ilk ihalenin iptalinin <br />
ardından, hiçbir değişiklik olmadan çıkılan ikinci ihaleyi Başbakan Erdoğan'ı <br />
günlüğü 9 bin 500 dolarlık süitte ağırlayan Fettah Tamince kazanmıştı. Ihalenin <br />
gerçekleştirildiğ i hafta içinde, Erdoğan'ın Tamince'nin otelinde kalması tepkilere <br />
yol açmıştı "ifadesine yer vererek, Başbakan Erdoğan'a şu soruları yöneltti: <br />
<br />
"Haberde yer aldığı üzere; Fettah Tamince'nin ortak olduğu 10 Sirketin dokuz yıl <br />
boyunca Devlete hiç kurumlar vergisi ödememesine yönelik Tekzip edilmeyen <br />
açıklamalar, AKP - Yandaş sermaye ilişkisinin bir yansıması mıdır? <br />
<br />
Fettah Tamince'nin ortak olduğu 10 Sirketin, yıllar boyunca hiç kurumlar vergisi <br />
ödememiş olmasına yönelik iddialar, sizin söyleminizce "Yetim hakkını yeme" ve yetim <br />
hakkı yenilmesine "göz yumma" demek değil midir? " <br />
<br />
*** <br />
<br />
Ne diyelim; <br />
<br />
Bozacının şahidi, şıracı <br />
Davulcunun adamı zurnacı imiş! <br />
Tabii ki hünkarımızın YAKINI da, <br />
Rixos otellerinin vergi ödemez sahibi olacaktır! <br />
<br />
*** <br />
<br />
AKP'li seçmenlerin pankartlarla <br />
yaza yaza söyledikleri gibi, <br />
Tayyip Bey artık padişahtır! <br />
<br />
<br />
Naci Kaptan <br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?nid=92106' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:09:05 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Tayyip-Beyin-Tayyareleri-t69135.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Anayasa Değişikliğinde Asıl Amaç Ne?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Anayasa-Degisikliginde-Asil-Amac-Ne-t69134.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Trebuchet MS'><span style='font-size: 17px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Anayasa Değişikliğinde Asıl Amaç Ne? </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92161/system//92161-MP.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Anayasa değişikliğinde gündeme getirilecek ilk konu, siyasal parti kapatılmasının olanaksızlaştırılmasıdır.<br />
<br />
</strong>Çünkü, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla saptanan iktidardaki partinin, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararları ile netleştirilmiş ve kurucu felsefenin temeli olan laiklik ilkesine uyum sağlamaya hiç niyeti yoktur. “Kapatmama kararı”ndan sonra, sanki o güne kadar yaptıkları doğru imiş gibi “yola devam” söylemleri bunu kanıtlamaktadır. Yönetenlerin ve yönetilenlerin asli görevi olan Anayasa’ya uyum sağlamak yerine, Anayasa’yı kendi görüşlerine uygun duruma getirmenin çabası açıkça görülmektedir. Bunun için de “Venedik ölçütleri” gerekçesine sığınmaktadırlar. <br />
<br />
Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu kararlarında, siyasal partilerin ancak şiddet kullanmak yoluyla demokratik düzeni değiştirmeyi öngörmesi durumunda kapatılabileceği kabul edilmektedir. Yine Komisyon, parti kapatma hukuksal sürecinin başlatılması kararının doğrudan ya da dolaylı olarak siyasal kurumlarca verilmesini ya da yargı tarafından başlatılan sürecin demokratik denetime bağlı olması gerektiğini açıklamaktadır. <br />
<br />
REJİMİN KENDİNİ KORUMA REFLEKSİ KALKIYOR <br />
<br />
Türkiye’de, özellikle 2003 yılından buyana yaşanan gelişmeler, laik, demokratik Cumhuriyet rejiminin büyük ölçüde dönüştürüldüğünü gösteren örneklerle doludur. Bu dönüşüm yaşanırken, iktidar gücü “şiddete” başvurma gereksinmesi duymamıştır. Elinde bulunan yasama ve yürütme “mutlak gücü” nedeniyle buna gereksinmesi de yoktur. Demek ki, “şiddet içermeyen görüş, söylem ve eylemlerin kapatılmaya neden olmaması” gerektiğine ilişkin düşüncenin gerçeklerle bağdaşmadığı ortadadır. “Manevi şiddet” öğesi içeren bu eylem ve söylemlerin toplumsal ve kamusal düzeni dönüştürdüğünde kuşku bulunmamaktadır. Bu dönüşümün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi temellerine aykırılığı açık olduğuna göre, parti kapatmaya neden olacak eylemlerde “şiddet” aramanın, rejimin kendini koruma refleksini ortadan kaldırmaktan başka anlam taşımayacağı açıktır. Tüm gerçekleştirme araçları elinde olduğundan, iktidar gücünün rejimi değiştirmek için “şiddet kullanması”, işin doğasına da aykırıdır. Ne yazık ki, bu gerekçe Anayasa Mahkemesi tarafından, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” saptanan siyasal partiye uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde de “hafifletici neden” olarak kullanılabilmiştir. <br />
<br />
DEMOKRATİK VE HUKUKSAL DENETİM <br />
<br />
Parti kapatma sürecinin doğrudan yargı tarafından başlatılması, bu sürece siyasal organların karışmaması işin gereğine uygundur. Çünkü, siyasal çoğunluğu elinde bulundurup, rejimi değiştirmek isteyen siyasal partinin kapatılması davası açılmasını, yine aynı parti çoğunluğunun oluşturduğu yasama organının kabulüne bağlamanın hiçbir mantıksal ve hukuksal geçerli gerekçesi olamaz. <br />
<br />
Yargı tarafından başlatılan siyasal parti kapatma süreci, ülkemizde demokratik ve hukuksal denetime bağlıdır. Gerçekten, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan kapatma davası, Anayasa Mahkemesi’nce öncelikle “kabul edilebilirlik” yönünden incelenmekte; eğer dava kabul edilirse kapatma istemi incelemeye alınmaktadır. Örneğin, AKP’nin kapatma davasında Anayasa Mahkemesi önce “iddianamenin kabulü” üzerinde durmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14.03.2008 günlü iddianamesi ve eklerini inceleyerek, “İddianamenin Abdullah Gül dışında kalan bölümünün kabulüne oybirliğiyle; Abdullah Gül yönünden kabulüne oyçokluğuyla” karar vermiştir. (30.07.2008, E.2008/1 SPK, K.2008/2) Demek ki, siyasal parti kapatma iddianamesi, bir yüksek mahkeme tarafından, kabul edilebilirlik yönünden incelenmektedir. <br />
<br />
AİHM NE DİYOR <br />
<br />
Şunu da vurgulamak gerekir ki, Venedik Komisyonu kararlarının bağlayıcılığı yoktur. Bunlar, istişari nitelikte kararlardır. Bağlayıcı olan AİHM kararlarıdır. Onun için, asıl yol gösterici olan AİHM’nin konuya yaklaşımı üzerinde durmak gerekmektedir. AİHM, şiddete başvurmayı önermese bile, demokratik düzenle bağdaşmayan bir devlet ve toplum tasarımı benimseyen siyasal partilerin kapatılabileceğini kabul etmektedir. AİHM kararlarında, siyasal parti kapatmaya ancak çok zorunlu durumlarda başvurulabileceğini; siyasal parti programlarının her zaman gerçek niyeti göstermeyeceğini, o nedenle partilerin uygulamalarının da çok önemli olduğunu vurgulamaktadır. AİHM’nin siyasal parti kapatma davalarındaki temel ölçütü, “demokrasiye uygunluktur”. Bu ölçüt, demokrasinin olmazsa olmazı laiklik ilkesine uygunluğu da kapsamaktadır. Mahkeme’ye göre, eğer bir siyasal partinin eylem ve söylemleri laiklik ilkesine aykırı ise, o siyasal parti kapatılabilecektir. <br />
<br />
İKTİDAR KENDİNİ KORUMAYA ALIYOR <br />
<br />
AİHM, ayrıca özel durumları da değerlendirmektedir. Yüksek Mahkeme, Refah Partisi davasında Türkiye’nin özel koşulları üzerinde de durmuştur. AİHM bu davada, “laikliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı en temel ilkelerden biri” olduğunu vurgulamış, laiklik ilkesine aykırı davranışların, AİHS’nin din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesinin koruması altında olmadığını belirtmiştir. Kararda, Refah Partisi liderlerinin konuşmalarında, dinsel kurallara göre örgütlenmiş bir toplum ve devlet modeli ortaya konulduğuna dikkat çekilmekte, RP’nin “tek başına iktidara gelmesi durumunda” bu görüşlerini uygulamaya koyma olanağı bulacağı, Anayasa Mahkemesi’nin bunu beklemeden anılan partiyi kapatmasının yerinde olduğu belirtilmektedir. (Bilgiler, Rıza Türmen’in 30.3.2009 ve 3.4.2009 günlü Milliyet’te yayımlanan Siyasal Partilerin Kapatılması (1, 2) yazılarından alınmıştır.) Tek başına iktidara gelme olasılığının rejime vereceği zarar bile kapatma için yeterli görüldüğüne göre, aynı dünya görüşündeki bir siyasal partinin tek başına iktidarda bulunmasını çok iyi tahlil ve takdir etmek gerekir. <br />
<br />
AİHM kararları, siyasal partilerin kapatılması konusunda Anayasa’da bir sorun bulunmadığını ve değişikliğe gerek olmadığını göstermektedir. Ne var ki iktidar partisi, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortaya konulan Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin temelini oluşturan laiklik ilkesini içine sindiremediği için, gelecekteki eylemleri nedeniyle kendine korumaya almaya, Anayasa değişikliğiyle kapatılmaktan kurtulmaya çalışmaktadır. Milli Nizam Partisi döneminden beri sorun aynıdır. Milli Nizam Partisi de, Refah Partisi de, Fazilet Partisi de, laiklik ilkesine aykırı eylem ve söylemleri nedeniyle kapatılmışlardır. Onlara göre “Anayasa Mahkemesi’nin laiklik anlayışı ile halkın laiklik anlayışı bağdaşmamaktadır”. Oysa unutulan nokta, “Kuruluş” felsefesinin temelini oluşturan laikliğin Anayasa’da yer verilen biçimiyle, hem “milli irade”nin hem “siyasal iktidar gücünün” sınırını oluşturduğudur. Egemenliğin sahibi “millet”in ve egemenliği kullanan organların, anayasal düzene bağlı kalmak zorunluluğu vardır. <br />
<br />
HER DEVLET KURDUĞU DÜZENİ KORUMA HAKKINA SAHİPTİR <br />
<br />
Yapılmak istenen değişikliğin mantığı, “bir siyasal partinin cezasını seçimlerde ancak halk verir” önermesinde yatmaktadır. Oysa, devletin bekası için, bir siyasal partinin her şeyden önce, anayasal düzeni benimsemek, ona uymak ve onu korumak zorunluluğu ve sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinin denetiminin de halk tarafından değil, devletin yetkili organlarınca yapılması doğaldır. Devlet yaşamında olağanüstü role sahip siyasal partilerin demokratik düzeni tahrip edici güç durumuna gelerek rejimi değiştirmeye çabalaması karşısında devletin seyirci kalmayacağı kuşkusuzdur. Her devlet, kurduğu düzeni hukuk yoluyla koruma hakkına sahiptir. Hiçbir demokratik düzenden, kendini yok edecek yaklaşımlara hoşgörü göstermesi beklenemez. Çünkü, devlet gücü, adil ve yansız olmaktan çıkıp siyasal iktidarın silahı durumuna gelirse, herkes korumasız ve çaresiz kalır. <br />
<br />
Yapılan işin en sağlıksız yönü, demokrasinin hukuksal emniyet sübaplarının tek tek ortadan kaldırılmasıdır. Ne yazık ki, ülke bilinç ekseninden inanç eksenine kaymış olduğu için, olumsuzluklar insanları etkilememektedir. <br />
<br />
Bülent Serim <br />
YÖK eski Üyesi <br />
Anayasa Mahkemesi eski Genel Sekreteri <br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?NID=92161' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:01:26 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Anayasa-Degisikliginde-Asil-Amac-Ne-t69134.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Vatan Yahut Silistre</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Vatan-Yahut-Silistre-t69133.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Vatan yahut Silistre</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Sene 1854...</strong><br />
<br />
 Kale bizim; 10 bin kişiyiz. Rus ordusu kapıya dayanmış, 80 bin kişi; boğaz boğaza, fena kapışma oluyor... İslam bey, yiğit adam, ecdadında 42 şehit var, uzaktan seyretmeyi kendine yediremiyor, gönüllü olarak kaleye gitmeye karar veriyor. Âşık aynı zamanda... Sevdiğine uğruyor, vedalaşıyor, duygusal durumlar yaşanıyor. Sevgilisi Zekiye... O da bir yiğit kız... Güya uğurluyor İslam beyi, sonra giyiyor erkek kıyafetlerini, <strong class='bbc'>“Benim adım Adem”</strong> diyerek, gönüllüler arasına karışıyor... Savaş mavaş, kan gövdeyi götürüyor, gözünü budaktan sakınmayan İslam bey yaralanıyor, Adem kılığındaki Zekiye ona bakıyor, yaralarını sarıyor. Neticede, Rus ordusu pes ediyor, çekiliyor. Kale kumandanının, aslında Zekiye’nin babası olduğu ortaya çıkıyor iyi mi... <br />
Hiç görmemiş, öldü bilmiş, meğer o da ismini değiştirmiş... Velhasılkelam, baba kız kucaklaşıyor, İslam beyle Zekiye muradına eriyor, evleniyor.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Vatan yahut Silistre”</strong> bu.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Namık Kemal’in eseri.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 O kale, Silistre.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Gel zaman git zaman, biz de Rus ordusu gibi tutunamıyoruz oralarda... Birinci Dünya Savaşı kaybediliyor, Balkanlar kaybediliyor, imparatorluk yıkılıyor, Anadolu <strong class='bbc'>“Silistre”</strong> gibi savunuluyor ve eşsiz kahramanlık destanıyla, enkazın altından sağ salim Türkiye Cumhuriyeti çıkıyor.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Sene 1934, Silistre’de bir kahve... Türkler pılısını pırtısını toplamış, komşularıyla helalleşerek, asırlardır <strong class='bbc'>“vatan”</strong> bildikleri toprakları terk ediyor peyderpey, Anadolu’nun bağrına, <strong class='bbc'>“anavatan”</strong>a gidiyor. Balkan Türkleri, yeni bir hayat kurmak ve ilelebet terk etmemek üzere, Türkiye’ye akıyor... Vapurla İstanbul, ardından katır sırtında Elazığ, çoluk çocuk 400 kişiler... Önce Palu’da geçici olarak barındırıyorlar onları, sonra bomboş, çorak bir araziyi göstererek, <strong class='bbc'>“Aha işte şurası sizin”</strong> diyorlar, <strong class='bbc'>“kurun köyünüzü...”</strong><br />
<br />
 *<br />
<br />
 Kuruyorlar köylerini.<br />
<br />
 Ve, ismini koyuyorlar:<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Kovancılar.”</strong><br />
<br />
 *<br />
<br />
 Terk ettikleri dönemde Romanya’ya bağlı olan, sonradan Bulgaristan sınırlarına dahil edilen Silistre’nin Kovancılar Köyü yani... Kendileriyle beraber, köylerinin ismini de taşıyorlar.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Sonra?<br />
<br />
 Bi Allah.<br />
<br />
 Bi de onlar.<br />
<br />
 Ne arayan oluyor bir daha...<br />
<br />
 Ne de hallerini soran.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Gel zaman git zaman, sene 2010, deprem oldu, alt tarafı 6 şiddetinde... 400 kişiyle başlayan, çoğalan, ilçe haline gelen Kovancılar’a bağlı köyler, yerle bir oldu... Deprem olana kadar kimse onların farkında olmadığı için, ne yerler, ne içerler, nerde otururlar kimse merak etmediği için, 2010 senesinde hâlâ 1934’ün şartlarını yaşadıkları için...<br />
<br />
 51 canımız gitti.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Romanya, AB üyesi oldu bu arada...<br />
<br />
 Bulgaristan, AB üyesi oldu.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Silistre”</strong>nin eski adresi de, yeni adresi de AB temellerinde oturuyor.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Vatan”</strong> kerpiç enkazı altında.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href='http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14060454_p.asp' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 15:54:18 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Vatan-Yahut-Silistre-t69133.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Hangi Kadın?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Hangi-Kadin-t69132.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Hangi Kadın?</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92090/system//92090-MP.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Her Allahın günü birileri tarafından tecavüz edilen zavallı kadınlarımızdan<br />
mı?</strong><br />
<br />
Yoksa bazı kesimlerde eğitim seviyesi yükseldiği halde hala kadınını döven <br />
zihniyetten mi bahsedelim. <br />
<br />
Hangisinden bahsedersek bahsedelim Türkiye'de, Anadolu'da kadın olmak zor. <br />
<br />
Kendi karısına kızına bakanlara namusluyum edasıyla gezen erkekler, diğer <br />
taraftan başkasının karısına kızına rahatlıkla ağzından salyalar akıtıyorsa. <br />
<br />
Kadınlarımız, analarımız, bacılarımız derken diğer taraftan da dayak <br />
cennetten çıktı, kadının yeri evidir denebiliniyor ciddi ciddi düşünmek <br />
gerek. <br />
<br />
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki 5.5 milyon *ev kızı* eğitimden ve <br />
çalışmaktan uzak tutuluyor, tamam işsizlik ülkemizde çok yüksek rakamlara <br />
ulaşmıştır lakin bu kesimdeki mantık *kadının yeri evidir*. <br />
<br />
<br />
<br />
"*Akşamları yarım saat televizyonu kapatın, Kuran bilen ev halkı okusun. <br />
Evde kuran bilmeyen var ise ses kayıtlarından yardım alsın*" diyen Diyanet <br />
İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, *Habertürk 06*.*02.2010* " <br />
<br />
<br />
Tavsiyeleri doğrultusunda kendi aklını mantığını kullanmayan kadınlarımıza <br />
ilimden, bilimden, kadının dünyaya katkısından, artı değerinden, <br />
sağduyusundan hiç bahsedilmiyorsa, <br />
<br />
Aksine üç çocuk yap evde otur deniliyorsa, <br />
<br />
Evet, bütün gün televizyon karşısında abuk sabuk filmlerle bomboş <br />
programlarla beyinlerin yıkanmasına bizlerde karşıyız ama ille de kuran oku <br />
açıkçası cahil kal demiyoruz dinsel ve manevi duyguları doyurmak kişinin <br />
kendisinde kalmalı yönlendirilmemeli. <br />
<br />
Yerine kitap okuyun kendinizi ilerletiniz her çocuğu yetiştiren annedir anne <br />
ne kadar bilgili olursa o çocuğuna yansıyacak haliyle toplumlarda daha <br />
aydınlık düzeye erişecek tazı yönlendirmeler toplumu ileriye taşıyacaktır. <br />
<br />
<br />
<br />
*Bu ülkeye düşünen sorgulayan beyinler gerek, devamlı gerilemeye teşvik <br />
edici söylemlerle bu olamaz.* <br />
<br />
<br />
<br />
İslamiyet'le kadının daha gerilemiş olduğu aşikârdır. <br />
<br />
Hâlbuki Orta Asya da yaşayan Ön Türklerde kadın daima hakanın yanında söz <br />
sahibi olurken buğun 21 yüzyılda halen eve kapatılmak istenen senin işin <br />
çocuk büyütmek denilebiliniyor. <br />
<br />
Gevreyen imanlar gereği ülkemizde kadınlar üzerinden enerji patlaması <br />
yaşanırken, <br />
<br />
<br />
<br />
Kullanılan kadınlarımız* KENDİ HAKLARINA SAHİP ÇIKMADIKLARI İÇİN SUÇLULAR.* <br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye kadın erkeklerle siyasette, işte, evde eşit haklara sahip olması <br />
gerekir, dünya sıralamasında son sıralarda 107'nci olması hiç mi hiç <br />
yakışmıyor. <br />
<br />
<br />
<br />
1930 yılında seçme ve seçilme hakkını kazanan ve dünyada ilk olan Türk <br />
kadını bu hakkına sahip çıkamadığı için suçludur. <br />
<br />
<br />
<br />
Yeni Zelanda 1893, <br />
<br />
Avustralya 1902, <br />
<br />
Finlandiya1906, <br />
<br />
Norveç 1913, <br />
<br />
Amerika 1920, <br />
<br />
İngiltere.1928, <br />
<br />
Fransa1945, <br />
<br />
Belçika 1946, <br />
<br />
İsviçre 1971, <br />
<br />
Kuveyt 2006 <br />
<br />
<br />
<br />
Tarihlerinde oy kazandıklarını düşünürsek bu hakkı Türk kadınına veren *MUSTAFA <br />
KEMAL ATATÜRK 'ÜN* önünde binlerce kez eğilmeliyiz ve bu hakka yeteri kadar <br />
sahip çıkmayan kadın da suçludur.. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sacide Erçetin <br />
<br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?NID=92090' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 16:37:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Hangi-Kadin-t69132.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>ABD’nin Tayyiban Cumhuriyeti Projesi!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/ABD%e2%80%99nin-Tayyiban-Cumhuriyeti-Projesi-ve-33-t69131.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>ABD’nin Tayyiban Cumhuriyeti projesi!</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Hiç kendimizi kandırmayalım, Türkiye NATO’ya gireli beri ABD mandasıdır ve 50 küsur senedir o şekilde yönetiliyor!<br />
ABD yörüngesinden çıkıldığı an ise bildiğimiz şeyler yaşanmıştır!<br />
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat müdahaleleri bunun göstergeleridir.<br />
Menderes, SSCB ile stratejik ittifak anlaşması yapmak için Moskova seferine bile çıkamamış ve müdahaleye maruz kalmış; Demirel, Batı aleminden alamadığı demir-çelik teknolojisini Moskova’dan alması sebebiyle 12 Mart’ta derdest edilmiş; Ecevit’in de Kıbrıs’a asker çıkardığı için üstü çizilmiştir.<br />
<br />
<strong class='bbc'>TSK’ya operasyonunperde arkası<br />
</strong>Hayır ABD ve benzer emperyal ülkeler bunu sadece Türkiye’de değil, etki alanında olan her coğrafyada yapıyorlar. Hatırlayın Amerikancı olarak bilinen Pakistan Devlet Başkanı merhum Ziya-ül Hak bile Pakistan’a atom bombası kazandırdığı için bizatihi CIA’nın suikastına maruz kalmıştı.<br />
Gelelim ABD’nin Türkiye bağlamında yeni hedef ya da projesine.<br />
Soğuk savaşın bitmesi ile Washington dünyanın tek egemeni olarak önümüzdeki çeyrek yüzyılı dizayn etmek istiyor. Bunun için önceliği enerji merkezi Orta Doğu ve Kafkasya hinterlandını kontrol altında tutmaktır. Böyle bir şeyi yapabilmek için de bölgede güçlü ve sadık bir jandarmaya ihtiyacı var ki o Türk Silahlı Kuvvetleridir.<br />
Ancak 2003 Martındaki Irak’ı işgal olayında görüldüğü gibi TSK, soğuk savaş sürecinde olduğu gibi robot olmaktan çıkmış ve milli bir kimliğe oturmuştur. Nitekim bunun yansımaları Bağdat’ı işgal olayında görüldü ve TSK, ABD’ye örtülü tavır aldı.<br />
İşte o fotoğrafı çeken ABD, o gün bugün TSK’yı psikolojik olarak çökertmek ve kendine ram etmek için seferberdir. Çuval geçirmeyle başlayan süreç, Ergenekon ile sürdürülüyor. Hedef TSK içinde vücut bulan milli silkinmeyi dumura uğratmaktır.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Üniter devlet askıya!<br />
</strong>AKP bu noktada ABD’ye omuz vermektedir. Tayyip Bey’in beni deliğe süpürmeyin feryadı, TSK’yı seninle beraber yere sereceğim teminatıdır. Bu güne kadar gözlenen seyre bakarsanız verilen bu teminatın yerine geldiğini görürsünüz!<br />
Peki TSK’nın kolu kanadı kırılır ve moral değerleri çiğnenirse ne mi olacak? Washington’un bölge planlamasına göre Türkiye, üniter anlayıştan çıkacak ve orta vadede federatif bir yapıya yönelecektir. ABD bu şekilde Türkiye’ye tıpkı Osmanlı yapısı misali yeni bir rol vererek etnik görüntüden çıkarılıp inanç eksenine oturtulacak. Buradan hareketle de Türkiye Orta Doğu’da yaşayan ve hatta bütün dünyadaki Müslümanların şemsiyesi yapılacak. Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan’a güvenemeyen Washington, Müslümanlar üzerindeki kendi çıkar planlamasını, iplerini elinde tutmak kaydıyla Türkiye üzerinden yapacak!<br />
Tayyip Erdoğan’ın buradaki rolü ve önemine gelince...<br />
ABD’nin bu hedefinin, değil devleti yöneten biri sıradan bir kişi tarafından bile görülmemesi mümkün değil. Dolayısı ile Erdoğan da bunu biliyor ve projeyi benimseyerek oyunun parçası oluyor.<br />
<br />
<strong class='bbc'>Dinsel yapı!<br />
</strong>Onun amacı ideolojik olarak hedef aldığı Cumhuriyetten rövanş ve de güya Osmanlı benzeri bir yapıyı yeniden ihyadır. Tabii bütün bunlara ilave olarak bu proje kapsamında iktidarını ABD desteği ile sürekli olarak devam ettirmek de temel hedefidir.<br />
Ancak Tayyip Bey bir yerde fena halde yanılıyor!<br />
ABD’nin üniter Cumhuriyet’in yerine stratejik çıkarları adına hedeflediği yeni dinci Tayyiban devletini kurduğu an yapacağı ilk iş, bu dönüşüme karşı oluşacak doğal tepkileri Erdoğan’a ciro edeceği ve onu ortadan kaldıracağıdır. Tayyip Bey’e; Şah Pehlevi’yi, Markos’u ve Ziya-Ül Hakkı’ı hatırlatırız... Emperyal devletlerin şahıslara vefası olmaz..<br />
<strong class='bbc'>NOT:</strong> CHP Mersin Milletvekili Alirıza Öztürk iki gün önceki yazımızı kaynak gösterip işçilerin dolandırılması olayını yani işçilere sorulmadan maaşlarından kesinti yapılmasını TBMM’ye taşıdı... <br />
<strong class='bbc'>ADIM...<br />
Barış-kardeşlik değil, ayrıştırma projesi!<br />
</strong>Diyarbakır’da çıkan olaylarla görülmüştür ki açılım olayı AKP ve Erdoğan’ın ifade ettiği gibi barış ve kardeşlik projesi değil, tersine o ambalajla husumet tesis etme yani ayrıştırma projesidir. Hayır öyle değil diyenler önce Bursa ve sonrasında Diyarbakır’da meydana gelen olayları açıklamalıdır. Bu açılım masalı ile insanlar durduk yerde birbirine hasım yapılmış ve olmayan husumetler yaratılmıştır. Tayyip Erdoğan bu açılım hikayesini ortaya atmasaydı ne Bursa’da ne de Diyarbakır’da o olaylar olacaktı. Sadece olaylar da değil, etki-tepki misali Bursa’da İstiklal Marşı okunduğu için Diyarbakır’da milli marşımız ıslıklanıp yuhalanmıştır. Bunun sorumlusu bu iklimi yaratanlardır. Ben bu olayları gerçekte Tayyiban devleti projesinin önemli bir adımı yani bilinçli ayrıştırma olarak görüyorum.<br />
<strong class='bbc'>SIRALAMA...<br />
Ergenekon’da gizli tanık olmanın olmazsa olmazları!<br />
</strong>Ergenekon soruşturmasında istisnalar bir tarafa bırakıldığında gözlenen gizli tanık özellikleri şöyle sıralanıyor:<br />
1) PKK itirafçısı olmak!<br />
2) Korucu itirafçısı ve ihanet edeni olmak!<br />
3) Uyuşturucu kaçakcısı olmak!<br />
4) MİT’e çalıştığını iddia etmek ve haham olmak!<br />
5) Kızkardeşini para karşılığı satmak ve bu suçtan hüküm giymek!<br />
6) Katil olmak ve bunun için hüküm giymek!.<br />
7) Hırsızlık yapmak ve bu suçtan hüküm giymek!<br />
8) Dindar değil dinci yani siyasal İslamcı olmak!<br />
9) Dinci grupların kontrolünde olmak!<br />
<br />
<a href='http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12364' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 16:19:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/ABD%e2%80%99nin-Tayyiban-Cumhuriyeti-Projesi-ve-33-t69131.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Yargıyı Kapağa Taşıdı</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Yargiyi-Kapaga-Tasidi-t69130.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Trebuchet MS'><span style='font-size: 17px;'><strong class='bbc'>Yargıyı kapağa taşıdı </strong></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-family: Arial'>Haftalık mizah dergisi Gırgır, hükümet ve adalet sistemi tartışmalarını kapak yaptı</span></strong><br />
<br />
<span style='font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Haftalık mizah dergisi Gırgır bu haftaki kapağında son dönemlerin en iyi esprilerinden birine imza attı...<br />
</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/090320101607279306056_3.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Yargiyi_kapaga_tasidi&tarih=09.03.2010&Newsid=292503&Categoryid=11' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 16:06:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Yargiyi-Kapaga-Tasidi-t69130.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Meclis “Padişahım Çok Yaşa” Der Mi</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Meclis-%e2%80%9cPadisahim-Cok-Yasa%e2%80%9d-Der-Mi-t69129.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Trebuchet MS'><span style='font-size: 17px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Meclis “Padişahım Çok Yaşa” Der Mi </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 Yarın, yani çarşamba günü Meclis’i dikkatle takip etmek gerekiyor.<br />
<br />
 O gün Meclis Başkanlık Divanı toplanıyor. Divan gündemine çok ilginç bir madde daha eklendi.<br />
<br />
 Haber Milliyet gazetesinin en görünmeyecek yerinde yayınlandı. Önder Yılmaz’ın haberine göre Meclis Başkanlığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Dolmabahçe Sarayı’nda 3’üncü bir ofis tahsis etmeye hazırlanıyor. Üçüncü ofis, AKP’li Divan üyelerinin isteği üzerine gündeme alındı.<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Aslında herkes kanıksadı. </strong><br />
<br />
 Başbakan, Dolmabahçe’deki ofisinde kim zaman Devlet Başkanlarını, kim zaman sanatçıları, kimi zamanda işadamlarını ağırlıyor. Bakanlar Kurulu’nu bile sarayda topladığı zamanlar var.<br />
<br />
 Anayasa Mahkemesi’nin ünlü Mesut Yılmaz - Türkbank kararı ise <strong class='bbc'>“Devlet işleri makamda görülür” </strong>diyor. Peki Dolmabahçe Sarayı Başbakanlık binası mı?<br />
<br />
 Gelinen nokta itibariyle saray artık yeni Başbakanlık makamına dönüşüyor.<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 Başbakan, 2005 yılında Dolmabahçe’yi kullanmaya başladı. Tahsis edilen ilk bölümün adı Musabihan.<br />
<br />
 İki sene sonra (2007) Başbakan’a ikinci bir bina daha tahsis edildi: Matrah – ı Amire. Saraydaki bu bölümün Başbakan tarafından kullanılması kararı AKP ve DTP’li milletvekillerinin oyuyla alındı. (Odatv notu: DTP desteğinin tarihiyle ilgili olarak sehven yaptığımız hatayı, duyarlı ve bilgili bir okurumuzun uyarısı üzerine düzeltmiş bulunuyoruz.) <br />
<br />
 Şimdi sıra üçüncü de…<br />
<br />
 Sergi salonu ve Yıldız Porselen Fabrikası’nın satış yeri de Başbakan’a tahsis edilecek.<br />
<br />
 Bakalım Meclis bu işe ne diyecek?<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Odatv.com</strong><br />
<br />
<a href='http://www.odatv.com/n.php?n=meclis-padisahim-cok-yasa-der-mi-0903101200' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 16:01:08 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Meclis-%e2%80%9cPadisahim-Cok-Yasa%e2%80%9d-Der-Mi-t69129.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Devletin Zirvesi Güven Veriyor Mu?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Devletin-Zirvesi-Guven-Veriyor-Mu-t69128.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Devletin Zirvesi Güven Veriyor Mu? </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Devletin kurumları arasında güven mi güvensizlik mi var. Uyum görülüyor mu? Devletin kurum yetkilileri ile arada sırada bir kamuoyuna yansıyan görüşmeler yapılıyor.</strong> <strong class='bbc'>Ülke iyiye mi gidiyor? </strong><br />
<br />
Ülkenin iyiye gittiğini kim diyor?<br />
<br />
 Başta iktidar öyle diyor.<br />
Tekelleşen medya koro halinde öyle diyor.<br />
Servetlerine servet katanlar da destekliyor.<br />
Bazı sus payı alan sivil toplum örgütleri de destekliyor.<br />
<br />
 AB’ın her talebi yerine getirilmiş, ABD’nin BOP eşbaşkanlığına göre hareket edilmiş, imzalanan gizli protokollere riayet edilmiştir.<br />
<br />
 Geriye ne mi kaldı? <strong class='bbc'>Asker ve yargı…</strong><br />
<br />
 Asker; darbe ve terör örgütü mensubu olmakla suçlanıyor, tutuklanıyor.. Yargı ise kuşatılmış kuşatılmamış tartışmaların içinde.<br />
<br />
 Bakın küresel sermayenin yol göstericisi olan referans hüviyetli <strong class='bbc'>batı medyası</strong> neler yazılıyor.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Ordu mensuplarının terörist ilan edilmesi, Ordu mensuplarını ilişkilerini terör örgütü olarak tanımlayan iddianameler devam ediyor. Bu ise ülkenin gördüğü en büyük kriz değil de nedir?</strong><br />
<br />
 1960’da ne olmuştu?<br />
<br />
 Menderes alaşağı edilmiş, yani ihtilal yapılmıştı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Meclis Başkanı, Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı, İçişleri Bakanı tutuklanmıştı.<br />
<br />
 Türkiye’nin <strong class='bbc'>bugünkü tablosu</strong>, 12 Mart’tan, 12 Eylül’den ve 28 Şubat’tan bile daha vahimdir.<br />
<br />
 Kimse abartmıyor. Ancak bazıları farkında değil.<br />
Doğruyu söyleyelim. Maalesef her gün darbe, belge, ifade ile bunları savunan ya da karşı çıkanlarla ülke, <strong class='bbc'>fiilen</strong> ikiye bölünmeye doğru gidiyor.<br />
Bu buhran değil de nedir?<br />
ABD’nin İran’a müdahale hazırlığı var..<br />
Afganistan’a asker göndermek ve Yemen olayı var..<br />
Sorarım size; bu <strong class='bbc'>buhran</strong> ya da <strong class='bbc'>güvenilmezlik</strong> tablosu ile Türkiye hayati olan her konuda nasıl politika üretip uygulayabilir.<br />
AB yeni talepler ileri sürüyor.<br />
<br />
 Birinci Dünya Savaşı sürecinde Enver-Talat-Cemal <strong class='bbc'>troykası</strong>nın uçukluğunu frenlemeye çalışan ve reel politiğe uyumu seslendiren Sadrazam Sait Halim Paşa’nın; İmparatorluğun dağılmışlık süreçlerini anlatan <strong class='bbc'>Buhranlarımız</strong> diye bir eseri vardır. Kitapta anlatılanlar sanki bugün tekrarlanıyor.<br />
<br />
 Anlaşılamayan böylesine bir tabloya neden sebebiyet verildiğidir. Devlet adamlığı önce seçimi ya da <strong class='bbc'>kişisel ikbali</strong> değil, devleti yani ülkeyi düşünmek değil midir?<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Cepheleşme uç verecek</strong> ve batı medyasında yer alan yorumlar haklı çıkacak gibi görünüyor.<br />
<br />
 Bazıları farkında değil, <strong class='bbc'>Çankaya;</strong> kriz, buhran, bunalım konusunda anayasal görevini yapabiliyor mu? Bir kaç görüşme görüntüsü ile ülkenin bu ayrışan toplum yapısına güven verilebiliyor mu?<br />
<br />
 Peki askerden yeni bir açıklama gelebilir mi? <strong class='bbc'>Her şey mümkün</strong>. Suskunluğa gömülen ve telefonlara bile çıkmayan <strong class='bbc'>Genelkurmay ne düşünüyor?</strong><br />
<br />
 Bize göre her yerde toplantılar yapılıyor. Devlet kurumları ciddiyetini kaybetmek üzeredir. Makamlar, hukuka göre değil kişisel düşünce ve anlayışa göre kullanılıyor. Yetki sahibi <strong class='bbc'>hukuk da benim devlet de benim</strong> diyor. Vatandaşın <strong class='bbc'>bildirisi</strong> olur mu? Vatandaş dilekçelerini bir yerlere <strong class='bbc'>veriyor </strong>veya <strong class='bbc'>gönderiyor</strong>. Peki netice alabiliyor mu? Yandaşlığa göre işleyen çark, daha ne zamana kadar devam edecek dersiniz?<br />
<br />
 Buna mukabil halkın, durumu bir süre daha <strong class='bbc'>değerlendireceği</strong> ve tepki için <strong class='bbc'>uygun konjonktürü </strong>bekleyeceği de görülüyor.. Denilen o ki, halk artık, gürlemeyecek, <strong class='bbc'>yağacak…</strong> Bunun için de yalanın, dolanın, talanın ayyuka çıkması iyice görülecek.<br />
<br />
 Unutmayalım! İnsanların yüzü gülmüyor, gülemiyor. Yetkililer artık inandırıcı olamıyor, yeni umutları insanlara veremiyor. <strong class='bbc'>Acaba neden?</strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>Günün Sözü:</strong> <strong class='bbc'>Günün Sözü:</strong> Başkasının yolunu takip etme, kendi yolunu kendin çiz.<br />
<br />
<br />
<a href='http://www.turkcelil.com/2010/03/nurullah-aydin-devletin-zirvesi-guven-veriyor-mu/' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:48:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Devletin-Zirvesi-Guven-Veriyor-Mu-t69128.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Asker Hükümeti Devirir, Hükümet Devleti..</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Asker-Hukumeti-Devirir-Hukumet-Devleti-t69127.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Asker Hükümeti Devirir, Hükümet Devleti..</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.internetajans.com/img/news/92060/system//92060-MP.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'><br />
Bu kadar korku, bu kadar huzursuzluk ve bu kadar hukuksuzluk ancak<br />
darbe zamanlarında olur</strong>.<br />
<br />
Büyük bir yıkımın tozu toprağı içinde çırpınıyoruz.. <br />
Bir darbe yapıldığı kesin, hiç mutlu değiliz.. <br />
Türkiye'de darbe yapabilecek iki güç var: Asker ya da hükümet; millet yaparsa <br />
darbe değil devrim yapar.. <br />
Askerin elindeki güç silah, hükümetin silahı yasalar.. <br />
Asker hükümeti devirmek için darbe yapar, hükümet ise devleti (rejimi) yıkmak için.. <br />
Hükümet ortalığı kasıp kavurduğuna göre, yapılan darbe AKP hükümetine değil <br />
Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne.. <br />
<br />
<br />
Hükümetin darbe yaptığını şundan anlıyoruz: <br />
Askerin sokakları tutan tanklarını görmedik; ama askerleri tutuklatan <br />
gizli tanıkları gördük. <br />
Sabaha karşı askerlerin radyo evini ele geçirdiğini duymadık; ama sabaha karşı <br />
geçen bir yasayla kışlaların kuşatıldığını duyduk. <br />
Darbeci generallerin bilmem kaç numaralı bildirisiyle arananların listelerini <br />
görmedik; <br />
ama yandaş gazetelerde tutuklanacak askerlerin listelerini gördük.. <br />
Gözaltına alınan politikacıların yüzlerce asker arasında başları eğilerek hızla <br />
götürüldüğünü televizyonlarda izlemedik; ama özel yetkilerle donatılmış mahkemelerin <br />
kuvvet komutanları dahil olmak üzere ordu komutanlarını, alay komutanlarını ve <br />
başçavuşa kadar <br />
adi bir suçlu gibi toplatıldığını naklen izledik.. <br />
Toplama kampının adresi de önemli: Mamak değil Silivri.. <br />
Hükümetin beyni olan meclis basılmadı, askerin beyni kozmik oda basıldı.. <br />
Kesin olan: darbe devletimize karşı yapılıyor ve darbeyi hükümet yapıyor. <br />
Önemli olan: asker hükümeti devirince şapkasını alıp gidiyordu, hükümet devleti <br />
devirince neyini alıp gidecek?.. Cübbesini mi, kepini mi?.. <br />
<br />
<br />
Şimdi gelelim anayasa değişikliğine: <br />
Hükümet devletin kiracısı sayılır, aralarındaki kira sözleşmesi de anayasamızdır.. <br />
Askerin darbe yaparak hükümeti devirmesi sözleşme kurallarına uymayan kiracıyı <br />
zor kullanarak evden çıkarması gibi.. <br />
Hükümetin devlete karşı darbe yapmasıysa ev sahibini (M.Kemal'i) öldürüp <br />
tapuyu üstüne geçirmesi demektir. <br />
Hükümet anayasa değişikliğiyle tapuyu üzerine geçirmeye, <br />
mal sahibi olmaya çalışıyor.. <br />
İstedikleri şunlar: Mal sahibi ile kiracı arasındaki uyuşmazlıklara kiracının tayin <br />
edeceği mahkemeler yetkili kılınacak. <br />
Kiracı mal sahibine sormadan sessizce yapmak koşuluyla binayı temelinden sökerek <br />
yeniden inşa edebilir ve bunlar tahliye nedeni sayılmaz. <br />
Kiracı isterse mal sahibine sormadan devredebilir, odalarını kiraya verebilir ve <br />
hatta ABD ve AB'ye garsoniyer olarak kullandırabilir. <br />
Sekiz yıl boyunca oturan kiracı isterse bedelsiz olarak mal sahibi olabilir.. <br />
İstedikleri bu.. <br />
<br />
Hilmi Kayıhan <br />
<br />
<a href='http://www.internetajans.com/default.asp?nid=92060' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:37:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Asker-Hukumeti-Devirir-Hukumet-Devleti-t69127.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Tutuklanmasına!...Serbest Bırakılmasına!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Tutuklanmasina-ve-33Serbest-Birakilmasina-ve-33-t69126.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Tutuklanmasına!...Serbest Bırakılmasına!</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'><span class='bbc_underline'>DURUŞMA -1</span></strong><br />
<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Ergenekon örgütüne mensup musun?<br />
<strong class='bbc'>Komutan:</strong> Ben TSK mensubuyum, başka bir örgüt bilmem.<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Darbe planı yaptın mı? Yaptırdın mı?<br />
<strong class='bbc'>Komutan:</strong> Asla! Ben ve mensubu olduğum TSK demokrasiye bağlıdır. Darbe, Cunta yasadışıdır. Bize bu tür suçlamaların yöneltilmesini kabul etmiyor, kınıyor ve reddediyorum!<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Hükümeti ve Anayasal düzeni, cebir ve şiddet kullanarak yıkmaya teşebbüs etmek, bu amaçla gizli örgüt kurmak ve bu örgüte katılmak suçunu işledikleri hakkında kuvvetli şüphe olduğu için <strong class='bbc'>sanığın tutuklanmasına</strong> karar verilmiştir.<br />
 <br />
 ***<br />
<strong class='bbc'><span class='bbc_underline'>DURUŞMA-2</span></strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> PKK Terör Örgütü'nden ayrılıp, ''etkin pişmanlık yasası''ndan yararlanmak amacıyla, Kandil'den geldiğin doğru mu? Terör Örgütü'ne katıldığın için pişman mısın?<br />
<br />
<strong class='bbc'>PKK Militanı:</strong> Biz, önderimiz APO'nun emriyle, T.C'e mesaj getiren barış elçileriyiz. Pişman değiliz, pişmanlık yasasından da yararlanmak istemiyoruz.<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Yani PKK'den ayrılmadınız, pişman değilsiniz, APO İSTEDİĞİ İÇİN,ONUN MESAJINI GETİRDİNİZ, öyle mi?<br />
<strong class='bbc'>PKK Militanı:</strong> Evet! Aynen öyle, biz elçiyiz.<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Terör Örgütü'ne katıldıkları için pişman olduklarını, hiçbir suça karışmadıklarını, etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istediklerini beyan eden sanıkların <strong class='bbc'>serbest bırakılmalarına</strong> karar verilmiştir.<br />
 <br />
 ***<br />
<strong class='bbc'><span class='bbc_underline'>DURUŞMA-3</span></strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Balyoz darbe planını hazırlayıp, hükümeti devirmeye yönelik gizli bir örgüt kurdunuz mu? Cami, müze bombalamayı tasarladınız mı?<br />
<br />
<strong class='bbc'>Komutan:</strong> Asla ! Bu suçlamaları kabul etmiyorum! Bize bu suçu atanları lanetliyorum! Şerefle 45 sene hizmet ettiğim TSK, Vatan ve Millet için canını seve seve feda adecek kahramanların ocağıdır. Ruh hastalarının düşüncesi olan bu tür düzmece planlarla TSK'nın ilişkisi olamaz. İddiaları reddediyorum!<br />
<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Hükümeti ve Anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak değiştirmeye kalkıştıkları, bu maksatla gizli örgüt kurdukları konusunda kuvvetli şüphe olduğu için sanığın tutuklanmasına karar<br />
verilmiştir.<br />
 <br />
 ***<br />
<strong class='bbc'><span class='bbc_underline'>DURUŞMA -4</span></strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Uyuşturucu kullandığınız, bulundurduğunuz, uyuşturucu örgütlenmesine katıldığınız doğru mu ?<br />
<strong class='bbc'>Mega Star T.:</strong> Uyuşturucu kullandığım ve bulundurduğum doğrudur. Satıcı veya örgüt mensubu değilim.<br />
<strong class='bbc'>Hâkim:</strong> Sanığın serbest bırakılmasına karar verildi.<br />
<br />
<a href='http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8690' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:29:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Tutuklanmasina-ve-33Serbest-Birakilmasina-ve-33-t69126.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Suç Kerpiçte Mi; Ülkeyi Hâlâ M.Ö. 3000’lerden Kurtaramayanlarda Mı?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Suc-Kerpicte-Mi-Ulkeyi-Hala-MO-3000%e2%80%99lerden-Kurta-t69125.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Suç kerpiçte mi; ülkeyi hâlâ M.Ö. 3000’lerden kurtaramayanlarda mı?</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Dün sabah Elazığ’ın Karakoçan İlçesi’nde meydana gelen 6 büyüklüğünde depremde 50’nin üzerinde yurttaşımızı kaybettik...<br />
<br />
Ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.<br />
<br />
Sayın Devlet Büyüğü suçluyu hemen buldu:<br />
<br />
“Kerpiç evler!” <br />
<br />
Peki suç gerçekten; M.Ö. 3 binli yılların “teknolojisi” ile inşa edilen kerpiç evlerde mi?<br />
<br />
Yoksa suçlu, ekonomik nedenlerle 2010 yılında hâlâ 5 bin yıl öncesinin teknolojisiyle yapılan o evlerde oturmak zorunda kalan yoksul insanlar mı?<br />
<br />
Vatandaşını 5 bin yıl öncesinin barınaklarında yaşamak zorunda bırakan, zenginleşmeyi ve teknolojiyi tabana yayamayan siyasetçilerin, devlet adamlarının hiç suçu yok mu?<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2000’de yaptığı sayıma göre ülkemizde o tarihteki toplam bina sayısı 7 milyon 839 binmiş...<br />
<br />
Esaslı onarım gerektiren ve yıkılması gereken binaların toplam sayısı ise 712 bini geçiyormuş... <br />
<br />
132 bine yakın bina ise kullanılamayacak derecede harap olduğu için, hemen yıkılması gerekiyormuş...<br />
<br />
Bunlar da; Türkiye’deki toplam bina sayısının yaklaşık yüzde 10’una denk geliyormuş...<br />
<br />
Ciddi onarım gerektiren ya da harap durumdaki okul sayısı bile 2 bin 800’ü aşıyormuş...<br />
<br />
***<br />
<br />
Büyük bir olasılıkla Türkiye’deki bina sayısı bugün 8 milyon sınırını geçmiştir...<br />
<br />
Çok merak ediyorum; dünkü depremde suçu 5 bin yıl öncesinin “kerpiç teknolojisi”nde bulan ve 8 yıldır görevde olan siyasi iktidar, acaba yıkılması gereken 132 bin binadan kaçının yıkımını gerçekleştirdi?<br />
<br />
Esaslı onarımı gerektiren 712 bin binanın iyileştirilmesi için kaç kişiye, kaç liralık kredi kullandırdı?<br />
<br />
Toplu Konut İdaresi’ne lüks siteler, alışveriş merkezleri, hatta stadyum yaptıran o devlet; acaba kaç okulun, adliyenin, karakolun, hastanenin onarımını tamamladı?<br />
<br />
***<br />
<br />
İktidar olmak kolay değildir...<br />
<br />
Çünkü iktidarda olanların, sıradan vatandaşlar gibi “suçu” birilerine atarak sorumluluktan kurtulmaya hakları yoktur...<br />
<br />
Eğer “kerpiç” evlerin, depremlerde ölüme yol açtığını düşünüyorsa; o zaman deprem olmadan önce kerpiç evlerin sayısını azaltmak, herkesten önce “devlet”e düşer...<br />
<br />
***<br />
<br />
Dünkü depremde ölen 57 yurttaşımız kerpiç evlerde yaşıyordu...<br />
<br />
Çünkü yoksullardı...<br />
<br />
Bina ve can güvenliğini düşünecek halde değillerdi; dertleri yiyecek bir şeyler bulmaktı!<br />
<br />
Peki; devlet ne yaptı?<br />
<br />
Depremden sonra suçluyu buldu!<br />
<br />
Helal olsun...<br />
<br />
<br />
***<br />
 <br />
<br />
<strong class='bbc'>GÜNÜN SORUSU</strong> <br />
<br />
Dünkü depremde hayatlarını kaybeden vatandaşların isimleri; mülki amirler tarafından sabahın köründe açıklandı. Böylece yakınları bile bu ölümleri televizyonlardan öğrendi. Oysa gelişmiş ülkelerde böyle haberler yakınlara; doktor ve psikologlardan oluşan uzman heyetler tarafından veriliyor...<br />
<br />
Felaketlerdeki tavrımız bile geri kalmışlığımızı göstermeye yetmiyor mu?<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'>Elazığ’da deprem TRT’de şenlik yayını!</span></strong><br />
<br />
Size çok garip gelecek ama; bütün felaket günlerinde olduğu gibi dün bir kez daha “tek kanallı televizyon ve radyo” günlerini özledim.<br />
<br />
Çünkü o eski günlerde TRT hemen olağan yayın akışını keser, felaket bölgesinden haber verirdi.<br />
<br />
Eğlence programlarını yayınlamayı ayıp sayardı.<br />
<br />
Böylece; yaşanan felaketten herkesin haberi olur; acı ulusallaşırdı...<br />
<br />
***<br />
<br />
Şimdi; teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanıyoruz...<br />
<br />
Ülkemizde yüzlerce ulusal ve yerel televizyon kanalı, binlerce de radyo var...<br />
<br />
Ama demokrasinin olmazsa olmazı sayılan bu “çok sesliliği”, “duyarsızlık” olarak yaşıyoruz!<br />
<br />
O yüzlerce televizyon, binlerce radyo; başka ülkelerde “ulusal yas” ilan edilebilecek olaylarda bile, göbek attırmaya devam ediyor!<br />
<br />
İşin ilginci; onlarla girdiği rekabet; TRT’yi de “yoldan çıkarmışa” benziyor!<br />
<br />
Dün sabahın erken saatlerinde meydana gelen Karakoçan depremi sadece haber kanallarının yayın akışlarını değiştirdi... Devletin TRT’si ise; bu ülkedeki bütün duyarlı vatandaşların büyük bir acıyı damarlarında hissettiği o saatlerde, türkü ve şarkı yayınlayıp, şenlik yapmaya devam etti!<br />
<br />
***<br />
<br />
Ulusal bilinç; ulusal coşkuların ve acıların paylaşılmasıyla artar...<br />
<br />
Eğer bir “kamu yayın kuruluşu”; bu coşkuları ve acıları paylaşamıyorsa, “ulusal” olamaz...<br />
<br />
O nedenle; artık bu duyarsız kuruluş için elektrik faturalarımdan para ödemek istemiyorum!</span></span> <br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Suc_kerpicte_mi_ulkeyi_hl_MO_3000lerden_kurtaramayanlarda_mi&tarih=09.03.2010&Newsid=292308&Categoryid=4&wid=102' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:21:44 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Suc-Kerpicte-Mi-Ulkeyi-Hala-MO-3000%e2%80%99lerden-Kurta-t69125.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Gizli Tanık Tutanağı...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Gizli-Tanik-Tutanagi-t69124.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Gizli tanık tutanağı...</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Araştırmacı gazetecilik var.</strong><br />
<br />
 Soruşturmacı gazetecilik var.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Şimdi yeni moda çıktı:<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Sokuşturmacı”</strong> gazetecilik! <br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Geçen salı sabahı Star Haber’de Uğur Dündar yönetiminde toplantıdayız... Özel haber müdürümüz Turgut Erat, <strong class='bbc'>“Erzincan Başsavcısı’nın içeri tıkılmasına vesile olan gizli tanıklar telefon etti, söylemedikleri laflar tutanağa geçirilmiş, ifadeler palavraymış, Star Haber’e çıkıp anlatmak istiyorlarmış”</strong> dedi... <strong class='bbc'>“Sen ne cevap verdin?” </strong>dedik... Uğur Dündar’ın habercilik ve yayıncılık kriterlerini iyi bilen Turgut, <strong class='bbc'>“Birincisi, gizli tanık olup olmadıklarını bilemeyiz. İkincisi, gizli tanıkları deşifre etmek suçtur. Üçüncüsü, derhal savcıya gidin, basına değil, savcıya anlatın dedim”</strong> dedi... <strong class='bbc'>“Ağzına sağlık”</strong> dedik.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Çarşamba sabahı toplantı halindeyiz, Uğur Dündar’ın asistanı Türkan içeri girdi, <strong class='bbc'>“Hayırdır?” </strong>dedik... <strong class='bbc'>“Erzincan’daki gizli tanıklar arıyor, itiraflarda bulunacaklarmış, Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış”</strong> dedi. <br />
Uğur Dündar, <strong class='bbc'>“Söyle onlara, derhal savcıya gitsinler”</strong> dedi.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Perşembe sabahı toplantıdayız, Ankara haber müdürümüz Esat Pala, <strong class='bbc'>“Erzincan’daki gizli tanıklar 38 defa filan telefon etti, ifadeleri yalanmış, illa yüz yüze Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış”</strong> dedi. <strong class='bbc'>“Sen ne yaptın?” </strong>dedik... <strong class='bbc'>“Kardeşim siz ne biçim gizli tanıksınız? Biz savcı değiliz, gazeteciyiz, savcıya gidin, ona anlatın dedim”</strong> dedi... <strong class='bbc'>“Ha yaşa”</strong> dedik.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Cuma sabahı toplantı halindeyiz, Star Televizyonu’nun dış kapısındaki güvenlikten sorumlu olan arkadaşlar aradı, <strong class='bbc'>“Gizli tanık olduğunu söyleyen birileri geldi, Uğur Dündar’la görüşmek istiyorlar” </strong>dedi... <strong class='bbc'>“En yakın adliyenin adresini ver, gidip savcıya anlatsınlar”</strong> dedik.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Cumartesi sabahı, Uğur Dündar yakında piyasaya çıkacak olan kitabı için çalışıyor, ben spor yazılarımı yazıyorum, toplantıya girmiyoruz... Bülteni hazırlayan Nazlı Öztarhan geldi, <strong class='bbc'>“Gizli tanıklar aradı, Uğur Dündar olmasa bile, Uğur Dündar’ın kadrosundan birileriyle görüşmek istiyorlar”</strong> dedi. <strong class='bbc'>“E-ee?” </strong>dedik... <strong class='bbc'>“Lütfen savcıya gidin, ne biliyorsanız savcıya anlatın dedim”</strong> dedi... <strong class='bbc'>“Biz bu cümleyi bir yerden hatırlıyoruz galiba”</strong> dedik, güldük.<br />
<br />
 *<br />
<br />
 Biz önde...<br />
<br />
 Gizli tanıklar arkada.<br />
<br />
 Mevzu komediye döndü.<br />
<br />
 Kaçıyoruz, kovalıyorlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
 *<br />
<br />
 <br />
Ve, pazar sabahı...<br />
<br />
 Uğur Dündar yok, ben izinliyim, haber koordinatörümüz Mustafa Sağlamer aradı, <strong class='bbc'>“Gazeteleri gördün mü?” </strong>dedi. <br />
<strong class='bbc'>“Yo-oo”</strong> dedim. <strong class='bbc'>“Gizli tanıkların çarşaf çarşaf fotoğrafları yayınlanmış, internet sitelerinde de <br />
var, adamları ruh gibi takip etmişler, güya ifadelerinin değiştirilmesi için baskı yapılıyormuş, eğer görüşseydik veya <br />
binadan içeri alsaydık, yanmıştık”</strong> dedi.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
<br />
 Uğur Dündar’ın pazar <br />
günü Ruhat Mengi’nin programına çıkıp anlattığı <strong class='bbc'>“kumpas”</strong> işte bu.<br />
<br />
*<br />
<br />
 <br />
Yani?<br />
<br />
 *<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Sokuşturmacı gazetecilik”</strong> yapılıyor... Eğer <strong class='bbc'>“hukuka”</strong> inanmasaydık, <strong class='bbc'>“gazeteciliğin sınırlarını”</strong> bilmeseydik, tıpış tıpış kapımıza gelen ve hatta peşimizden koşan gizli tanıkların üstüne balıklama atlasaydık, şu anda yandaş medyanın manşetlerine <strong class='bbc'>“ampul”</strong> gibi konmuştuk!<br />
<br />
 *<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Tıraştırmacı gazeteci”</strong> arkadaşlar da, keyifle yazardı artık: <strong class='bbc'>“Vay vay vay, görüyor musunuz şunların yaptığını, gizli tanıklarla gizli gizli görüşüp, ifadelerini değiştirmeye çalışmışlar...”</strong><br />
<br />
 *<br />
<br />
 Başka kapıya!<br />
<br />
 <br />
<br />
 <em class='bbc'><strong class='bbc'>NOT: </strong>Villalarda giyeriz galoş, memleketimin gerçeği gakkoş... <strong class='bbc'>“Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı, binayı kurar iken gördüm leylayı” </strong>yarın!</em><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<em class='bbc'><a href='http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14049473_p.asp' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</em>]]></description>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:14:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Gizli-Tanik-Tutanagi-t69124.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bizimki!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Bizimki-ve-33-t69123.html</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><span style='font-family: Arial'><span style='font-size: 13px;'>Bizimki!!!   </span></span><span style='font-family: Arial'><span style='font-size: 13px;'><span style='color: #ff0000'>    </span></span></span></strong><span style='font-family: Arial'><strong class='bbc'><span style='font-size: 13px;'><span style='color: #ff0000'> </span></span></strong></span><div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de "bizimki" <br />
barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe.. </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>İngiliz, "Arkadaşlar.." demiş "Bizim biramız çok meşhurdur.. <br />
Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız.." </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Fransız hemen girmiş konuya "Bizim kızlarımız meşhurdur.." demiş, <br />
"Öpmeye kıyamazsınız" </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Alman içini çekip " Hey gidi memleketim.." demiş, "Biz öyle arabalar <br />
üretiriz ki binmeğe doyamazsınız.." </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Hollandalı hemen atılmış, "Evlerimiz.." demiş, <br />
"Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur.." </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir.." demiş Rus,<br />
"Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!.." </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Söz ona gelince İranlı "Halılarımız.." demiş, "Yumuşacıktır ve çok meşhurdur.." </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>Sonra hepsi birden suskun oturan "bizimkine" dönmüşler.. sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze.. </span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'>"Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!.." demiş.. "Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerinde, değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz</span></div>]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 22:13:55 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Bizimki-ve-33-t69123.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Haftanın Şiiri |Sonsuz Bİr Karanlığın İçinden Doğdum.</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Haftanin-Siiri-Sonsuz-Bir-Karanligin-icinden-Dogdum-t69122.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 17px;'><div class='bbc_center'>Haftanın Şiiri |Sonsuz Bİr Karanlığın İçinden Doğdum</div></span><br />
<br />
<br />
<br />
<div class='bbc_left'><span style='font-size: 13px;'><span style='color: #666666'>Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.<br />
Işığı gördüm, korktum.<br />
Ağladım.<br />
<br />
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.<br />
Karanlığı gördüm, korktum.<br />
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..<br />
Ağladım.<br />
<br />
Yaşamayı öğrendim.<br />
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;<br />
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu<br />
öğrendim.<br />
<br />
Zamanı öğrendim.<br />
Yarıştım onunla...<br />
Zamanla yarışılmayacağını,<br />
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...<br />
<br />
İnsanı öğrendim.<br />
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...<br />
Sonra da her insanın içinde<br />
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.<br />
<br />
Sevmeyi öğrendim.<br />
Sonra güvenmeyi...<br />
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,<br />
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.<br />
<br />
İnsan tenini öğrendim.<br />
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .<br />
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.<br />
<br />
Evreni öğrendim.<br />
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.<br />
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek<br />
Gerektiğini öğrendim.<br />
<br />
Ekmeği öğrendim.<br />
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.<br />
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar<br />
önemli olduğunu öğrendim.<br />
<br />
Okumayı öğrendim.<br />
Kendime yazıyı öğrettim sonra...<br />
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...<br />
<br />
Gitmeyi öğrendim.<br />
Sonra dayanamayıp dönmeyi...<br />
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...<br />
<br />
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...<br />
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.<br />
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.<br />
<br />
Düşünmeyi öğrendim.<br />
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.<br />
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek<br />
olduğunu öğrendim.<br />
<br />
Namusun önemini öğrendim evde...<br />
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;<br />
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el<br />
sürmemek olduğunu öğrendim.<br />
<br />
Gerçeği öğrendim bir gün...<br />
Ve gerçeğin acı olduğunu...<br />
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da<br />
"lezzet" kattığını öğrendim.<br />
<br />
Her canlının ölümü tadacağını,<br />
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.<br />
<br />
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.<br />
Olur ya ...<br />
Kalp durur ...<br />
Akıl unutur ...<br />
Ben dostlarımı ruhumla severim.<br />
O ne durur, ne de unutur ... </span><br />
 </span></div><br />
<div class='bbc_center'><span style='color: #666666'>MEVLÂNÂ unvanlı  MUHAMMED CELALEDDİN-İ RUMİ</span></div><br />
<span style='color: #666666'><br />
<span style='font-family: Arial'>30 Eylül 1207de doğmuştur. 17 Aralık 1273te ölmüştür. İslam ve tasavvuf dünyasında tanınmış bir Fars (Bazı araştırmacının iddialarına göre Tacik) şair, düşünce adamı ve Mevlevi yolunun öncüsüdür. Prenses Gürcü Hatunla yakın dosttur. Hatta Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk Gürcü Hatun yaptırmıştır. Bu sayede bilinen tek bir Mevlana portresi ve yaygınlaşan Mevlana türbeleri bu şekilde ortaya çıkmıştır. </span></span><br />
<br />
<span style='font-family: Arial'><span style='color: #666666'>Mevlânâ bugünkü Afganistan'da bulunan Belh'te doğmuştur. Annesi, Belh emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harzemşahlar hanedanından Türk prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan'dır. Babası, Sultânü'l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî'dir. Babasına Sultânü'l-Ulemâ (Alimlerin Sultânı) unvanının verilmesini kaynaklar Türk gelenekleri ile açıklamaktadır.</span></span><br />
<br />
<em class='bbc'><span style='font-family: Arial'><span style='color: #666666'>Kaynak: <a href='http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed_Celaleddin-i_Rumi' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'><span style='color: #0000ff'><a href='http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed_Celaleddin-i_Rumi' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Muhammed Celaleddin-i Rumi - Vikipedi</a></span></a></span></span></em><br />
<br />
]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 20:22:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Haftanin-Siiri-Sonsuz-Bir-Karanligin-icinden-Dogdum-t69122.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Tarihte Bu Hafta | Tarihte Bugün</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Tarihte-Bu-Hafta-Tarihte-Bugun-t69121.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #666666'>Mart<br />
8</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir'de öldü.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1857- KADINLAR GÜNÜ: ABD'de kadın işçilerin 8 Mart 1857'de yaptıkları yürüyüş, Kopenhag'da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi'nde ''Emekçi Kadınlar Günü'' olarak belirlendi. 8 Mart, 1975'te BM tarafından ''Dünya Kadınlar Günü'' ilan edildi.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1944- Yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar, Heybeliada'daki köşkünde öldü. Gürpınar, 17 Ağustos 1864'te İstanbul'da doğmuştu.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1948- Tanımladığı bir deri hastalığı ''Behçet Hastalığı'' adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Profesör Dr. Hulusi Behçet kalp krizi sonucu İstanbul'da öldü.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1952- ABD Philadelphia'da ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu TBMM'den geçti.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1962- İstanbul-Ankara-Adana seferini yapan THY Kop uçağı Toroslar'da düştü. 8 yolcu ve 3 kişilik mürettebat öldü. </span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1963- Suriye'de, bir darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak'ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1972- Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara'da hava gazıyla intihar etti. Başbakan Adnan Menderes'in oğullarından Mutlu Menderes, 1 Mart 1978'de trafik kazasında ölmüştü. 15 Mart 1996'da ise Aydın Menderes, trafik kazası sonucu felç oldu.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1980- Felsefeci Nusret Hızır (81) öldü.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1984- Sekiz ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili ''Olağanüstü Hal Yönetmeliği'' yürürlüğe girdi.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC'ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya'ya, ardından da Münih'e indirildi. </span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>2005- Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinin eski dekanlarından Prof. Dr. Erol Mutlu (56) Ankara'da öldü. </span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>9</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camii ibadete açıldı.<br />
<br />
1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.<br />
<br />
1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucu konuşma yeteneğini kaybetti.<br />
<br />
1929- İstanbul'da Matbaacılık Mektebi açıldı.<br />
<br />
1930- Atatürk, Antalya Müzesi'ni gezdikten sonra Aspendos'ta incelemelerde bulundu.<br />
<br />
1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları'na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios'un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.<br />
<br />
1957- Türkiye'nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.<br />
<br />
1967- Gazeteci Yazar Vala Nureddin (Va-Nü) (66) İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1967- Gölcük Tersanesi'nde ''Berk'' adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.<br />
<br />
1995- TBMM Mal Varlığını Araştırma Komisyonunun Almanya'da bulduğu belgeler, RP'li Süleyman Mercümek'in Türkiye'de yönettiği paranın toplam 17 milyon mark olduğunu ve bu paraların akıbetinin bilinmediğini ortaya koydu.<br />
<br />
1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç'i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü'nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul'da yakalandı.<br />
<br />
2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere'de (104) öldü.<br />
<br />
2003- Siirt'te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde 3 milletvekilliğini alan, iktidardaki AK Parti'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da Parlamentoya girdi.<br />
<br />
2007- İsviçre'de, Ermeni çevrelerinin ''soykırım'' iddiasının inkarın suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, para cezasına çarptırıldı. Lozan mahkemesi, 6 Martta başlayan duruşmalar sonunda verdiği kararda, Perinçek'i 90 gün hapis cezası karşılığında her günü 100 İsviçre Frangı (yaklaşık 115 YTL) olmak üzere 9 bin İsviçre Frangı<br />
para cezasına çarptırdı ve bu cezayı iki yıl tecil etti.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>10</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1876- Graham Bell ile yardımcısı Watson, ilk telefon görüşmesini yaptılar.<br />
<br />
1910- Hollywood'da çekilen ilk film olan ''In Old California'' gösterime girdi.<br />
<br />
1919- Çin'de kölelik resmen kaldırıldı.<br />
<br />
1920- Yunanistan Başbakanı Venizelos'un da katıldığı toplantıda İstanbul'un resmi işgaline ve Kuvayı Milliye öncülerinin tutuklanmasına karar verildi.<br />
<br />
1931- İstanbul'da yayımlanan Bıldırcın, Piliç ve Çapkın Kız mecmuaları hakkında müstehcen yayın davası açıldı.<br />
<br />
1938- Ankara Radyosu'nda radyofonik konserlere, Bizet'in Carmen operasıyla başlandı.<br />
<br />
1947- Dört büyükler, Almanya'nın geleceğini tartışmak için Moskova'da toplandı.<br />
<br />
1952- Küba'da General Fulgencio Batista, Devlet Başkanı Carlos Socarras'ı devirerek yerini aldı.<br />
<br />
1956- Başpiskopos Makarios'un, 9 Mart günü sınır dışı edilmesinden sonra  Kıbrıs'ta ayaklanmalar başladı.<br />
<br />
1963- Saatli Maarif takvimlerinin kurucusu Naci Kasım 79) vefat etti.<br />
<br />
1969- ABD'li siyahi lider Martin Luther King'in katili James Earl Ray, 99 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.<br />
<br />
1972- TBMM, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararlarını 53 ret, 6 çekimser, 238 kabul oyuyla onayladı.<br />
<br />
1974- Cumhuriyet'in 50. Yılı'nı Kutlama Komitesince İstanbul'un Karaköy  Meydanı'na dikilen ''Güzel İstanbul'' adlı kadın heykeli, ''müstehcen'' olduğu <br />
iddiasıyla bazı kesimlerin tepki göstermesine yol açtı.<br />
<br />
1988- Zorunlu Tasarruf Yasası çıktı.<br />
<br />
1989- Avrupa Kulüpler Kupası'nda finale yükselen ilk Türk basketbol takımı Efes Pilsen, Yunanistan'ın Aris takımına yenilerek ikinci oldu.<br />
<br />
1993- Gazeteci Emil Galip Sandalcı (71) İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1998- Gazeteciler Federasyonu kuruldu.<br />
<br />
1999- Şair, deneme yazarı Salah Birsel İstanbul'da öldü.<br />
<br />
2000- Diyarbakır 1 Numaralı DGM, kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin <br />
Erbakan'ı ''halkı ırk ve din farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça <br />
tahrik ettiği'' gerekçesiyle 1 yıl hapisle cezalandırdı.<br />
<br />
2003- Erman Filmin kurucusu Hürrem Erman 90) öldü.<br />
<br />
2004- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 7 TİP'li öğrenciyi öldürdüğü için 7 kez idam <br />
cezasına çarptırılan Haluk Kırcı'nın cezasının, 48 ayı hücrede olmak üzere <br />
müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesine ilişkin kararı onadı.<br />
<br />
2007- Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun öldürülmesine ilişkin davada 5 sanıktan birini <br />
müebbet, 3 sanığı ise toplam 19 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı; 1 sanık beraat etti.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>11</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1938- Avusturya Şansölyesi Schuschnigg istifa etti; yerine gelen Nazi yanlısı Seyss-Inquart'ın daveti üzerine Alman birlikleri Avusturya'ya girdi.<br />
<br />
1941- İngiltere'nin Sofya Elçisi Rendell'a, İstanbul'da, Pera Palas Oteli'nde suikast girişiminde bulunuldu. Olayda dört kişi öldü, Rendell kurtuldu.<br />
<br />
1947- Türkiye, Uluslararası İskan ve Kalkınma Bankası (Dünya Bankası) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) örgütüne katıldı. <br />
<br />
1949- İsrail ve Ürdün, Rodos'ta ateşkes antlaşması imzaladı.<br />
<br />
1958- Türkiye ''Mısır, Suriye ve Yemen'' devletlerinin oluşturduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni tanıdı.<br />
<br />
1967- Gazeteci Yusuf Ziya Ortaç (72) İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1968- İstanbul Belediye Başkanı Haşim İşçan, beyin kanaması sonucu (70) öldü<br />
<br />
1969- Besteci Sadi Işılay (70) öldü.<br />
<br />
1976- Eski ABD Başkanı Richard Nixon, Şili'deki seçimler sırasında Salvador Allende'nin seçilmesini önlemek için CIA'ya emir verdiğini itiraf etti.<br />
<br />
1980- Gazeteci yazar Zekeriya Sertel (88) Paris'te öldü.<br />
<br />
1983- İki Ermeni teröristin silahlı saldırısında yaralanan Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar yaşamını yitirdi.<br />
<br />
1985- Konstantin Çernenko'nun 10 Mart'taki ölümünün ardından Mihail Gorbaçov, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliğine getirildi.<br />
<br />
1988- Montajının tamamı Türkiye'de yapılan ilk F-16, Hava Kuvvetleri'ne teslim edildi.<br />
<br />
1990- Litvanya, tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.<br />
<br />
1993- Türkiye'nin Hamburg Din Ataşesi Ali Mangaoğlu, Alman Polisi tarafından vurularak öldürüldü.<br />
<br />
1997- Amasya'da el yazması Kuran çalınması olayıyla ilgili yargılanan Ayşegül Tecimer, gıyabında 4,5 yıla mahkum edildi.Tecimer'in ABD'ye kaçtığı öğrenildi.</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>12</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1918- Erzurum düşman işgalinden kurtuldu.<br />
<br />
1921- Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı ''İstiklal Marşı'', milletvekillerince ayakta dinlenildi ve TBMM'de ''Ulusal Marş'' olarak kabul edildi.<br />
<br />
1921- Londra Konferansı sona erdi. İtilaf Devletleri barış önerdi.<br />
<br />
1925- Çinli lider Sun Yat Sen öldü, yerine General Çan Kay Şek getirildi.<br />
<br />
1930- Hindistan'da Mahatma Gandi, tuz üretimindeki hükümet tekeline karşı çıkmak amacıyla Ahmetabat'tan 300 millik denize doğru yürüyüşe başladı.<br />
<br />
1933- Türk Dili Tetkik Cemiyetince eski sözcüklere Türkçe karşılık bulmak için Dil Anketi başlatıldı.<br />
<br />
1935- Tarihçi Yusuf Akçura öldü.<br />
<br />
1947- ABD Başkanı Harry Truman, Amerikan Kongresi'nden Sovyetler Birliği'nin baskısı altında bulunan Türkiye ve Yunanistan'a toplam 400 milyon dolarlık bir yardımda bulunulması ve bu devletlerin sivil ve askeri personeline<br />
ABD'de eğitim verilmesi için yetki istedi.<br />
<br />
1971- Silahlı Kuvvetler, ''12 Mart Muhtırası''nı verdi. Başbakan Süleyman Demirel, bu gelişme üzerine istifa etti.<br />
<br />
1979- Pakistan ve İran, CENTO'dan çekileceklerini açıkladı.<br />
<br />
1985- Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği'ne Ermeni teröristler saldırı düzenledi. Kanadalı polisi öldüren teröristler, elçilikte 11 kişiyi rehin aldı. Büyükelçi Coşkun Kırca, canını pencereden atlayarak kurtarabildi.<br />
<br />
1985- Sovyetler Birliği ile ABD arasında, Cenevre'de Stratejik Nükleer Kuvvetler, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler, Uzay ve Savunma sistemleri ile İlgili Yeni Silahların Kontrolü Görüşmeleri başladı.<br />
<br />
1995- Bir taksiyi gasp eden teröristler, Gazi Mahallesi'nde Alevilere ait olduğu bildirilen üç kahvehaneyi gece otomatik silahlarla taradı, bir kişi öldü. 20 kişi yaralandı. 14 Martta Gaziosmanpaşa'da çıkan olaylarda 96 iş yeri tahrip edildi, 13 araç yakıldı.<br />
<br />
1998- Komedi oyuncusu Ali Sururi, İzmir'de öldü.<br />
<br />
1999- Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan, NATO'ya katıldı.<br />
<br />
2000- Papa II. John Paul, ''kilise''nin geçmişte Yahudilere, muhaliflere, kadınlara ve yerlilere karşı işlediği günahlardan ötürü af diledi.<br />
<br />
2004- Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar'ın özel kalem müdürlüğünü yapan Haldun Derin (92) vefat etti </span><br />
<br />
<span style='color: #ff0000'>13</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1781- Alman kökenli İngiliz astronom William Hershel, Uranüs gezegenini keşfetti.<br />
<br />
1893- Tanzimat dönemi yazar ve şairi Muallim Naci, İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1899- Atatürk, ''1283'' yaka numarasıyla Harp Okulunun piyade sınıfına yazıldı.<br />
<br />
1919- Kazım Karabekir, Erzurum'da 15. Kolordu Komutanlığına atandı.<br />
<br />
1923- Mustafa Kemal, Adana'dan başlayan bir geziye çıktı.<br />
<br />
1926- Mustafa Kemal Paşa'nın Falih Rıfkı (Atay) ve Mahmut (Soydan) beylere anlattığı hayat hikayesi ve hatıralarının kısaltılmış şekli, Milliyet gazetesinde yayımlandı.<br />
<br />
1952- Gazeteci Yazar Ömer Rıza Doğru, İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1955- Fenerbahçe-Galatasaray futbol maçında taraftarlar tribünde birbirine girdi, bir kişi öldü.<br />
<br />
1970- Dublaj sanatçısı ve yazar Adalet Cimcoz (60) İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1983- Beylerbeyi'nde restorasyonu süren tarihi İsmail Hakkı Efendi Yalısı, gece çıkan yangında kül oldu. Yalının yanındaki 205 yıllık Beylerbeyi Camisi'nin kubbesi de tamamen hasar gördü.<br />
<br />
1992- Erzincan'da 6,8 şiddetindeki depremde 653 kişi öldü.<br />
<br />
1994- İstanbul Boğazı'nda 2 Rum gemisinin çarpışmasında yangın çıktı. 15 denizcinin öldüğü, 17 denizcinin kaybolduğu kaza sonucu denize yayılan petrol, çevre kirliliğine yol açtı.<br />
<br />
1996- Efes Pilsen basketbol takımı, Avrupa Koraç Kupası'nı kazandı.<br />
<br />
2003- Anayasa Mahkemesi HADEP'i kapattı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu DEHAP'ın temelli kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı.<br />
<br />
2003- 1998 yılından bu yana tadilat gören Etnografya Müzesi yeniden açıldı.</span><br />
<br />
<span style='color: #ff0000'>14</span><br />
<br />
<span style='color: #666666'>1827- TIP BAYRAMI: II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'ndaki Tulumbacıbaşı Konağı'nda ''Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire'' adıyla kurulması, daha sonra ''Tıp Bayramı'' olarak kutlanmaya başlandı.<br />
<br />
1879- Fizik bilgini Albert Einstein, Ulm'da doğdu.<br />
<br />
1919- Yunanlıların, İzmir'e çıkarma planı, İngiltere Başbakanı Lloyd George, Fransa Başbakanı Clemenceau, İtalya Başbakanı Orlando ve ABD Başkanı Wilson tarafından kabul edildi.<br />
<br />
1935- İstanbul Belediye Meclisi, Darülaceze'nin adını ''Düşkünler Evi'' olarak değiştirdi.<br />
<br />
1939- Hatay Meclisi, Türk Lirası'nı resmi para olarak kabul etti.<br />
<br />
1953- Sovyetler Birliği Komünist Partisi 1. Sekreteri Stalin'in ölümü üzerine yerine getirilen Malenkov, görevini 8 gün sonra Kruşçev'e devretti.<br />
<br />
1955- Besteci, kanto sanatçısı Şamran Hanım (Kelelciyan) (85) öldü.<br />
<br />
1964- BM Güvenlik Konseyi, Barış Gücü'nün Kıbrıs'a gitmesini kararlaştırdı.<br />
<br />
1977- Ressam Hikmet Onat (95) İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1978- Tiyatro ve sinema oyuncusu Aziz Basmacı İstanbul'da öldü.<br />
<br />
1980- ABD Hava Kuvvetleri'ne ait C-130 tipi askeri nakliye uçağı, İncirlik Hava Üssü'ne iniş yaparken düştü. 18 ABD askeri öldü.<br />
<br />
1983- Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulmasını öngören yasa tasarısı, Danışma Meclisinde kabul edildi.<br />
<br />
2000- </span><span style='color: #00ff00'>Greenpeace</span><span style='color: #666666'>, yıllardır çevre kirliliği konusunda mücadele ettiği uluslararası kuruluşlardan </span><span style='color: #ff0000'>Shell</span><span style='color: #666666'> petrol şirketine ortak oldu.<br />
<br />
2003- Türkiye Cumhuriyeti'nin 59. Hükümeti Siirt Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kuruldu.</span><br />
<br />
]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 20:17:10 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Tarihte-Bu-Hafta-Tarihte-Bugun-t69121.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>ARAPÇADA KADIN İSİMLERİ</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/ARAPCADA-KADIN-iSiMLERi-t69120.html</link>
		<description><![CDATA[<div class='bbc_left'><span style='font-family: Arial'><span style='font-size: 17px;'><span style='color: #666666'><div class='bbc_center'><span style='font-family: Arial'><span style='font-size: 17px;'><span style='color: #666666'>ARAPÇADA KADIN İSİMLERİ</span></span></span></div></span></span></span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'></span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'></span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Elif:</strong> Arap alfabesinin birinci harfi, veya bir rakamını ifade eder</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Saniye:</strong>  Sani Arapça iki demektir doğan ikinci kıza Saniye adı verilir <br />
(eski dilde ikinci; cümle içinde örnek fazında vermek gerekirse 'sultan mahmud-u sani.. yani ikinci Mahmut')</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Tılte: </strong>Telat veya Türkçede selaseden türemedir 3. demektir. <br />
Bu isim Anadolu'da pek görülmez ama Harran'da Araplarda çok bulunur.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Raba:  </strong>Arapçada dörttür. Rabia dördüncü demektir. <br />
Anadolu'da yaygın bir addır, geçmişte çile çekmiş bir İslam kadının adıdır.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Hamse:</strong> Arapça beş demektir Bu isim Harran yöresi Arapları dışında Anadolu'da pek bulunmaz.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Sitte: </strong>Harran'da yaygın bir isim olan Sitte Arapça altı demektir</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>Sabe: </strong>Arapça yedi demektir, bu kelime çok değişiklik geçirmiş Sabiha olmuş, İbrahim Tatlıses Sabuha ifadesi ile kullanmıştır.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Sevgili Ahmet Durmaz sekiz ve dokuz rakamı ile ilgili isim var mıydı bilmiyor ama yediden sonra Arapların yazı ismini koyduklarını söylüyor bu yeter<br />
anlamına geliyormuş. Dostumun bilgilendirme mektubu şöyle devam ediyor;</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Her zaman ilk doğan kıza Elif adı konmaz, Bazen de Ayşe adını koyarlar. <br />
Eve ilk gelen kıza evin iaşe işlerini çekip çevirecek gözüyle bakıldığı<br />
için <strong class='bbc'>Ayşe</strong> adı konulur, bazen aş pişirme beklendiği için Avvaş adı konulur.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Erken doğan prematüre kıza <strong class='bbc'>Hadice </strong>adı verilir ,Hadice Arapçada erken doğmuş prematür kız anlamına gelir.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Çelimsiz ve ufak tefek doğan kızlara <strong class='bbc'>Fatma </strong>adı verilir, fatma Arapçada süt yanığı, süt kesiği anlamına gelir.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Koyu renkli doğan kızlara esmer anlamına gelen <strong class='bbc'>Semra </strong>adı verilir.,</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>Biraz açık renkli ise aydınlık açık anlamına gelen <strong class='bbc'>Zehra </strong>adı verilir,</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'>İyice beyaz ise <strong class='bbc'>Beyza </strong>adı verilir<br />
<br />
Bu bilgilerin ışığında hakikaten kadının Arabistan'da veya Araplarda kimlik ve kişilik sorunlarının örtünme, peçe ve çarşafa girmeden daha öncelikli olduğu düşünülebilir.<br />
<br />
Anadolu'da kadın numaralandırılmaz ve sıfatla çağırılmaz, Türklerde ve Anadolu'da kadın bir şahsiyettir, bir kimliğe sahiptir.<br />
Hanım ağadır, Hanım-efendidir, Kraliçedir, Tanrıçadır.<br />
<br />
Arap kültürünün ikinci plana ittiği numaralı veya sıfatlı bir nesne değildir. <br />
Bu bilgilerin, Arap yaşamına ve tarzına özenen<br />
kadınlarımız tarafından da gözden geçirilmesini dilerim.<br />
<br />
Türk gibi yaşamak, Anadolu kültürü ile yaşamak kadın kişiliği ve onuru için önemli bir aşamadır.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>KADINLAR GÜNÜNDE <br />
KADIN OLMAK; </strong>Boyayla makyajla güzelleşmek değil, İç güzelliğini ortaya koyabilmektir, her erkekte bir parça bırakmak değil, bir erkekte bütün olabilmektir.</span></div><br />
<div class='bbc_left'><span style='color: #666666'><strong class='bbc'>ERKEK OLMAK;</strong> Hayatına birçok kadının girmesi değil, kaç kadını gerçekten sevdiğin ve onlara ne kadar dürüst olabildiğindir, Geniş omuzlara sahip olmaktan önce, kaç kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven verdiğindir...</span></div>]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 20:11:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/ARAPCADA-KADIN-iSiMLERi-t69120.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kadınlar Günü Vesilesiyle Penis Diktatoryası</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Kadinlar-Gunu-Vesilesiyle-Penis-Diktatoryasi-t69119.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Kadınlar Günü vesilesiyle Penis Diktatoryası</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.bakiselamlar.com/knb/images/stories/bbg-001.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
Eyy benim kafası 'su kaçırmasın hava almasın' diye devekuşu yumurtası gibi paketlenmiş hemşirem!<br />
<br />
 Eyy dini modernize edemediğinden, çağdaş yaşamı islamize etmeye çalışan tuhaf iktidarın seçmeni!<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Eyy benim üstü kebap altı Lara Croft modifiye müslüman kardeşim!</strong><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Ey inandığı din;<br />
<br />
 erkeği kadına tercih eden, üstün gören, erkeğin otoritesini tartışılmaz ilan eden, erkeği kadının hamisi, kadını erkeğin hayatini kolaylaştırıcı unsuru, vesayet altında tutulması gereken bir çeşit geri zekalı ya da aciz ve hatta seytan konumunda tanımlayan hemşirem! Dini inancı 'Penis Diktatoryasına mutlak itaat'ı emreden hemşirem!<br />
<br />
<br />
 <strong class='bbc'>İslamiyeti 'kültür', ahlakı dinden ibaret sanan hemşirem!<br />
</strong><br />
<br />
 Eyy benim yaşama dair talimatları erkekler tarafından yazılmış, erkek postacı Cebrail aracılığıyla gönderilmiş din kitaplarından alan hemşirem!<br />
<br />
 Üniversiteyi bitirirsen, diplomayı duvara asıp evinin kadının olacağını, kocanın şirketlerinden birinde çalışıyormuş gösterilip Bağkur primlerinin ödeneceğini, sonra da benim yıllarca it gibi<br />
çalıştıktan sonra bağlanan emekli aylığım kadar emekli aylığı alacağını biliyorsun değil mi? Ben de biliyorum. Bu hiç hoşuma gitmiyor.<br />
<br />
 Belki de kocanın şirketlerinden birine ortak gösterilirsin, adına ihalelere katılınır, 'vekaleten' kararlar, krediler alınır, hisseler satılır. Senin iraden dışında, haberin bile olmadan, sen hayata<br />
katılamadan ailenin erkekleri senin adına herşeye katılırlar, ekonomiyi falan bile yönlendirirler hatta. Sen de asaleten değil 'vekaleten' yaşayıp gidersin.<br />
<br />
 Üniversiteye okumak için mi gitmek istiyorsun?<br />
Hayır! Üniversiteyi medreseleştirmeye. Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye. Diğer kadınlar üzerinde baskı oluşturmaya.<br />
<br />
 Kamu binasına çalışmak için mi girmek istiyorsun?<br />
 Hayır! Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye. Diğer kadınlar üzerinde baskı oluşturmaya.<br />
<br />
 Her yere Penis Diktatoryası'nın sana verdiği talimatları yerine getirmek için girmek istiyorsun. Bir düğmenize basacaklar, sürüler halinde çağdaş giyimli kadınların üzerine saldıracaksınız. Bir düğmenize basacaklar birşeyi protesto etmek ya da liderinizi alkışlamak için okullardan (AKP'li Belediye'nin tahsis edeceği) otobüslerle meydanlara doluşacaksınız.<br />
<br />
 Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz. İnisiyatif, karar alamadan. Hiçbir zaman kendi başına hareket edebilen çağdaş, özgür kadınlar olamayacaksınız. Hep sürüler halinde yaşamanız, sürüler halinde eylem yapmanız gerekecek.<br />
<br />
 Sizin yerinize Penis Diktatoryası düşünecek. Beyninizdeki gri hücreleri kullanmayacak, alınan kararların sorumluluğunu üstlenmeyeceksiniz.<br />
<br />
 Pasif yaşamak da bir tür rahatlıktır hemşire. Bunu istiyor da olabilirsin. Düşünmeme, koşulsuz itaat etme karşılığında ananın rahmi kadar sıcak, sarıp sarmalayan yuvanda güven içinde oturup, itaate dayalı sosyal düzen isteyen 'kul' çocuklar yetiştireceksin. Karnına basınca elham okuyan, bacağını çekince hatim indiren bebeklerle oynayan, isyan değil itaat eden 'kul'lar.<br />
<br />
 Türban dediğin tesettürün sadece bir parçası hemşire. Kafa derisinde çıkan keratini kapatan kumaş parçası. Sana göre Allah'ın yarattığı saç, bana göre evrim sürecinde beyni radyasyondan, ısıdan korumak için oluşmuş izolasyon maddesi. Şampuan reklamına göre 'hazinemiz', İslama göre bir telini gösterirsek cehennemde yanacağımız kıl kümesi.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.bakiselamlar.com/knb/images/stories/turuncu%20turban.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
Dinin örtünmeni emrediyorsa neden (Penis Diktatoryasının sokağa döktüğü) İranlı kızkardeşlerin gibi kara çarşaflara girmiyorsun? Bak "Eşarp yetmez, en iyi örtünme kara çarşaftır" diye sana destek gösterileri yapıyorlar oralardan.<br />
<br />
 Ama sen hemşire! Sen Ampul Partisi'nin sadakalarından, lutuflarından, avantalarından payını almakta olan Araplaşmış, ruju ojesi yerinde hemşire! Sen tesettür mayoya 250 Dolar, ipek türbana 500 Dolar, ya da üç kilo bulgura bir oy verebilen hemşire!<br />
<br />
 Sen, Allah korkusu- erkek korkusu- ölüm, cehennem korkusu arasında sıkışıp kalmış gariban! Bırak o soyut korkuları da, yakında Türkiye'de de kurulmasını beklediğim din muhafızlarının kızılcık sopasından, kırbacından, recm'inden kork.<br />
<br />
 Şimdilik rengarenk giyinebilmeni laik Cumhuriyet'e borçlu olduğunu da hiç unutma hemşire. Ampul Partisi'nin hortumlayıp babanın/kocanın cebine koyduğu avantada, oruç/namaz polisine ödeyecekleri maaşlarda benim aylığımdan kesilen, içtiğim rakıda, şarapta ödediğim vergiler olduğunu herzaman hatırla. (hadi sor şimdi Alo Fetva hattına: "İçkiden alınan vergiyle Din Polisi'ne maaş ödenirse bu para helal midir?").<br />
<br />
 Sen de ben de biliyoruz ki dini inancının sana verdiği görev, yüklediği sorumluluk okumak, çalışmak, sosyal hayata aktif katılım değildir hemşire. Senin aklın bir adamın üçüncü, beşinci karısı olmaya, ona sorgusuz itaat etmeye yatıyorsa eğer, eve kapanıp rahmin döl tutmayacak hale gelinceye kadar çocuk doğurup onları 'itaatkar, isyan etmeyen kullar' olarak yetiştirmeye yatıyorsa eğer, senin ne okumandan fayda gelir ne çalışmandan hemşire.<br />
<br />
 Kadını cinsel obje, ticari meta olarak gören, sokakta kendi halinde yürüyen erkek değil, Kanada'dan Avustralya'ya kadar yayılmış yıllık cirosu 95 milyar Dolarlık tesettür giyim pazarıdır hemşire.<br />
<br />
 Kadını cinsel obje olarak gören dindar, deist, ateist erkek değil, beyni dinle yıkanmış yobazdır hemşire. Ona daha çocuk yaştayken nikah kıyabilen, kadını kapatarak pasifize eden Penis Diktatoryası'nın yobazı.<br />
<br />
 Soyut korkularını besleyerek özgüvenini aslında Penis Diktatoryası kırıyor senin. Sonra gelip "Beni mağdur ettin, bana zulmettin" diye beni suçluyorsun. Sonra da aynı Penis Diktatoryası açık (yani normal) giyindiğim için beni 'kokoş', değersiz ilan edip sana benim üzerimden sana kendini namuslu, değerli hissettiriyor, prim veriyor. Benim üzerimden senin egonu şişiriyor. Kadını kadına kırdırıyor yani. <br />
<strong class='bbc'>Fallik strüktürde ibadethanelerde tapınanlara da bu yakışıyor.</strong><br />
<br />
<strong class='bbc'><a href='http://www.bakiselamlar.com/knb/component/content/article/227-pendik.html' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</strong>]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 20:03:17 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Kadinlar-Gunu-Vesilesiyle-Penis-Diktatoryasi-t69119.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bir Zübük Hikayesi</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Bir-Zubuk-Hikayesi-t69118.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Bir zübük hikayesi</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src='http://www.odatv.com/images/2010_03/2010_03_08/zubukzubuk-0803101200_l.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Türkiye Erzincan’da İlhan Cihaner’in tutuklanması, ardından HSYK’nın Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal’ın yetkilerini kaldırmasının ardından Anayasa değişikliğine kilitlendi.<br />
<br />
 Hükümet, kabine üyelerinin ağzından hukuk reformu konusunda kararlı olduğunu ifade ederken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç anayasa değişikliğinde muhalefetin de desteğinin alınması konusunda görüşlerini ifade ettiler. Hükümet de muhalefetin desteği ile anayasayı değiştirmeye sıcak bakıyor. Bu durumda referandum tehlikesinin de ortadan kalkacağı düşünülürse muhalefetin değişikliğe vereceği destek kritik önemde.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>İşte anayasa değişikliği konusunda yapılan çalışmalarda muhalefeti ikna çabaları Aziz Nesin’in “Zübük” romanında Cami Yaptırma Derneği için muhalefetin ikna edilmesini hatırlattı.</strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>İşte Kemal Sunal’ın oyunculuğuyla Cami Yaptırma Derneği’ne aranan muhalefet desteği:<br />
<br />
<br />
Optional= and content=<a href='http://www.odatv.com/n.php?n=zubukzubuk-0803101200' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>BU VİDEONUN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİSİ YOKTUR</a><br />
<br />
<br />
</strong>]]></description>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 00:08:52 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Bir-Zubuk-Hikayesi-t69118.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Asıl Soykırımcı ABD</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Asil-Soykirimci-ABD-t69117.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Asıl soykırımcı ABD</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Önce vatanlarını işgal ettiler, sonra 350 yılda 70 milyondan fazla Kızılderiliyi katlettiler<br />
<br />
Amerika diyor ki, “Türkler Ermenilere soykırım yapmıştır.” <br />
Hatırlayacaksınız, bugüne kadar sözde “soykırım”ın yapıldığı tarih hep 24 Nisan 1915 olarak kabul ediliyordu. Şimdi bu sözde “soykırım”ın tarihi 1923 yılına, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş tarihine kadar genişletildi, böylece Amerika, sadece Osmanlı Devleti’ni değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve dolayısıyla Atatürk’ü de soykırımcı ilan etmiş oldular.<br />
70 milyon Kızılderiliyi sanki onlar katletmemiş. Neredeyse kendi yaptıkları Kızılderili katliamlarını da Ergenekon’un üzerine yıkacaklar. Böylesine iğrenç bir tezgahı Türkiye’de işbirlikçileri eliyle uyguluyorlar da buna bir itirazımız olmuyor.<br />
5 dolara kelle <br />
Tarih boyunca kendisine ait olmayan coğrafyalar üzerinde sayısız katliamlar yapan ABD, kendi kanlı tarihini unutturmaya çalışıyor.<br />
Kristof Kolomb’un 1492 tarihinde Amerika’yı keşfinden sonra, Avrupalılar, ateşli silahı tanımayan, ellerinde mızraklarından başkaca bir silahı olmayan Kızılderililerin yaşadığı zengin Amerikan topraklarına akın etmişlerdi. Kızılderililer, Avrupalıların elinde bulunan ateşli silahlara yenildiler ve vatanlarını istilacılara kaptırdılar. 1500’lü yıllarda başlayan Kızılderili katliamı, 1886 yılına kadar acımasızca sürdürüldü, yaklaşık 350 yıllık bu sürede 70 milyondan fazla Kızılderili katledilmişti.<br />
ABD’nin resmi devlet politikası olan Kızılderili soykırımı, Hitler dönemi Almanyası’nda Yahudilere karşı uygulanan soykırımdan çok daha büyük bir soykırımdı. ABD’nin resmi makamları, Kızılderili kellesi getiren herkese kelle başına 5 dolar ödüyordu ve resmen bir Kızılderili avı başlatılmıştı. Devlete ait binaların bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla dolup taşmıştı. <br />
Kobay yaptılar <br />
İlk biyolojik silahı da Amerika’ya göç etmiş Avrupalılar Kızılderililer üzerinde denemişlerdi. Öldürülmemiş olup da verimsiz çöllere veya bataklık topraklara doğru sürülen Kızılderililere güya yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda Kızılderilinin ölmesi bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmişti.<br />
Bu katliamlardan yaralı olarak kurtulan Louise, Kızılderililerin uğradıkları katliamları anlatırken, “kaçmaya çalıştık ama, yaban sığırı avlar gibi bir bir vurdular bizi” demektedir.<br />
Bartolome De Las Casas (1474-1566), ”Kızılderili katliamı“ adlı kitabında bizzat tanık olduğu Kızılderili katliamını şöyle anlatmaktadır:<br />
”Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden kıtanın asıl yerlisi Kızılderililerin ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun Kızılderililere her rastlandığı yerde tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğüslerinden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarışırken bunu bir eğlence havasına sokuyorlardı. “<br />
O dönemde dünya nüfusunun 5’te birini oluşturan Kızılderililer, uğradıkları soykırım sonucu bugün tarihten silinmek üzeredirler. Kendisini Kızılderililere soykırım yapmış olmakla suçlayanlara Amerika, ”sonuna kadar öldürmedikçe soykırım sayılmaz“ yanıtını vererek küstahlığı en üst seviyeye çıkarmaktadır.<br />
Amerika, Kızılderililere uyguladığı soykırımı, 1970-1971 ve 1972 yıllarında Vietnam’da da uygulamıştı. Şimdilerde aynı soykırımı Irak’ta ve Afganistan’da uyguladığını görüyoruz.<br />
Ebu Garip’i unutmayın <br />
Amerikan işgal birliklerince tutuklanıp Ebu Garip Cezaevi’ne konulan Iraklı Nur’un cezaevinde yazıp ziyaretçileri ile gizlice dışarı çıkarmayı başardığı, ajanslara da ulaştırılan 10 Nisan 2004 tarihli mektubunun bir bölümüne hep birlikte bakalım. Nur, bu mektubunda insanlık alemine şöyle sesleniyordu:<br />
”Ey vicdanlarında zerre kadar insanlık, haysiyet, onur, namus duygusu olanlar! Buraya saldırın, bizleri ve burayı korumakta olan Amerikan köpeklerini öldürün. Biz ölüme çoktan razıyız. Amerikan köpekleri hepimize tecavüz ediyorlar ve çoğumuz hamileyiz. Karnımızda taşıdığımız bu piçleri doğurmak istemiyoruz. Öldürün bizleri ve onları. “<br />
Diyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi denilen kurum, Amerika’nın Kızılderililere uyguladığı soykırımı belgelemeli, gündemine alıp görüşmeli, gerçeği bütün dünyaya açıklayarak Amerika’yı soykırımcı ilan etmeli ve bunu yasalaştırmalıdır. Haydi TBMM, harekete geç ve tarihe bir ışık tut. 	* Sefer Çetinkaya<br />
<br />
++++++<br />
Sevr ve Lozan haritalarını kıyaslayın<br />
Sevr uygulandı mı uygulanmadı mı? Kimilerine göre uygulanmadı, kimine göre de uygulandı! Bize göre de uygulandı! <br />
Neden mi? Sevr antlaşması “meclis ve padişahın onayından geçmedi” diye uygulanmadığı iddia ediliyor; bu, doğru değil, şöyle ki; imzadan hemen sonra, 12 Eylül de, İzmir resmen ve törenle Yunanlıların yönetimine devredildi, bu bir. Kapitülasyonlar yeniden yaygınlaştırıldı, bu iki. Posta-telgraf idaresi, İstanbul sular idaresi, Devlet Demir Yolları yabancıların elinde kalmaya devam etti, bu üç. <br />
Osmanlı idaresi dışarıdaki memurların maaşını ödüyordu, o da kesildi, bu dört. <br />
Ordu dağıtıldı, silahlar teslim edildi, bu da beş... Daha pek çok benzer şeyler... <br />
Sevr uygulanmadı da daha ne olsun ki? <br />
Neymiş, padişah imzalamamış!<br />
İmzalayacak hali yoktu ki; çünkü Osmanlı meclisi kapatılmıştı, mebuslar Malta’ya sürülmüştü... Ardından Anadolu’da kutsal mücadele başladı; İstiklal Savaşıyla emperyalistlerin hevesleri kursaklarında kaldı... <br />
Şimdilerde Türkiye üzerinde oynanan oyunları iyi görmek ve anlamak için, çok basit bir önerim olacaktır; Sevr ile Lozan’ın farkını iyi anlamak için, her iki antlaşmanın sonucunu yansıtan haritaları yan yana koyup kıyaslamak ve düşünmek... O zaman, eğer kalemler ve beyinler uşaklık mukavelesi imzalamamış ise, gerçeği görebileceklerdir... O zaman düşmanın nereden geldiği bilinir, Atatürk’ün ve İstiklal Savaşının kıymeti daha iyi anlaşılır...<br />
* Prof. Dr. Ramazan Demir<br />
++++++<br />
Bir tezim var: Tersten komplo<br />
1. Belgenin aslı bulunduğu halde kamuoyuna ve basına ilk olarak fotokopisi servis edildi. Bu yolla kafalarda şüphe uyandırıldı.<br />
2. Kamuoyundan tepki yükseldiği halde aylarca orijinal belge ortaya çıkarılmadı. Belgenin sahte olduğuna olan inancın daha da sağlamlaşması beklendi.<br />
3. Ilıcak gibi gazeteciler ve Arınç gibiler bu belge söz konusu olduğunda kendilerinden çok emin biçimde sürekli belgenin doğruluğunu savunuyorlardı, görün bakın daha neler çıkacak diyorlardı. Kafalarında hiç şüphe yoktu, hatta yargılamanın, kriminal vs. incelemelerinin sonucunu bile beklemeye gerek duymadılar. Çünkü, belgenin aslının olduğunu, gerçek olduğunu en başından beri biliyorlardı, nasıl mı?<br />
4. Belgenin o avukatın bürosundaki aramalarda ele geçirildiğini gösteren kamera kaydı birkaç gün önce yayınlandı zannediyorum. Madem kamera kaydı bile vardı neden bugüne kadar beklendi, servis edilmedi.<br />
Bana göre, bu komployu düzenleyenlerin tek amacı TSK, Başbuğ, muhalefet (özellikle Baykal), gazetecilerin belgeye şüpheyle yaklaşmalarını, itiraz etmelerini sağlamaktı. Zamanı geldiğinde de gerçek (kesin olmamakla birlikte) belge ve kanıtları ortaya koyup, güvenilirlik ve itibarlarını yerle bir etmeyi planladılar.<br />
Bence başarıya da ulaştılar. Şimdiki durumda Tarafın ve AKP zihniyetinin ortaya attığı her iddia doğru kabul edilecek (ıslak imzalı belge olayı referans alınarak), orduya şüpheyle yaklaşılacak ve operasyonlarını tam gaz sürdürmelerinin zemini hazırlanmış olacak.<br />
Yani tam bir psikolojik operasyon.<br />
* Orhan Yağmur<br />
++++++<br />
Yalanı oylama yalanını izledik<br />
Bahar, Washington’da Ermeni yalanını Kongrede oylamakla başlar. Bu bir Amerikan geleneğidir. Türk halkının artık zerre kadar önem vermediği bu olaya medyamız bu sene de müthiş ilgi gösterdi. Hatta bazı televizyon kanalları hızlarını alamayıp canlı yayın bile yaptı. Tanrı akıl fikir versin...<br />
Türk medyası Türk halkı kadar ”büyük “olabilseydi eğer, yaptıklarının ne kadar” küçük“ olduğunu anlardı. <br />
ABD kongre kararlarına artık pek önem vermeyen sadece Türk halkı değil. Kendi halkı da aynı duygular içinde. J.Stieglitz şöyle der: ”ABD demokrasisinde para konuşur. Burada her kongre üyesi başına beş lobici düşer“ ABD’li yazar Gore Vidal da kendisine niçin siyasete girmediği sorulunca şöyle cevap vermişti televizyonda: ”Tanrı korusun. Orada tek yaptığın, sana telefonda fısıldananlar doğrultusunda alınacak kararlara ’Evet’ veya ’Hayır’ demektir” <br />
 İşte işin özü budur.<br />
Artık dünyamızda yalan norm oldu. Böylesi bir ortamda yalancısını bırakıp gerçek sorunlarımıza odaklanmalıyız. Bütün oyun Türkiye’ye pusulasını şaşırtmak ve dünya haritasının doğusundaki muhteşem zenginliklerden ülkemizi uzak tutmaktır. Türkiye batıya baka baka şası olurken, Batı’nın kendisi Asya’da cirit atıyor.Türkiye artık oyundaki YENİ YERİNİ almalı ve güneşin doğduğu yere bakmalıdır.<br />
ABD Kongresindeki “Yalanı Oylama Yalanı”, sonunda , böyle hayırlı bir yön ayarlamasına sebep olabilir. Zaten bir musibet bin nasihatten iyidir. <br />
* Duygu Yelbaşı <br />
<br />
++++++<br />
NATO mensubu ülkeler arasındaki en büyük orduya ABD sahip bilirdik yanılmışız! <br />
İşsizler ordusuna yeni katılımlarla, Türkiye Çin’den sonra dünyada 2. büyük orduya sahip ülke. Durmak yok kalkınmaya devam...<br />
* Engin Balım<br />
++++++<br />
GÜNÜN SORUSU<br />
Çankaya’daki üçlü zirvede, kurumlar arası bozulan ahengin pansumanı yapılıyormuş ne dersin?<br />
-Boşuna uğraş, ölüye serum takmaya benzer.<br />
* Turan Kırılmazoğlu<br />
++++++<br />
Kaybolma noktası<br />
Hiç bir ülkede siyasetin devlet kanunlarından üstün olduğu görülmemiştir. İzlenen yol, meşru ve akla uygun bir yol değildir. İmar izinleri belediyelere verildi ve siyasilere rant yolları açıldı. İhale kanunlarıyla fesat yolları kullanılabilir hale geldi.	<br />
Tarih sayfalarına bakarak durum oldukça basit bir şekilde çözümlenebilir aslında. Medya bile aynı davranıyor mütareke yıllarındaymışız gibi. Olduğumuz yerin kaybolduğumuz yer olmamasını temenni ediyorum. <br />
* Coşkun Uslu<br />
++++++<br />
İntikam insan olma erdemlerini yok ediyor<br />
İnsanı insan yapan ve özellikle diğer canlılardan ayıran pekçok hasletin yanında üç önemli haslet vardır ki, söz etmeden geçmek olmaz. Akıl, izan ve de vicdan!...<br />
Akıl, usdur, şuurdur. Düşünceyi kurar, kurgular, analizini ve sentezini yapar. İzan, anlayıştır, ferasettir, aklın ortaya koyduğu şuurun zeka ile bağlantısını sağlayan unsurdur. İnsani bir değer olan hoşgörü kavramı da bu bağlantının içinde değerlendirilir... Vicdan, izan süzgecinden geçirilmiş aklın bulgularını hükme bağlayan insani en üst kurumdur. <br />
Görüldüğü gibi, akıl izan ve vicdan, insani boyutaki yasama, yürütme ve yargının ta kendisidir. <br />
Peki, akıl, izan ve vicdan arasındaki uyumlu organizasyon bozulursa ne olu?<br />
Bu üçlü erdemin, uyumsal dayanağından yoksun bırakıldığı durumlarda, bünye orman kanunlarının hakimiyetine teslim edilmiş olur. Küllenmeye yüz tutmuş, köşede bucakta kalmış fırsat kollayan kin, nefret ve intikam duyguları durumdan cesaret alıp eylem kazanır. İş bu noktaya ulaştığında, zaman, geçmişte alınamamış öclerin hesaplarının sorulma zamanıdır. Kaybettiklerini geri alma zamanıdır. Geçmişle hesaplaşma zamanıdır, geçmişin torunları olarak, bugünün torunlarından hesap sorma zamanıdır. Bu yüzden dileriz ki insanlık kendi yasama, yürütme ve yargı kurumlarından, yani, akıl, izan ve vicdandan mahrum bırakılmasın. <br />
Ülkemizde; bir devleti devlet yapan, onu devlet olarak çalıştıran, geleceğe aktaran, bayrağının altında topladığı vatandaşlarının sadece bugününü değil, yarınlarının da garantorlüğününün teminatı olan kurumları arasındaki uyumsuzluk görmezlikten geline bilinir mi? <br />
* Mehmet Halil Arık / Denizli <br />
++++++<br />
Hafıza kaybı<br />
Yandaş medya her 28 Şubat’ta döktürür de döktürür. Din istismarcıları o kanal senin bu kanal benim dolaşır dururlar.<br />
Sincan’da tankları kim yürüttü. “Demokrasiye balans ayarı yaptık” diyen paşa kimdi? YÖK başkanına emir verip İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin önünü kesen kimdi? Örnekleri yüzlerce kere çogaltabilirsiniz. Bu soruların karşılığında tek bir cevap çıkıyor karşımıza değil mi? Hani Başbakanımız Yahudi JİNSA kuruluşundan “Cesaret Madalyası” alırken yanında olan 28 Şubat’ın kudretli generali Çevik Bir Paşa. Allah aşkına bu anlı şanlı konuşmacılarımızın bir kere bile Çevik Bir’den bahsettiklerini duydunuz mu? <br />
* Av. Selahattin Sekban / Trabzon<br />
++++++<br />
MİNİ YORUM<br />
Başkasına akıl vereceğine...<br />
Diyarbakır’da yaşananları görünce, şeytan dürtüyor, insan sormadan edemiyor: Emniyet Müdür Yardımcısı, provokatif yayınlarıyla var olan Taraf’a köşe yazıp, TSK’ya görevini öğreteceğine, kendi görev ve sorumluluklarına, hele ki, yaşananları herkesin önceden kestirebildiği bu maç öncesinde, biraz daha fazla zaman ve özen ayırsa, sonuç farklı olur muydu acaba? Kolluk kuvvetlerinin Taraf ile değil TSK ile işbirliği yaptığını, bilmesi bile caydırıcı olurdu belki...<br />
<br />
<a href='http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=12349' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 23:43:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Asil-Soykirimci-ABD-t69117.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Verilmiş Sadakamız Varmış... Yoksa!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Verilmis-Sadakamiz-Varmis-Yoksa-ve-33-t69116.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Verilmiş sadakamız varmış... Yoksa!</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Dünkü gazetelerin çoğunda iç sayfalarda sıkışıp kalan bir haberi okuyunca derin bir nefes aldım.<br />
<br />
Haberi duymuşsunuzdur:<br />
<br />
Sayın Manisa Büyüğü önceki gün cuma namazını kıldıktan sonra makamına gitmek için arabasına binmiş ve yola çıkmış... <br />
<br />
Tam Dışişleri Bakanlığı binasının önüne gelmiş ki; makam otomobili, Ankara Emniyeti’nde Tanık Koruma Amiri olarak görev ya pan bir polisin arabasıyla çarpışmış...<br />
<br />
Bilirkişilere göre suç polisteymiş...<br />
<br />
Çünkü; o, aniden şerit değiştirince, Manisa Büyüğü’nün şoförünün frene basmak için zamanı kalmamış! <br />
<br />
Allah’tan arabası zırhlıymış da Sayın Büyük’ün burnu bile kanamamış...<br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
Kendisine büyük “geçmiş olsun” diyorum; verilmiş sadakası varmış...<br />
<br />
Ama...<br />
<br />
Bize de büyük geçmiş olsun...<br />
<br />
Bizim de verilmiş sadakamız varmış!<br />
<br />
Düşünün bir kez:<br />
<br />
Eğer şerit değiştirip kazaya neden olan o araç polise değil de sıradan bir askere ait olsaydı; bugün acaba neler konuşuyor olacaktık?<br />
<br />
İktidar yandaşı gazeteler dün hangi manşetlerle çıkacaktı?<br />
<br />
Komplo teorileri, suikast planları nasıl çarşaf çarşaf yayınlanacaktı?<br />
<br />
İktidar partisinin tüm “büyükleri” teker teker kameralar karşısına geçip, kim bilir ne demeçler patlatacaklardı?<br />
<br />
Sırf evinin sokağına sivil giyimli iki asker girdi diye ortalığı ayağa kaldıran Manisa Büyüğü, ne senaryolar yazacaktı?<br />
<br />
Genelkurmay’ın kim bilir hangi “gizli odası” daha aranacaktı?<br />
<br />
***<br />
<br />
Ben yine de bu “kaza”yı çok manidar buluyorum!<br />
<br />
Sen; Ankara Emniyeti’nin bugünlerde “çok popüler” olan birimlerinden birinde çalış...<br />
<br />
Sonra da tut, “yanına yaklaşılması, sokağından bile geçilmesi en riskli adam”ın arabasına çarp!<br />
<br />
Üstelik de koca başkentin en geniş caddesinde, on binlerce araç içinden o aracı bul...<br />
<br />
Yok canım; bu işin altında mutlaka Ergenekon’un parmağı vardır!<br />
<br />
Bu yüzden Ankara Emniyeti’nin “Tanık Koruma Müdürlüğü”nde hemen büyük bir arama başlatılmalı, hatta bu birimin koruduğu gizli tanıklar tek tek deşifre edilmeli!<br />
<br />
***<br />
<br />
İşi sulandırdığımı mı düşünüyorsunuz?<br />
<br />
Evet...<br />
<br />
Çünkü; kaderi, saçma sapan tesadüflere bağlı olan siyasi ve toplumsal geleceğimizi, başka türlü hazmedemiyorum!<br />
<br />
***<br />
<br />
<strong class='bbc'>NEREYE?</strong><br />
<br />
Dünkü “Mustafa” başlıklı yazımdan sonra yüzlerce e-posta aldım. Hemen hepsi yine aynı soruyla bitiyordu:<br />
<br />
“Nereye gidiyoruz?” <br />
<br />
Biliyorsunuz; bu sorunun yanıtını ben de yıllardır arıyorum.<br />
<br />
Ve en gerçekçi yanıtı, komedi anlayışından hoşlanmadığım için hiç izlemediğim Şahan Gökbakar’dan duyduğum bir atasözüyle vermek istiyorum. Gökbakar, Hint felsefesine ait olduğunu söylüyor ama kaynaklara göre Afrika atasözü olması olasılığı daha yüksek:<br />
<br />
“Derede sular yükseldiği zaman balıklar karıncaları yer...<br />
<br />
Sular çekildiği zaman da karıncalar balıkları. <br />
<br />
Neyin av olacağına, dere suyu karar verir.” <br />
<br />
Eğer; “hep av olmak”tan yakınıyorsanız; biraz daha dayanın...<br />
<br />
Elbette; bir gün gelecek ve bugün sizi yiyenler av olacak!<br />
<br />
Tabii; “su” isterse!<br />
<br />
***<br />
<br />
<strong class='bbc'>GÜNÜN SORUSU</strong><br />
<br />
Bodrum 2. Sulh Ceza Mahkemesi, konserinde “Ağabey Diyarbakır’dan mı geldiniz hepiniz? Dağdan mı? Moron moron bakıyorsunuz” diyen şarkıcı Demet Akalın’ı “İstiklal Marşı’nın sözlerini bir sayfaya yazmakla ve beş sayfa da yorum yapmakla” cezalandırmış...<br />
<br />
İstiklal Marşı, bu ülkede ne zamandan beri “ceza” oldu?<br />
<br />
***<br />
<br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 15px;'>Her kadının ‘günü’ kutlanır mı?</span></strong><br />
<br />
Yarın 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü... Yıllardır olduğu gibi yine hamasi nutuklar atılacak, kadınlar bir günlüğüne baş tacı edilecek... O hamasi nutukları atan adamlar da evlerine gidip, “yemek soğuk” diye karılarını azarlayacak... <br />
<br />
Falan, filan!<br />
<br />
Benim bu konudaki tavrımı biliyorsunuz...<br />
<br />
Nasıl; dil, din, ırk ayırımı yapılmasına karşıysam, insanları “kadın” veya “erkek” olarak konumlandırmaya da karşıyım...<br />
<br />
Bu yüzden; insanın, “kadın”ından ya da “erkeği”nden değil de... “İnsan” olanından yanayım...<br />
<br />
Aksi halde yarın, sırf kadın oldukları için, “örümcek kafalı, haklarını kendi elleriyle teslim eden, ikinci sınıf insan olmayı kabullenen, çocuklarını döven bazı kadınlar”ın da gününü kutlamam gerekir ki...<br />
<br />
Onlar; buna asla değmez...<br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Verilmis_sadakamiz_varmis_Yoksa&tarih=07.03.2010&Newsid=291874&Categoryid=4&wid=102' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</span></span>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 23:34:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Verilmis-Sadakamiz-Varmis-Yoksa-ve-33-t69116.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Cep Telefonlarına Dikkat!!!!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Cep-Telefonlarina-Dikkat-ve-33-ve-33-ve-33-ve-33-t69115.html</link>
		<description><![CDATA[<br />
<strong class='bbc'>‘Canavar yarattık’ itirafı </strong><br />
<img src='http://haber.gazetevatan.com/newpics/news/060320102238041495563_2.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><strong class='bbc'><span style='font-family: Arial'>Dünyanın en büyük cep üreticilerinden birinde çalışan adamdan çarpıcı itiraf</span></strong><br />
<br />
<span style='font-family: Helvetica,Verdana,Arial'><span style='font-size: 13px;'><span style='color: blue'><strong class='bbc'>VATAN DIŞ HABERLER</strong></span></span></span> <br />
<br />
<span style='font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Dünyanın en büyük cep telefonu üreticilerinden birinde 20 yıl çalıştıktan sonra vücudunda kanser belirtileri görünce dağa çıktı ve “Tıptan haberimiz yoktu. Geliştirdiğimiz şeylerin insanlara zarar vereceğini bilmiyorduk” dedi<br />
<br />
<br />
20 yıldan uzun bir süre büyük bir telekomünikasyon firmasında mühendis olarak çalışmış ve birçok prototip sistemler geliştirmişti. Yalnızca İsveç ordusunun ve Ericsson’ın erişebileceği yenilikte ve kapasitede bilgisayar ve iletişim cihazları kullanarak, florasan lambalar altında, penceresinin dışındaki dev antenler yüzünden her gün yüksek oranda radyasyona maruz kalıyordu. 1980’lerin sonunda ilk belirtiler ortaya çıktı. Uzun dönem telekomünikasyon sektöründe çalıştığı ve insan sağlığını etkileyen cep telefonlarını yaptığı için pişmanlık duyan bir çocuk babası mühendis “Biz toplumun çok ilerisindeyiz. Ama bizim tıptan haberimiz yoktu. Geliştirdiğimiz şeylerin insanlara zarar vereceğini tahmin etmiyorduk” dedi. <br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=291860' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'><img src='http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/060320102242471270264_3.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /></a><br />
<br />
Öte yandan Per Segerback’in teknolojik aletlere yani radyasyon ve elektromanyetik dalgalara olan alerjisi hem bilim dünyası hem de insan neslinin geleceği için özel bir çalışma alanı da yarattı. Çünkü 55 yaşındaki bu adam, dünyada “elektro manyetik dalgalara” bu kadar büyük bir derecede alerjisi olan tek insan. Yanında bir cep telefonu çalması bile başının dönmesine ve bilincinin kaybolmasına neden olabiliyor. Elektromanyetik dalgalara maruz kaldığında başı dönüyor, cildi kızarıyor, teninde yanmalar meydana geliyor. <br />
<img src='http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/060320102238041495563_3.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>İnzİvaya çekİldİ</strong><br />
<br />
<br />
Per Sereback, Stockholm’ün uzak bir köyünde yaşıyor. Tedavisi için kullanılan teknolojik aletler Segerback’in ölümüne bile neden olabilir. Yemeklerini odun ateşinde pişiriyor. Halen elektrikli ışık, telefon ve bilgisayar kullanıyor ancak onların güç kaynakları yerin 27 metre altında bulunuyor. Bilgisayar kasası ve ’mouse’u metal plakalarla kaplı.<br />
</span></span><br />
<br />
]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 22:26:11 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Cep-Telefonlarina-Dikkat-ve-33-ve-33-ve-33-ve-33-t69115.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Erkekler __Kadınları kurtarmak için__Görevde!</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Erkekler-Kadinlari-kurtarmak-icin-Gorevde-ve-33-t69114.html</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><span style='font-size: 21px;'>Ruhat Mengi </span></strong> <strong class='bbc'>Yazara ulaşmak için :</strong> <a href='mailto:rmengi@gazetevatan.com' title='E-mail Link' class='bbc_email'><span style='font-family: Arial'><span style='color: #000000'>rmengi@gazetevatan.com</span></span></a><span style='font-family: Arial'></span> <br />
<strong class='bbc'> Erkekler “kadınları kurtarmak için” görevde!</strong><br />
<img src='http://foto.gazetevatan.com/pics/yazarlar/4.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'> İnanılır gibi değil ama 2010 yılında, 21’inci yüzyıl Türkiye’sinde hâlâ bundan 20, 30, 50 yıl önce “kadına karşı şiddet”te, özellikle de “aile içi şiddet”te hangi noktadaysak yine oradayız.<br />
<br />
Bu konuda devletin yaptığından daha fazla çalışma ortaya koyan, önlemek için gayret gösteren çok sayıda hukukçumuz ve bazı kuruluşlarımız var ama maalesef yeterli olmuyor. Hâlâ çocuk yaşta genç kızlar aileleri tarafından “töre” diye diri diri toprağa gömülerek veya benzer vahşette yöntemlerle öldürülüyor ve bunun için bir dedikodu, bir yalan bile yeterli olabiliyor. Suçların önlenmesinde ağır yaptırımlar son derece önemli rol oynamasına rağmen yasaların doğru uygulanmayışı sonucunda kadınlar kocaları, babaları, ağabeyleri, nişanlıları ya da “sevgilisi olduğunu iddia eden” birileri tarafından şiddet görüyor, öldürülüyor, tecavüze uğruyor ve üstelik “hafifletici nedenler bulunarak” hak ettiği cezayı da almadan kurtuluyor.<br />
<br />
Hürriyet Gazetesi 6 yıldır “Aile İçi Şiddete Son Kampanyası” ile ev içindeki şiddeti önlemek için çareler üretmeye çalışmakta... Bu yıl dikkatleri daha da fazla çekebilmek amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapılacak konferansın yanında “İkinci Güldünya Konseri”ni düzenliyor bu kampanya... ‘Daha da fazla çekebilmek’ dememin sebebi geçen yıl güçlü kadın seslerini bir araya getirerek yapılan birinci konserden sonra bu kez ünlü erkek sanatçıların kadınlar için şarkı söyleyecek olması... Bu bir ilk ve erkeklerin “şiddeti yaratan erkeklere karşı kadınların yanında yer alması nedeniyle” de son derece anlamlı bir konser olacak.<br />
<br />
Son yıllarda iyice yıldızlaşan Behzat Gerçeker ve Enbe Orkestrası eşliğinde Ferhat Göçer, Teoman, Mirkelam, Mustafa Ceceli, Kenan Doğulu, Yalın ve Yüksek Sadakat’in katılacağı konserde sanatçılar “şiddet mağduru kadınlar için” toplu olarak “Aile İçi Şiddete Son” diyecekler.<br />
<br />
Ailesinin istemediği biriyle birlikte olduğu için sokak ortasında kurşunlanan, kaldırıldığı hastanenin yoğun bakımında yaşam mücadelesi verirken gizlice içeri giren ağabeyleri tarafından öldürülen (yazarken bile fenalaşıyorum) Güldünya, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sembolü oldu. Aynen onun gibi gencecik yaşında “töre” diye kurban edilen kızların sayısı giderek artıyor.<br />
<br />
Bu konserin tüm geliri; acil durumda arayan kadınlara her tür desteği veren “Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”na aktarılmak üzere Aralık Derneği’ne bağışlanacak. Biletix’ten satışa sunulan biletler 60 TL’den başlıyor.<br />
<br />
Toplumsal duyarlılığın çok güzel bir örneği olan bu gayretlere siz de destek verin, kim bilir belki de o çaresiz kızların kaçabileceği bir sığınak, çalabileceği bir kapı oluşmasına katkınız olur.<br />
<br />
Hem güzel bir konser izleyip hem de hayat kurtarmaya yardım etmiş olmaktan duyacağınız huzur az şey mi?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
</span></span>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 22:01:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Erkekler-Kadinlari-kurtarmak-icin-Gorevde-ve-33-t69114.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Dava/İçinde (K) adın Yoksa...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Dava-icinde-K-adin-Yoksa-t69113.html</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><span style='font-size: 21px;'>Dava / İçinde (K) Adın Yoksa...<br />
<span style='color: #000000'></span></span><span style='font-size: 13px;'><span style='color: #666666'>bee_bee</span></span></strong> <br />
 <br />
okunur okunmaz şairin notu; <br />
dava / içinde (k)adın yoksa <br />
mümkün değil insanın doğumu ... <br />
<br />
biri düşleyecek / idealini <br />
biri heykelini kotaracak düşten / velev ki elleri kırık <br />
en güzel elleri resmedecek ressamın biri <br />
ses verecek müzisyen / yanardağdan bir çığlık... <br />
<br />
ağız, burun, kaş, göz / gamzeler cabası <br />
ozan derlerken yüzünü <br />
öyküsünü yazacak şanslı baş hikayeci / bir büyük davada <br />
el ele verip içine ruh üfleyenlerin... <br />
<br />
ah! kolay değil / kuşkusuz <br />
kemiğinden bir parça koparılırken ademin <br />
evrenin doğumundan da sancılı olacak <br />
kadının doğumu... <br />
<br />
-ne var ki gerekli- <br />
sicim gibi gözyaşları boşuna akmadı <br />
vaktidir / sırma saçı yeryüzüne <br />
başak başak serpmenin... <br />
<br />
<br />
b.e.e(İz_edebiyat) <br />
<br />
velev ki: olsa da <br />
]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:53:42 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Dava-icinde-K-adin-Yoksa-t69113.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kadınca</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Kadinca-t69112.html</link>
		<description><![CDATA[<div class='bbc_left'>Kadınca! <br />
<br />
er oluyoruz <br />
sözümüzde durunca <br />
yalan yanlış konuşmak <br />
kadınca! <br />
<br />
erkek gibi oluyoruz <br />
vurguna dayanınca <br />
üzülünce ağlamak <br />
kadınca! <br />
<br />
adam oluyoruz <br />
öğrenip anlayınca <br />
yetenekten yoksun doğmak <br />
kadınca! <br />
<br />
cinsiyet değiştiriyoruz <br />
doğru davranınca <br />
cennetten kovulmaya sebep/yaşamak <br />
kadınca! <br />
<br />
....... <br />
<br />
ana! <br />
nadasta unutulan toprak <br />
memede kesildi süt <br />
kuruyor doğaya can veren asi ırmak <br />
ve bir isyan “doğurmamak” <br />
kadınca! <br />
<br />
b.e.e <br />
(İz_edebiyat'tan)</div>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:50:15 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Kadinca-t69112.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Kadın+Erkek=İNSAN</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/KadinErkekiNSAN-t69111.html</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'><em class='bbc'> 	Kadın, emekçidir evet...<br />
Üreten, vareden, canıyla, aklı, sevgisiyle  çoğaltandır.<br />
Ana'dır Kadın, beklentisizdir ve canından çoktur sevgisi çocuğuna...<br />
Yar'dır Kadın, aşkla sever, tek beklentisi sevilmek, saygı görmektir.<br />
Destek olmaktan, emek emek yaptığı her güzelliği  üleşmekten mutludur.<br />
Mal değildir ama...<br />
Alınıp satılan.<br />
Kadının sırtından para kazanılmadığı,<br />
 yalnızca erkekler için var edildiğinin düşünülmediği,<br />
namusun yalnızca kadınlara özgü olduğunun savunulmadığı,<br />
Okuma, çalışma hakkı erkeğin keyfiyetinde olmadığı,<br />
Ve............<br />
Erkekler, <br />
kadının  yol arkadaşı olduğunu,<br />
insan olduğunu,<br />
yüreğinin sıcak, aklının aydınlık olduğunu<br />
anladığı, onayladığı zaman<br />
Yaşam, daha güzel, daha aydınlık olacaktır.<br />
Daha yaşanası, daha mutlu....<br />
Yaşamak,  erkekçe,<br />
kadınca  değil,<br />
yaşamak İnsanca...<br />
insan olmanın  erdemleriyle, onurla, gururla,<br />
sevgiyle, aşkla<br />
İnsanca ....<br />
Birlikte....<br />
   <br />
</em></strong>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:45:01 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/KadinErkekiNSAN-t69111.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>TEKRAR MERHABA</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/TEKRAR-MERHABA-t69110.html</link>
		<description><![CDATA[Mavice özelime mail atmış,<br />
"Geldiğimde seni ve senin gibi pırıl pırıl sevgi dolu yürekleri bulunca çok sevinmiştim. Ama uzun zaman oldu yoksun buralarda...<br />
Bi çok güzel yürek de....<br />
Sizler olmadan buralar ıssız, karanlık ve soğuk...<br />
Hadi gel bekliyorum Sevgiyle...." demiş.<img src='http://www.fikrimyok.com/public/style_emoticons/default/friends.gif' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /> <br />
Aslında uçan süpürge adı ile giremiyordum (sanırım teknik sebepler)<br />
Bir de işim dolayısı ile çok yoğunum<img src='http://www.fikrimyok.com/public/style_emoticons/default/30.gif' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /> <br />
Ben İzmir Dr. Behçet  Uz Çocuk Hastanesi'ne yardım yapmak için kurulmuş Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfında görevliyim. Malesef eskisi kadar çok ve rahat bağış alamıyoruz. Bu nedenle bir şeyler yapmak ve satmak peşinde deli gibi koşuyorum. Çünkü hasta çocuklara özellikle de onkolojidekilere "üzgünüm ama artık bağış alamıyoruz çünkü insanlar kendileri zor geçiniyorlar, yada şimdilik sizi unuttular "deme lüksüne sahip değilim. Olamam da . Bu nedenle sürekli vakıfa para kazanmak için koşuyorum. Ayrıca hasta çocukların annelerinin eğitimine önem verip bir şeyler yapma çabasındayım. Sonuç olarak buradaki dostlara bir merhaba demek bile lüks oldu.<br />
<br />
Ama mesajın çok anlamlıydı sevgili Mavice<br />
Burada olmaya çalışacağım<br />
Diğer arkadaşlara da ben sesleniyorum<br />
Haydi gelin de arada iki beşlik bozalım<br />
Sevgiler<br />
İlknur<img src='http://www.fikrimyok.com/public/style_emoticons/default/rolleyes.gif' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' />]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:41:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/TEKRAR-MERHABA-t69110.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>8 Mart Hangi Kadınların Günü?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/8-Mart-Hangi-Kadinlarin-Gunu-t69109.html</link>
		<description><![CDATA[Bütün dünya, Kadınlar Günü'nü kutlamaya hazırlanırken, Mazlum-Der ve Özgür-Der tarafından hazırlanan ‘hak ihlalleri raporları' Türkiye'de Müslüman kadınlara yönelik baskıların hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne seriyor.<br />
<br />
Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ama inançları gereği yaşadıkları için toplumdan dışlanan kadınların sorunları halen devam ediyor. Mazlumder ve Özgürder tarafından hazırlanan ‘hak ihlalleri rapor'ları da 28 Şubat'ın halen sürdüğünü ve Müslüman kadınlara yönelik baskıların hız kaybetmeden devam ettiğini ortaya koydu. İşte iki rapor ile Müslüman kadına reva görülen çağdışı uygulamalar: <br />
<br />
* CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi, sırf başörtülü fotoğraf verdi diye, paso almak için başvuran Gülgün Burşuk adlı öğrenciyi geri çevirdi.<br />
<br />
* Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı bünyesindeki İnşaat Emlak Şubesi'nde sivil memur olarak çalışan ve vefat eden Orhan Çiftçi'nin taziyesine gelen yakınları, askeri lojmandaki taziyeye başörtülü oldukları için giremediler. <br />
<br />
* Açıköğretim Fakültesi sınavına başörtüsüyle girmesine izin verilen Hatice Demir, sonuçları beklerken üniversiteden gelen belgede, 'Kılık kıyafet kurallarına uymadığınız için ‘0' aldınız' deniyordu. <br />
<br />
* Fatih 1. İcra Ceza Mahkemesi'nde Naciye Sönmez'in çarşaflı olduğunu gören kadın hakim, "Sizin inandığınız kanunlar burada geçmez" diye bağırarak Sönmez'i mahkemeden kovdu. <br />
<br />
* "Kariyer Günleri '09" etkinliği kapsamında verilen bir konferansa katılmak isteyen mühendis Esin A. başörtülü olduğu gerekçesiyle salondan çıkarıldı. <br />
<br />
* KTÜ Rektörü İbrahim Özen, üniversite lojmanlarındaki başörtülü bayanların peşine özel güvenlikçi taktı. <br />
<br />
* Çanakkale gezisine katılan Fethiye İHL öğrencisi Büşra Pirci, yolculuğun 15. dakikasında başörtülü olarak ziyaret ve konaklama yerlerine giremeyeceği belirtilerek, otobüsten indirildi.<br />
<br />
* Eskişehir'de yaşlı bir kadın, başörtülü olduğu için aile hekimi tarafından muayene edilmedi.<br />
<br />
* Adana Kiremithane Anadolu Meslek Lisesi'nde yapılan açık lise sınavlarında başörtülü oldukları için sınavdan çıkarılıp daha sonra tekrar alınan öğrenciler hakkında "Sınava geç geldiniz" denilerek tutanak tutuldu.<br />
<br />
* Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) lojmanlarında kalan öğretim üyelerinin eşlerinin, başörtülü oldukları gerekçesiyle bazı baskı ve zorlamalara maruz kaldıkları ortaya çıktı.<br />
<br />
* Bilgisayar Teknolojileri Sertifikası kursuna kayıt yaptıran üniversite mezunu başörtülü Esma Hacer Evkaya, ilk dersine girmek için gittiği kapıdan "başörtülüsün" denilerek geri çevrildi.<br />
<br />
* Denizli Atatürk Endüstri Meslek Lisesi'nde Açık İlköğretim sınavına girmek isteyen yaklaşık 30 kadın, başörtülü oldukları gerekçesiyle sınava alınmadı.<br />
<br />
* Gaziantep Şahinbey'de Hukuk Bürosu'nda asistan olarak çalışan Hülya Korkmaz, bir müvekkillerine ait belgeyi Şahinbey Askerlik Şubesi'ne götürdüğünde askerlik şubesi önünde nöbet tutan askerler, Korkmaz'dan başörtüsünü tavşan kulağı yaparak kulakları, boynu ve saçlarının ön kısmı gözükecek şekilde bağlamasını istedi ve aksi takdirde içeri alınmayacağı söyledi.<br />
<br />
* Özel bir şirketin ilköğretim öğrencileri için düzenlediği yönlendirme sınavında başörtüsü yasağı yaşandı. Küçük öğrencilerini sınava getiren başörtülü anneler, “Başınızı açmadan kampusa giremezsiniz” dayatmasıyla üniversite kapısından geri dönmek zorunda kaldılar.<br />
<br />
* Örtülü olduğu için defalarca disipline verilen, hakkında hazırlanan tutanaklara zorla imza attırılmaya çalışılan Diyarbakır Hamravat İlköğretim Okulu öğrencisi Ece Nur Özer'in defalarca ikna odasına alındığı ortaya çıktı.<br />
<br />
<a href='http://www.habervaktim.com/haber/110801/8_mart_hangi_kadinlarin_gunu.html' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:10:16 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/8-Mart-Hangi-Kadinlarin-Gunu-t69109.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Beklenen kitabımız 'Gayya' çıkmıştır.]]></title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Beklenen-kitabimiz-ve-39Gayya-ve-39-cikmistir-t69108.html</link>
		<description><![CDATA[<img src='http://www.gayyakuyusu.com/images/img3019234.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
Hepbirlikte bir yolculuğa çıkıyoruz, büyük bir aydınlanma yolculuğu!<br />
<br />
Onların ''kudret sandığı'' saçmalıklardan yoksun ve bitkin... Bizim yolculuğumuzda yakıtımız ''iman ve dirayet''...<br />
<br />
Senin ve diğerlerinin yaşamındaki gerçekler üzerine düşünceler var bu yolculukta, seninle birlikte varılacak bir menzil üzerindeyiz. Aydınlanmamız, ancak gerçeklerle yüzleştiğimiz anda hayata geçecek ve zihinlerde büyük bir değişim baş gösterecek!<br />
<br />
Bunun için düşün ve etrafına o ışığı yay!<br />
<br />
Hadi, ayağa kalkın ve koşun size ait olan tarlalarda...<br />
<br />
Ve duyurun bu karnavalı! Bütün insanlığa...!<br />
 <br />
<a href='http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=468656&sa=54928093' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>===&gt;<strong class='bbc'>KİTAPYURDU SATIŞ LİNKİ-TIKLAYIN</strong>&lt;=====</a><br />
 <br />
Liste Fiyatı: 13,00  TL. Kitapyurdu Fiyatı: 9,75  TL. <br />
Tedarik süresi Aynı Gün Kazanacağınız puan: 20 <br />
 <br />
 <br />
Yayın Yılı: 2010<br />
240 sayfa<br />
Kitap Kağıdı<br />
13,5x19,5 cm<br />
Karton Kapak<br />
ISBN:9944143363<br />
Dili: TÜRKÇE]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 18:49:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Beklenen-kitabimiz-ve-39Gayya-ve-39-cikmistir-t69108.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Yüksek yargıcılar verdikleri sözden neden cayıyor?</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Yuksek-yargicilar-verdikleri-sozden-neden-cayiyor-t69107.html</link>
		<description><![CDATA[Askeriyenin müttefikleriyle birlikte siyaset üzerinde kurduğu, "sen bilmezsin, ben bilirim", "öyle yapma, böyle yap" baskısına, "vesayet rejimi" adını veriyoruz.<br />
Bu rejimin bir özelliği de, demokrasiyle birlikte işlemesi: Yani seçimler yapılıyor. Meclis'ten bir hükümet çıkıyor. Ancak bu bürokrasi hükümetin rahatça çalışmasına, yani siyasetin hayata geçmesine izin vermiyor.<br />
Demokratik siyaset, karşısında bürokratik siyaseti buluyor. (Bu bürokratik siyasete kısaca "Kemalizm" diyoruz.)<br />
Askeriye açısından bakıldığında, vesayet rejiminin son zamanlarda aksadığı söylenebilir.<br />
<br />
***<br />
Hoş o da kesin değil ya...<br />
Medyada ikide bir, "asker istemediği için, şu-bu-o yapılamadı" diye haberler çıkıyor.<br />
Hatta olay hiçbir askeri değeri olamayan binalara kadar uzanıyor.<br />
Hükümet, askere "şuradaki depoyu boşalt, bana lazım" diyor, asker ayak sürüyor.<br />
Bu ilişkinin kritik noktası ise Sayıştay'ın askeri harcamaları denetlemesi meselesi... Gerekli kanunlar ve yönetmelikler hâlâ çıkarılamadı.<br />
<br />
***<br />
Ancak vesayeti sürdürecek başka odaklar var. Bunların başında yüksek yargı geliyor.<br />
Bu kurumların ortak noktası şu: Kanunları tamamen kafalarına, yani kendi siyasi meşreplerine göre yorumluyorlar.<br />
"Ali topu at" basitliğinde yazılmış maddeleri bile tersine çeviriyor... "Kanun, Ali'nin topu atmasını emretmiş olsa da... Top, Ali'ye değil, albayıma ait olduğundan, aslında kastedilen Ali'nin topu atmamasıdır" gibi saç baş yolduracak yorumlarda bulunuyorlar.<br />
Yüksek yargının kullandığı bir başka demagoji de, psikolojideki "yansıtma" mekanizmasına benziyor: Kendi kabahatini, karşı tarafa yükleme çabası...<br />
Örneğin Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, geçen gün "Yürütme yargıyı kuşatıyor" deyiverdi.<br />
Halbuki AKP kökenli yürütme, yani Hükümet, Kasım 2002'de iktidara geldiğinden beri, yüksek yargının yaptığı tam da bu!<br />
Yüksek yargı, o tarihten beri önüne gelen her fırsatta, yürütmeyi engellemek için elinden geleni yaptı.<br />
<br />
***<br />
Hatta sözlerinde de durmadılar. İşte örneği:<br />
2009'un 8-10 Haziran günlerinde Kızılcahamam Hâkimevi'nde geniş kapsamlı bir çalıştay düzenlendi.<br />
Toplantının amacı yargı reformunun temel stratejisini ve ilkelerini belirlemekti.<br />
Çalıştaya şu kurumların temsilcileri katıldı: Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Noterler Birliği ve Yüksek Öğretim Kurulu...<br />
Artık çalıştayda alınan kararları kanunlaştırmak gerekiyor ya... Bir de bakıyoruz, yüksek yargıcılar, 9 ay önce mutabık kaldıkları ilkelerden yan çizmeye başlıyor. Niye?<br />
<br />
***<br />
Çünkü reform paketinin iki temel özelliği var:<br />
1) Yüksek yargıyı tamamen bağımsızlaştırıyor. 2) Buna karşılık, yargıdaki bürokratik kastlaşmayı kıracak tedbirler alıyor.<br />
Her iki özellik de Avrupa'daki uygulamalarla bire bir uyumlu.<br />
Yüksek yargının taraflı üyeleri ise, 9 ay önce "tamam" demiş olmalarına rağmen, ilk maddeye vurgu yapıp, ikinci maddeyi hasıraltı etmeye çalışıyorlar.<br />
Çünkü onlar ne reform istiyor, ne de Avrupa'ya benzemek... Onların asıl amacı... Yüz 100 taraflı görüşlerini, yüzde 100 bağımsız biçimde kararlara yansıtarak... Siyaset üzerindeki yargısal vesayeti sürdürmek...<br />
"Alikıranbaşkesenleşmek..."<br />
İşte olayın özü bu!<br />
<br />
<strong class='bbc'>Emre Aköz</strong><br />
<br />
<br />
<a href='http://www.8sutun.com/Yüksek-yargıcılar-verdikleri-sözden-neden-cayıyor-_73796.html' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 18:40:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Yuksek-yargicilar-verdikleri-sozden-neden-cayiyor-t69107.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[100 milyon kız 'cinsiyet kıyımı'nın kurbanı]]></title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/100-milyon-kiz-ve-39cinsiyet-kiyimi-ve-39nin-kurba-t69106.html</link>
		<description><![CDATA[Asya ülkelerinde yaşayan ailelerin erkek çocuk sahibi olma tutkusu, kürtajla ya da cinayetle 100 milyona yakın kız çocuğunun canını aldı. The Economist ’cins kıyım’ başlığıyla bu konuyu kapak yaptı<br />
<br />
ABD’nin önemli dergilerinden The Economist; Çin, Güney Kore ve Singapur gibi Asya ülkelerinde erkek çocuk isteyen ailelerin yaptığı cins kıyımını kapağına taşıdı. Doğumdan önce çocuklarının kız olduğunu öğrenen ailelerin ya kürtaj yoluyla ya da doğduktan sonra öldürerek bir “cinsi kıyımı” yaptıklarını ve bu ülkelerde erkek-kadın dengesinin zedelendiğini vurguladı. Bugüne kadar 100 milyon kız çocuğunun kıyıma uğradığı sanılıyor.<br />
<br />
Kız çocuklarının evlendikten sonra ailelerine bir fayda sağlamamasının üzerinde duran uzmanlar ebeveynler yaşlandıktan sonra erkek çocukların eve ekmek getirip, aileye ekonomik destek olmaları nedeniyle tercih edildiğini belirtti. Yoksul ülkelerde ise bu durumun tam tersi olarak sadece başlık parası alabilmek için kız çocuk sahibi olduklarının görüldüğü belirtildi.<br />
<br />
Cins kıyımının dünyada en çok görüldüğü ülke Çin. Tek çocuk politikası ve ailelerin erkek çocuk sahibi olma isteği nedeniyle 2020 yılında erkek sayısının olması gerekenden 30-40 milyon daha fazla. Bu rakam Almanya, İngiltere ve Fransa’nın toplamında 23 milyon.<br />
<br />
Kadın intihar oranlarının en yüksek ülke de Çin. Çocuklarını kürtajla aldıran ya da doğumlarından sonra ölüme terkeden genç anneler vicdan azabına dayanamayarak ölümü seçiyor. Benzer tablo Güney Kore, Singapur ve Tayvan’da da görülüyor. Uzmanlar cinsler arasında kutuplaşmalar olacağını ve erkeklerin evlenecek kadın bulmakta zorlanacağını belirtti.<br />
<br />
<br />
<br />
<a href='http://www.8sutun.com/100-milyon-kız-cinsiyet-kıyımının-kurbanı_73765.html' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 18:37:08 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/100-milyon-kiz-ve-39cinsiyet-kiyimi-ve-39nin-kurba-t69106.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Türküler  Dolusu</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Turkuler-Dolusu-t69103.html</link>
		<description><![CDATA[Kirazın derisinin altında kiraz <br />
Narın içinde nar <br />
Benim yüreğimde boylu boyunca <br />
Memleketim var <br />
Canıma ciğerime dek işlemiş <br />
Canıma ciğerime <br />
Sapına kadar. <br />
Elma dalından uzağa düşmez <br />
Ne yana gitsem nafile. <br />
Memleketin hali gözümden gitmez <br />
Binbir yerimden bağlanmışım <br />
Bundan ötesine aklım ermez. <br />
<br />
Yerliyim yerli olmasına <br />
ilmik ilmik, damar damar <br />
Yerliyim. <br />
Bir dilim Trabzon peyniri <br />
Bir avuç tiftik <br />
Bir çimdik çavdar <br />
Bir tutam şile bezi gibi <br />
Dişimden tırnağıma kadar <br />
Ressamım. <br />
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım <br />
Taşıma toprağıma toz konduranın <br />
Alnını karışlarım <br />
..........................]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 19:59:10 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Turkuler-Dolusu-t69103.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Şimdi Nerdeyse</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Simdi-Nerdeyse-t69100.html</link>
		<description><![CDATA[Böyle değildi bu kentte<br />
sokaklar, şarkılar ve insanlar.<br />
Yürüyüp giderdik birlikte<br />
bir heyecanı paylaşarak.<br />
Bir gergefe girip çıkan<br />
iğneler gibi ayaklarımız<br />
işlerdi yürüdüğümüz yollara<br />
coşkulu saatlerin nakışını.<br />
<br />
Alınlarımıza biriken güneş<br />
şimdi nerdeyse soğuyacak.]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 18:26:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Simdi-Nerdeyse-t69100.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Mustafa...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Mustafa-t69099.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Mustafa...</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif'><span style='font-size: 13px;'>Sevgili kardeşim... <br />
<br />
Sana “Mustafa” diye hitap ettiğimi, “sevgili kardeşim” le başlayan bir mektup yazdığımı görenler, haklı olarak bizim yediği içtiği ayrı gitmeyen “iki Mustafa” olduğumuzu düşünecekler.<br />
<br />
Senin yüzünü en fazla bir ya da iki kez gördüğümü, sohbetlerimizin ayaküstü iki dakikayı aşmadığını bilmeyecekler.<br />
<br />
Ama sen...<br />
<br />
Hem benim, hem de yüzünü bir kez bile görmeyen, seninle ayaküstü de olsa iki dakika bile sohbet etmeyen milyonlarca kişi için; hem “Mustafa”sın, hem de “sevgili kardeş...” <br />
<br />
<br />
<br />
***<br />
<br />
Dün senin mahkûmiyetinin sene-i devriyesini idrak ettik!<br />
<br />
Demir parmaklıklar arasında dolu dolu 365 günü sen yaşadın belki; ama biz de yanındaydık!<br />
<br />
Mesleğimizin doğası gereği yaptığın söyleşiler yüzünden “darbeci”, bilgisayarında bulunan “kitap hazırlıkları” yüzünden de “örgüt üyesi” ilan etiler seni...<br />
<br />
Hayatın boyunca savunduğun demokrasiyi “ortadan kaldırmaya çalışmak”la suçladılar...<br />
<br />
Eli kanlı katiller; sırf sahip oldukları para ya da çevre yüzünden ellerini kollarını sallayıp gezerken, düşüncelerini dile getirdiğin için seni içeri tıktılar...<br />
<br />
“Düşünce ve ifade özgürlüğü” nün bu ülkede koca bir balon, “demokrasi”nin hep “sahibinden yana tartan bir kantar” olduğunu kanıtladılar!<br />
<br />
***<br />
<br />
Sevgili Balbay...<br />
<br />
Ne ilginçtir ki seni içeri tıkanların korkusu bu bir yılda azalacağına iyice arttı...<br />
<br />
O kadar korkuyorlar ki senin özgür kalmandan, “tahliye” kavramını senin için lügatlerinden çıkardılar...<br />
<br />
Sadece bir önlem olan “tutuklama”yı, “cezalandırma”ya dönüştürdüler...<br />
<br />
“Delilleri karartman tehlikesi ve kaçman ihtimali” olmadığı halde; seni, tam bir yıldır yeni doğmuş bebenden ayırdılar...<br />
<br />
Şimdi hepimizin gözü onların üzerinde:<br />
<br />
Eğer senin gerçekten de terör örgütü üyesi olduğunu kanıtlayamazlarsa... Kendileri toplum vicdanında teker teker “yaşam boyu karalanma” cezasına çarptırılacaklar...<br />
<br />
“İçeride” geçirdiğin bu 365 günün hesabını ne sana, ne eşine, ne bebene, ne de yazılarından mahrum kalan yüz binlere verebilecekler...<br />
<br />
***<br />
<br />
Senin içeride geçirdiğin bu bir yılda çok şey değişti Mustafa...<br />
<br />
Bu ülkede artık cumhuriyetin temel niteliklerine meydan okuyan tarikat üyelerine dokunmak yasak...<br />
<br />
Ama o yobazlar için soruşturma yapan bir Cumhuriyet Başsavcısı, seninle aynı suçtan cezaevinde... <br />
<br />
Sırada bir de ordu komutanı var!<br />
<br />
Teröristler “demokrasi kahramanı” oldu; onlarla savaşan komutanlar “terörist...” <br />
<br />
Yurtseverlik ise... En büyük “ihanet!” <br />
<br />
Hani dünyada her sabah yeni bir “gün” başlar ya... Biz uzun zamandır her sabah yeni bir “gece” ye uyanıyoruz...<br />
<br />
Kuşku, suçlama, iftira; günümüzün en gözde yatırım araçları!<br />
<br />
Dün bu ülkenin insanına namlu doğrultan alçaklar, bugün sayın ve saygın “gizli tanık...” <br />
<br />
***<br />
<br />
Sana yazacak çok şeyim var Mustafa...<br />
<br />
Ya da...<br />
<br />
Hiçbir şeyim yok!<br />
<br />
Çünkü senin o kör karanlıkta geçirdiğin her dakikada, bu ülkenin sıradan bir vatandaşı olarak benim de sorumluluğum var...<br />
<br />
Senin savunma hakkının elinden alındığı bir ortamda; dilin, beynin, elin olamadık!<br />
<br />
Senden af falan da dilemeyeceğim bunun için... <br />
<br />
Çünkü biliyorum ki yerinde ben olsam, asla affetmezdim...<br />
<br />
***<br />
<br />
Şimdilik bu kadar Sevgili Kardeşim...<br />
<br />
Aynı çatı altında olduğun meslektaşlarımız Tuncay Özkan’a, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım’a ve Ulusal Kanal İstihbarat Servisi Şefi Ufuk Akkaya’ya selamlarımı ve sevgilerimi ilet...<br />
<br />
Ve ne olursun, yaz...<br />
<br />
Yaşadıklarını, hissettiklerini, bizden gizlenenleri yaz...<br />
<br />
Çünkü senin yaşadıklarını başkalarının yaşamaması için, yazacaklarına çok ama çok ihtiyacımız var...<br />
<br />
 <br />
***<br />
 <br />
<br />
<strong class='bbc'>DEMOKRASİ!</strong><br />
<br />
Önceki akşam ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ndeki “Ermeni Soykırımı Tasarısı”nın oylanmasını “ibretle” izledik!<br />
<br />
“Demokrasinin beşiği ülke”den “demokrasi nasıl soysuzlaştırılır” dersini aldık!<br />
<br />
Kuralların nasıl delinebileceğini...<br />
<br />
Siyasi etiğin nasıl katledebileceğini...<br />
<br />
Amaca ulaşmak için her yolun nasıl mübah olabileceğini gözlerimizle gördük!<br />
<br />
Eğer; demokrasi, siyasi kaygılarla bir ülkenin halkını cahilce karalamaksa...<br />
<br />
Ben bundan sonra “demokrat” falan değilim!<br />
<br />
 <br />
***<br />
 <br />
<br />
<strong class='bbc'>GÜNÜN SORUSU</strong><br />
<br />
Mustafa Balbay içeri tıkılıp susturulduğu için bu ülke son bir yıldır önceki yıllara oranla daha mı barış ve huzur içinde?<br />
<br />
<a href='http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Mustafa&tarih=06.03.2010&Newsid=291715&Categoryid=4&wid=102' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</span></span>]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 08:36:15 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Mustafa-t69099.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Şeriatçıların Orduyla Yüz Yıllık Kan Davası...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Seriatcilarin-Orduyla-Yuz-Yillik-Kan-Davasi-t69098.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #006400'><strong class='bbc'>Şeriatçıların Orduyla Yüz Yıllık Kan Davası... </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Komutanlar gözaltına alınıyor. Tutuklanıyor. Kanı, canı pahasına, dağlarda terörle, teröristle mücadele eden komutanlar terörist ilan ediliyor.<br />
<br />
 Yüzlerce subaya, astsubaya önderlik yapan, emrine ordular verilen generaller, “gizli örgüt üyesi” olmakla, çetecilikle suçlanıyor. Soruşturuluyor, kovuşturuluyor, varsayımlarla yargıç önüne çıkarılıyor.<br />
<br />
 Beş bin (!) sayfalık darbe planlarından söz ediliyor.<br />
<br />
 Dünyanın hiçbir hukuk sisteminde görülmeyen <strong class='bbc'>“gizli tanık ifadeleri”</strong> ile insanlar dört duvar arasına atılıyor. Üstelik bu gizli tanıkların birçoğu da eskiden suç işlemiş, bu yolla kendisini kurtarmaya çalışan kimseler.<br />
<br />
 Orduya yapılan bu türden yoğun saldırılar, tertipler, sivil kalkışmalar Türkiye tarihinde ilk değildir. İlk kez karşılaşmıyoruz bunlarla. Siyasal İslamcıların orduyla hesaplaşması yüz yıllık bir davadır. Bir kan davasıdır.<br />
<br />
 Günümüzde yaşananlar kadar şiddetli, planlı programlı olmasa da siyasal İslamcılar, fırsatını bulur bulmaz, her dönemde, her zaman ordumuza saldırmışlar, onu yok etmeye çalışmışlardır. Onu arkadan vurmak için düşmanla işbirliğine girmişlerdir.<br />
<br />
 1920 yılında Afyonkarahisar’da <strong class='bbc'>Mustafa Kemal</strong> bu gerçeği şu sözlerle dile getirmişti: “…<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar. Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.”</strong> (31 Temmuz 1920’de Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben)<br />
<br />
 Atatürk’ün vurguladığı sivil kalkışmaların başlangıcı 31 Mart isyanına dek uzanır.<br />
<br />
 İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, İttihat-ı Muhammedi Cemiyeti Başkanı Derviş Vahdeti <strong class='bbc'>”din elden gidiyor”</strong> gerekçesiyle ayaklanmış, çevresine topladığı şeriatçı güçlerle orduya, 1908 devrimine karşı isyan bayrağını açmıştı. Hedefte İttihatçı subayların ve yöneticilerin kelleleri vardı. Derviş Vahdeti ve Bediüzzaman Said-i Kürdi (Said Nursi) toplumu isyana yönlendiren, kışkırtıcı konuşmalar yapıyorlardı.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Onlara göre Rus Çarı ve İngiliz Kralı İslam’ın dostu, bunlara karşı çıkarak ulusal devleti savunan İttihat ve Terakki Cemiyeti İslam’ın düşmanıydı. </strong>(Günümüzde de ABD VE AB İslam’ın dostu, tüm ulusalcılar, Atatürkçüler İslam’ın düşmanı…)<br />
<br />
 Uzun süreli hazırlıklardan sonra isyancılar “İslam’ın düşmanına” karşı, 30 Martı 31 Marta bağlayan gece ayaklandılar. Avcı taburları da bu kalkışmaya katıldı. İsyanın başlamasından iki gün sonra, genç subaylar <strong class='bbc'>Meşrutiyeti</strong> kurtarmak için İstanbul’a yürümeye karar verdiler. <strong class='bbc'>“Hareket Ordusu</strong>”nun öncü birlikleri Selanik’ten İstanbul’a hareket etti.<br />
<br />
 Özgürlük kahramanı <strong class='bbc'>Resneli Niyazi Bey</strong>, kolağası genç subay <strong class='bbc'>Mustafa Kemal Bey</strong> de bu birliklerin içerisindeydi. Çeşitli birliklerden oluşan bu orduya <strong class='bbc'>Mustafa Kemal </strong>Bey’in önerisiyle, <strong class='bbc'>“Hareket Ordusu” </strong>adı verildi.<br />
<br />
 Hareket Ordusu 24 Nisan 1909 günü İstanbul’a girmeye başladı. 26 Nisanda isyanı bastırarak duruma egemen oldu. Abdülhamit tahttan indirildi.<br />
<br />
 İttihat-ı Muhammedi Cemiyetinin yanında <strong class='bbc'>Ahrar Partisi</strong> de 31 Mart’ın hazırlayıcısı ve uygulayıcıları arasındaydı. Bu şeriatçı örgüt, bir İngiliz dostuydu ve o kadar çok İngilizci, o kadar istekli bir emperyalizm yanlısıydı ki, kapitülasyonların kaldırılmasına bile karşı çıkıyordu. Oysa tüm yurtseverler, tüm ulusalcılar, kapitülasyonların sona erdirilmesini kendilerine baş hedef seçmiş, bu yolda canlarını ortaya koyarak savaşım veriyorlardı.<br />
<br />
 Ulusal güçlerin düşmanı bir başka dinci parti, <strong class='bbc'>Hürriyet ve İtilaf Partisiydi.</strong> Sırtını emperyalizme dayamıştı. Yeşil şeriatçılık perdesinin arkasında ülke yönetimini yabancı güçlere teslim edebilmek için elinden geleni ardına koymuyordu.<br />
<br />
 Yozgat, Zile, Konya, Balıkesir’de Anzavur Ahmet, Afyon’da Çopur Musa ayaklanmaları Kuvayi Milliye’ye karşı, İngilizlerin ve sarayın destekledikleri ayaklanmalardı. Yedi düvelle amansız bir ölüm kalım savaşı yapan Atatürk, bir yandan da bu dinci ihanet sürüleri ile uğraşmak zorunda kalıyordu.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Tümünün de hedefinde Türk ordusu ve Mustafa Kemal vardı.</strong><br />
<br />
 Kurtuluş Savaşının zaferle sona ermesi ve Cumhuriyetin ilanından sonra emperyalizmin işbirlikçisi, bu şeriatçı örgütler yeraltına çekildiler. Gizlendiler. Yeri ve zamanı geldiğinde Türkiye Cumhuriyetine ve ordusuna isyan bayrağı açabilmek için hazırlıklara başladılar.<br />
<br />
 Şeyh Sait de Cumhuriyetin ilanından sonra başını kaldıran isyancılardandı. İngilizlerle işbirliği içerisindeydi ve büyük yardımlar görüyordu. Hedefinde Genç Türkiye Cumhuriyeti vardı. İslamcı bir Kürt devleti kurma peşindeydi. Onun planına göre kalkışma önce Doğuda başlayacak, bunu, Batı Anadolu ve İstanbul’ izleyecekti. Böylece Kemalist hükümet iki ateş arasında kalacak, saltanat ve hilafet yeniden kurulacaktı. Daha sonra da ülke teslim alınıp, Vahdettin İstanbul’a çağrılacaktı.<br />
<br />
 Şeyh Sait ve destekçileri bir taraftan savaş hazırlıklarını sürdürürken bir taraftan da kendilerine taraftar bulabilmek için yalan yanlış masallarla Ankara’yı kötüleyen propagandalar yapıyorlardı. Bu saçma sapan propagandalara göre Cumhuriyet yasaları ile İslamiyet, din, iman, namaz, oruç, Kuran yok edilecek, nikâh, ırz, namus diye bir şey kalmayacaktı.<br />
<br />
 Bu isyan karşısında ordu birlikleri Erzurum, Mardin, Diyarbakır ve Malatya bölgelerinde yığınağını yaparken, Şeyh Sait de Diyarbakır üzerine yürümüş ve 7-8 Mart 1925’te yenilgiye uğramıştı.<br />
<br />
 Siyasal İslamcıların ikinci büyük kalkışması Menemen’de gerçekleşmişti. Gericiler kör bağ bıçağı ile Cumhuriyet öğretmeni, Kemalist Kubilay’ın başını kesmişlerdi.<br />
<br />
 Şu içinde yaşadığımız günlerde orduya, subaylara yapılan saldırılar, onur kırıcı davranışlar bir öç alma harekâtıdır. Derviş Vahdeti’lerin, Derviş Mehmet’lerin, 28 Şubat’ların öcü alınmak istenmektedir. Siyasal İslamcıların orduyla yüz yıllık kan davasıdır bu. Şeriatçılığın, gericiliğin önündeki en büyük engel orduyu yok etme savaşıdır.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>Ama avuçlarını yalarlar… </strong><br />
<br />
 (ULUS GAZETESİ)<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href='http://www.turkcelil.com/2010/03/ali-eralp-seriatcilarin-orduyla-yuz-yillik-kan-davasi%E2%80%A6/' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 07:55:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Seriatcilarin-Orduyla-Yuz-Yillik-Kan-Davasi-t69098.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Anayasa Paketinin Fiyongu...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Anayasa-Paketinin-Fiyongu-t69097.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #a0522d'><strong class='bbc'>Anayasa paketinin fiyongu... </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style='font-family: Arial'><strong class='bbc'>BAŞBAKAN</strong> çok güzel bir Anayasa yapmayı düşünüyor.<br />
<strong class='bbc'>Yargıyı</strong> kendisi seçecek.<br />
Hakkındaki dosyalara göre kendisi:<br />
<strong class='bbc'>Sanık...</strong><br />
(.........)<br />
<strong class='bbc'>Başbakan</strong>‘ın aklına bu parlak fikir gelince, tabii ki iktidar partisi oturdu anayasasını hazırlıyor...<br />
<strong class='bbc'>Anayasa Mahkemesi</strong> üyelerini de parti seçsin diyorlar...<br />
İktidar partisi, <strong class='bbc'>Anayasa Mahkemesi</strong>‘nin kararına göre <strong class='bbc'>“irticai faaliyetlerin merkezi”</strong> olmaktan:<br />
<strong class='bbc'>Mahkûm...</strong><br />
(.........)<br />
İşte burada sorun çıkıyor...<br />
O zaman <strong class='bbc'>Cumhurbaşkanı </strong>arabulucu olsun diyorlar...<br />
<strong class='bbc'>Cumhurbaşkanı?..<br />
Sincan</strong>’daki kayıp trilyon dosyasına göre:<br />
<strong class='bbc'>Şüpheli...</strong></span><br />
<br />
 <span style='font-family: Arial'>Anayasa paketinin fiyongu açılırken, hukukun başına geleni görüyor musunuz?..</span><br />
<br />
 <span style='font-family: Arial'>Kimileri ise alay eder gibi<strong class='bbc'> “Anayasa değişikliğinin seçimden sonra”</strong> yapılmasını öneriyor...<br />
<strong class='bbc'>AKP</strong> olsam ben buna çok kızarım...<br />
Çünkü seçimde iktidarı yitirdiklerinde... <br />
Bir de <strong class='bbc'>(CHP ile MHP’nin yemin billah sözü var</strong>) dokunulmazlıklar kalktığında...<br />
Yukarıdaki dosyalar açıldığında...<br />
<strong class='bbc'>Ne faydası olacak Anayasa değişikliğinin?..</strong></span><br />
<br />
 <span style='font-family: Arial'>Bu yüzden acele...<br />
<strong class='bbc'>TBMM</strong>’nin seçtiği gibi gözüken, ama aslında <strong class='bbc'>Tayyip Erdoğan</strong> tarafından seçilmiş bir <strong class='bbc'>yargı</strong>, tez yerini almalı...<br />
Acil...<br />
Hemen...<br />
Şimdi..</span><br />
<br />
<span style='font-family: Arial'><a href='http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=8653' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</span>]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 07:37:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Anayasa-Paketinin-Fiyongu-t69097.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Yenildik Ama Ezilmedik...</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Yenildik-Ama-Ezilmedik-t69096.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Yenildik ama ezilmedik...</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Sene, 2008</strong><br />
<br />
 *<br />
Ermenistan: 0<br />
Türkiye: 2<br />
*<br />
Volkan (Fenerbahçe), Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Gökhan Zan (Beşiktaş), Servet (Galatasaray), Hakan Balta (Galatasaray), Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Aurelio (Real Betis), Arda (Galatasaray), Tuncay (Middlesbrough), Ayhan (Galatasaray), Semih (Fenerbahçe), Gökhan Ünal (Trabzonspor), Mevlüt (Sochaux), teknik direktör Fatih Terim.<br />
*<br />
Sene, 2009<br />
*<br />
Türkiye: 2<br />
Ermenistan: 0<br />
*<br />
Volkan (Fenerbahçe), Rüştü (Beşiktaş), Servet (Galatasaray), Ceyhun (Ankaragücü), Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Hamit Altıntop (Bayern Münih), Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Halil Altıntop (Schalke), Tuncay (Middlesbrough), İbrahim Kaş (Beşiktaş), İsmail Köybaşı (Beşiktaş), Arda (Galatasaray), Ayhan (Galatasaray), teknik direktör Fatih Terim.<br />
*<br />
Sene, 2010<br />
*<br />
Ermenistan: 23<br />
Türkiye: 22<br />
*<br />
Recep (AKP), Cemil (AKP), formsuz Hüseyin’in yerine forvete sürülen Bülent (AKP), Egemen (AKP), Hayati (AKP), Faruk Nafiz (AKP), Sadullah (AKP), yedek kulübesinde adam kalmamış gibi tribünden alınıp kadroya sokulan Ahmet (AKP), Beşir (AKP), Vecdi (AKP), küçük Recep (AKP), Ali (AKP), Binali (AKP), sakatlanıp çıkan Kürşat’ın yerine Zafer (AKP), Mehdi (AKP), Ertuğrul (AKP), teknik direktör Abdullah Gül.<br />
*<br />
Önümüzdeki maçlara bakıcaz artık.<br />
<br />
<a href='http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14023383_p.asp' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 07:15:37 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Yenildik-Ama-Ezilmedik-t69096.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Amerika, Atatürk'e ''Soykırımcı '' Dedi]]></title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Amerika-Ataturk-ve-39e-ve-39-ve-39Soykirimci-ve-t69095.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Palatino Linotype'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>Amerika, Atatürk'e ''Soykırımcı '' Dedi </strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi<strong class='bbc'> “Ermeni Soykırımı Karar Tasarısı’nı kabul Etti“.</strong><br />
<br />
 Bunu herkes biliyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, diğer siyasiler hep bir ağızdan kararı telin etti.<br />
<br />
 Peki karar metnine gösterilen tepki acaba sadece <strong class='bbc'>“soykırım” </strong>sözcüğüyle mi sınırlı olmalı?<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 Temsilciler Meclisi’nin 252 no’lu karar tasarısını çok dikkatle okumak gerekiyor.<br />
<br />
 Tasarının <strong class='bbc'>“Bulgular” </strong>başlıklı ikinci maddesinin birinci fıkrası aynen şöyle:<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Ermeni Soykırımı, Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanmış ve 1915’ten 1923’e kadar uygulanmıştır.”</strong><br />
<br />
 Tarih dikkatinizi çekti mi?<br />
<br />
 Önceki tasarılarda bu tarih <strong class='bbc'>“1915- 1919” </strong>şeklindeydi.<br />
<br />
 “1919 – 1923” kronolojisini kullanan ilk isim Amerikan Başkanı Clinton oldu. Clinton 24 Nisan 1998 tarihli konuşmasında, <strong class='bbc'>“1915 ile 1923 yılları arasındaki tehcir ve kıyımlardan” </strong>söz etti. Ama kullandığı kelime soykırım değil tehcirdi.<br />
<br />
 Bugün Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı dönemde soykırım yapıldığı iddia ediliyor. Bu iddia Amerikan Kongresi’nin resmi kayıtlarına giriyor.<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu 19 Mayıs 1919 tarihiyle başlatılır. Meclis, 23 Nisan 1920 yılında oluşur.<br />
<br />
 Birleşmiş Milletler, soykırımı <strong class='bbc'>“Bir ulusun ana karnındaki çocukları dahil soyun tüketilmesine yönelik sistematik biçimde tedhiş ve cinayete maruz kalması”</strong> şeklinde tanımlıyor.<br />
<br />
 Kurtuluş Savaşı sırasında Ermeni nüfusunu sistematik biçimde katletme kararını kim aldı?<br />
<br />
 Mustafa Kemal Atatürk mü? Ermenilerin yaşadığı bölgenin ordu komutanı Kazım Karabekir mi?<br />
<br />
 Osmanlı mirasında siyasi rant çıkarmayı sevenlerin bu sorulara yanıt vermesi gerekiyor…<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 Kurtuluş Savaşı sırasında Ermenilere soykırım yapıldığı kabul edilirse, bu suçun bir numaralı şüphelisi / sanığı Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir olur.<br />
<br />
 Kazım Karabekir’in karargahını bugün terörist olduğu ve Ergenekon örgütünün yöneticisi olduğu iddiasıyla sanık sandalyesine oturtulan bir komutan yönetiyor. Adı, 3’üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk.<br />
<br />
 Hakikaten ilginç tesadüf.<br />
<br />
 Ya da buna ne kadar tesadüf denilebilirse…<br />
<br />
 ****<br />
<br />
 Amerikan soykırım karar tasarısının başka ilginç bölümleri de var.<br />
<br />
 Mesela soykırım iddiasını teyit eden belgelerin bulunduğu ülkeler arasında Vatikan’da yer alıyor. Katolik Hıristiyanların ruhani ülkesinde o belgeler acaba nereden geldi?<br />
<br />
 Bir başka örnek daha?<br />
<br />
 Dönemin Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau’nun Ermeni tehcirine karşı protestoları organize ettiğini, hatta bunlara öncülük yaptığını biliyor muydunuz?<br />
<br />
 Amerikan tasarısının 2’inci maddesinin 9’uncu fıkrasında, Büyükelçi Morgentau’nun bizzat dönemin ABD Dışişleri Bakanı Robert Lansing tarafından talimatlandırıldığı da anlatılıyor.<br />
<br />
<strong class='bbc'> Odatv.com<br />
<br />
<br />
</strong><br />
<img src='http://www.odatv.com/images/resim.jpg' alt='Yollanan resim' class='bbc_img' /><br />
<br />
<a href='http://www.odatv.com/n.php?n=amerika-ataturke-soykirimci-dedi-0503101200' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a>]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 17:43:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Amerika-Ataturk-ve-39e-ve-39-ve-39Soykirimci-ve-t69095.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Atatürk’ü Soykırımcı, Kurtuluş Savaşımızı Soykırım Olarak Kabul Eden ABD’yi Şiddetle Protesto Ediyoruz.</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Ataturk%e2%80%99u-Soykirimci-Kurtulus-Savasimizi-Soykirim-Ol-t69094.html</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: Tahoma'><span style='font-size: 21px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'>ADD Isparta Şubesi – Basın Bildirisi</strong></span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'>Sayı:2010/019 <strong class='bbc'>Kod: 32–116488 <strong class='bbc'>Konu: 	“Sözde Soykırım” 05.03.2010</strong></strong></strong> <span style='font-size: 15px;'><span style='color: #ff0000'><strong class='bbc'><br />
<br />
<br />
Atatürk’ü soykırımcı, Kurtuluş Savaşımızı soykırım olarak kabul eden ABD’yi şiddetle protesto ediyoruz.</strong></span></span><br />
<br />
<br />
 ABD Temsilciler Meclisi, Dış İlişkiler Komitesi’nde yapılan, sözde 1915 Ermeni Soykırım Tasarısı, gerçekleşen oylama sonucu kabul edildi.<br />
<br />
 Bu oylamayı daha öncekilerden ayıran özellik, sözde soykırımın 1915-1923 yılları arasında uygulandığını ABD’nin kabul ve ilan etmesidir. <strong class='bbc'><em class='bbc'>ABD bu tasarıyla Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nı hedef almıştır ve Atatürk’ü soykırımcı ilan etmiştir!</em></strong><br />
<br />
<br />
Böylece <strong class='bbc'>Lozan’ı </strong>tanımayan ABD, Kurtuluş Savaşımızı da <strong class='bbc'>“soykırım”</strong> üzerine inşa edilmiş olarak ilan etmeye cüret etmiştir. <em class='bbc'>ABD’nin her hedefinin odağında Cumhuriyetimiz dolayısıyla Ordumuz olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.</em> Ergenekon tertibiyle aranan 1 Numara da, işte bu tasarıyla hedeflenen 1923’tedir!<br />
<br />
 <strong class='bbc'>“Komşularla sıfır politika”</strong> adı altında izlenen BOP eşbaşkanlığı görevinin gelip dayandığı süreç, Cumhuriyetin tasfiyesi süreci olmuştur!<br />
<br />
 ABD ve AB’nin <strong class='bbc'>“Türk tarihinin hakkından gelmek</strong>” diye koyduğu hedef aşama aşama uygulanmaktadır!<br />
<br />
 Atatürk’ün fotoğraflarını, heykellerini boşuna tartışmaya açmadılar! Boşuna, <strong class='bbc'>“Ermeni soykırımı yalandır”</strong> diyenleri sahte belgelerle Silivri Zindanı’na atmadılar! Islak İmza, Belge, Karargâh Evleri, Balyoz, Darbe… Hepsi Türk tarihinin hakkından gelmek içindir. Bunu görmeyip olan biteni de <strong class='bbc'>“hukuk”</strong> çözer diye bekleyenler daha çok bekler!<br />
<br />
 Hangi hukuk?<br />
<br />
 İşte o hukuk bugün 1923’ü mahkûm etmeye yeltenmiştir!<br />
<br />
 Türk milleti, neredeyse yollardaki <strong class='bbc'>“dikkat askeri araç çıkabilir” </strong>yazısını bile, <strong class='bbc'><em class='bbc'>“canım demokrasilerde askeri aracın dışarıda ne işi var, kışlasında kalsın” </em></strong>diyerek kaldırmaya yeltenecek kadar ordusuna düşman olanlara karşı, artık yeter demeli ve ayağa kalkmalıdır!<br />
<br />
 Atatürk’ü soykırımcı, Kurtuluş Savaşımızı soykırım olarak kabul eden ABD’yi, içimizdeki işbirlikçileri olan eşbaşkanları şiddetle protesto ediyoruz.<br />
<br />
 <strong class='bbc'>YÖNETİM KURULU ADINA:</strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>MAHMUT ÖZYÜREK </strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'> </strong><br />
<br />
 <strong class='bbc'>ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI <br />
</strong><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<strong class='bbc'><a href='http://www.turkcelil.com/2010/03/add-isparta-subesi-basin-bildirisi/#more-7856' class='bbc_url' title='External link' rel='nofollow'>Kaynak</a><br />
</strong>]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 17:35:48 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Ataturk%e2%80%99u-Soykirimci-Kurtulus-Savasimizi-Soykirim-Ol-t69094.html</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Çarşaf yırtma ayini</title>
		<link>http://www.fikrimyok.com/Carsaf-yirtma-ayini-t69093.html</link>
		<description><![CDATA[Onları seyrederken tüylerim ürperdi. <br />
Kara çarşafları yırtarken, yırttıkları çarşafların üstünde tepinirken nasıl da kendilerinden geçmişlerdi. 17'nci yüzyıl sonlarında Amerika'da Boston'un Salem kasabasında cadı avına çıkan kadınlara ne çok benziyorlardı... Önceki gün Mersin'deki o dehşet verici manzarayı seyrederken "tamam bu işte" diye ürperdim, ha hortladı ha hortlayacak denilen irtica sonunda mezarından uğramış, çığlıklar atarak tüyler ürpertici ateş dansına başlamıştı. Öyle ya irtica denen şey fanatikleşmiş kör bir inancın zıvanadan çıkışından başka ne olabilirdi ki! Adı ve kaynağı ne olursa olsun bir batıl itikadın saldırganlaşmasından başka nedir ki irtica? <br />
Biliyor musunuz; Salem'deki o avın başını da kadınlar çekmişti. Kasabanın en fanatikleri onlardı. Hemcinslerini ateşe atarken tıpkı Mersin'deki CHP'li kadınların yaptığı gibi isterik çığlıklar atıyor, kurbanlarının yanışını vecd içinde seyrediyorlardı. <br />
"Kutsal" olanın adı değişmiş. Ama ne önemi var! "Kutsal"ı yaratan fanatizm dimdik ayakta" diye geçirdim içimden. <br />
Epeydir sorduğum bir soru yeniden düştü aklıma: <br />
CHP'nin ne olduğu ortada. Başkanlarının izledikleri çizgi de öyle. Mersin'deki partili kadınların çarşaf yırtma ayininin o çizgiye uygun olmadığı söylenemez. Ama yine de ortada cevaplanması gereken bir soru kalıyor: Neden bu partideki en utanç verici, en bağnaz çıkışları hep bazı kadınlar yapıyor? Canan Arıtman'ın, Nur Serter'in, Necla Arat'ın başörtüsüne yönelik o kin ve nefret dolu çıkışları geliyor aklıma. Erkek partililerin hiçbir zaman gidemeyeceği kadar ileri gidip onları bile "zor durumda" bırakan fanatik çıkışlara neden genellikle kadınlar imza atıyor? Neden böylesine kraldan fazla kralcılar? <br />
Usturuplu konuşmayı ve davranmayı bilememelerinden mi? Siyasetteki tecrübesizliklerinden mi? Ölçü-iz'an bilmemelerinden mi? Kitle çizgisi denen şeyden haberleri olmamasından mı? Siyaseti düşmanlığa dönüştürmeye daha yatkın oluşlarından mı? <br />
Bunları düşünürken bundan tam altmış yıl önce, feminizmin en büyük teorisyenlerinden Simone de Beauvoir'ın yazdıkları geldi aklıma. Beauvoir, Bağımsızlığa Doğru adlı kitabında, kadının politik davranışına yön veren kişilik özeliklerini tahlil ederken şöyle diyordu: <br />
"Erkekler, kendi yarattıkları putlar önünde tam bir inançla diz çökmezler. Kadınlarsa, yaşam yolunda o ulu heykellerden birine rastladılar mı, bunları hangi elin yarattığını düşünmeden uslu uslu yere kapanırlar... <br />
"En tutucu erkek bile belli bir evrimin kaçınılmaz olduğunu bilir, gerek eylemini, gerek düşüncesini buna uydurur; tarihin oluşumuna katılmayan kadın, onun gereklerini anlamaz; gelecekten çekinir, zamanı durdurmak ister. Babasının, erkek kardeşlerinin, kocasının önerdiği putlar yıkıldı mı, onların yerine, göğe yenilerinin nasıl oturtulacağını hiç mi hiç bilemez; bu yüzden de canını dişine takarak onları savunmaya girişir." <br />
Beauvoir'ın bu gözlemlerini dayandırdığı kadınlar çoktan toprak oldular. Aradan geçen altmış yılda onların kızları ve torunları her alanda çok yol aldı. Hayatı kenardan seyretmeyi bir kenara bırakıp içine daldıkça, onun devingenliğine ayak uydurmayı da karşısına çıkan putları elinin tersiyle itip ilerlemeyi de öğrendi. <br />
Ama tabii, bu evrimden nasiplenemeyenler de var. <br />
Görülüyor ki, CHP'li kadınlar zamanı gerçekten de "durdurabilmişler.". Babalarının, erkek kardeşlerinin, kocalarının ya da parti başkanlarının yarattığı putların yıkılışını görüyor ama yerine yenilerinin nasıl oturtulacağını da hiç bilemediklerinden canlarını dişlerine takıp putları savunmaya girişiyorlar. O putların önünde, onları yaratan erkek partidaşlarından çok daha büyük bir inançla diz çöküyorlar. <br />
Hazin bir manzara; hazin olduğu kadar da utanç verici... <br />
Çağdaşlık adına yapılan bu toplu tapınma ayini midemi bulandırıyor. Hem çağdaş bir insan hem de bir kadın olarak onlardan utanç duyuyorum.<br />
<br />
Gülay Göktürk | Bugün]]></description>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 17:13:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.fikrimyok.com/Carsaf-yirtma-ayini-t69093.html</guid>
	</item>
</channel>
</rss>