AB, AKP’nin Kapatılmasına Karşıymış…
AKP destekçisi medyanın işi zor. Her gün ne üreteceğim de AKP’nin savunmasını layıkıyla yapacağım diye düşünürken; dünya gerçeklerini görmezden gelip, kendi kendini tekrar tuzağına düşüyor. Anlattıkları kendi taraftarları arasında destek bulsa da dünya realitesini bilen insanların bir kulağından girip, ötekinden çıkıyor. Söyledikleri kendin pişir, kendin ye taktiğine benziyor. Kendin çal, kendin oyna; kendin söyle, kendin dinle çıkmazı…
Anayasa Mahkemesi’nde açılan AKP’yi kapatma davası ile ilgili olarak güzide basınımızda hemen hemen hergün: “ABD ve AB, AKP’nin kapatılmasına karşı; AKP kapatılırsa Türkiye’nin ortaklık süreci sona erer; AKP’yi kapatırsanız Avrupa rüyasına elveda deyin tarzı birbirinin tekrarı haberler.
Daha ABD’yi de, AB’yi de çözebilmiş durumda değiliz. Adamların mantık kurgusunu kendimiz gibi düşünüyoruz. Karşılaştıkları her olayı bilime ve adalete dayalı olarak çözeceklerini sanıyoruz.
Değil… Kesinlikle olamaz da…
Avrupalı ve Amerikalı için devletler arası ilişkiler de duygular veya bilim ön planda değildir. Mantık ve emperyalist çıkarlar her şeyin önüne geçmiştir. Kendisine yarar sağlamayacak her oluşum veya gelişime muhalefet eder. Başka ülkeler için insan hakları ve demokrasi isterken, kendi sömürgelerinde hala kölelik düzenini uygularlar.
1994 yılı uzak değil; Türkiye’yi AB’ye almamak için demokrasi olmadığını öne süren Nicolas Sarkozy’nin Fransa’sı ile eli kanlı katil Fahriye Erdal’ı idam var bahanesi ile Türkiye’ye iade etmeyen Guy Verhofstadt’ın Belçika’sının karşılıklı çekişmesi sonucu Afrika ülkesi Ruanda’da 800 bin kişi öldü. Umurlarına taktılar mı?
Şu küçücük Belçika, Ruanda’da bedava işgücü sağlamak için kahve tarlalarında çalışmayı kabul etmeyenlere kırbaç cezası verilmesini onayladığında, biz ülke olarak sesimizi çıkarabilmiş olsaydık, şimdi bize laf söyleyebilirler miydi?
1954’de başlayıp 1962 yılında sona eren Cezayir’’in Bağımsızlık Savaşı’nda Cezayir’in yanında yer alıp da; Cezayir’i işgal ettiği 132 yıl boyunca 1,5 milyon insanı katleden Fransa’yı ele güne rezil etseydik, Ermeni Soykırımı Yasa’sını meclislerinden geçirebilirler miydi?
Avrupa Birliği nedeniyle zırt pırt Türkiye’ye baskın düzenleyip, öğretmen edasıyla bize İnsan Hakları dersi vermeye kalkan Portekiz Başbakanı Barrasso’ya “Sen ne diyorsun, kardeşim! Siz değil misiniz, emperyalist amaçların için 1961 yılında Angola’da 30 bin kişiyi napalm ile katleden?” sorularını soramıyoruz.
Bırakın Hollandalıların Endonezya’da yaptığı katliamın hesabını sormayı, bütün belgeleri ile gün ışığına çıkan 1995 yılında Srebrenitsa’da Hollandalı askerlerin izniyle Sırpların 8500 Boşnak’ı katletmesinin hesabını bile soramıyoruz. Adam gibi olup da, gariban bir Boşnak’ın Uluslar arası Savaş Suçları Mahkemesine dava açmasındaki cesaretin onda biri bizim Dışişlerimizde yok…
Ondan sonra da yok Avrupa Parlamentosu AKP’nin kapatılmasını istemiyormuş… Niye istemiyor, diye soran var mı? Avrupa Birliği’nin her dediğini bir santim sapmadan yerine getiren bir partinin iktidardan gitmesini elbette istemezler. Nereye kadar? AKP yerine AB politikalarına körü körüne itaat edecek yeni bir partiyi gözüne kestirdikleri zamana kadar…
Zaten, bizde de Avrupa Birliği’nin bizi bile bile oyaladığını bilip de, buna rağmen Avrupa Birliği kapısından ayrılmak istemeyen bu kadar çok politikacı olduğu sürece Avrupalı parlamenterler yok kapatılmaya karşıymış, yok değilmiş oyununu bize oynamaya devam edeceklerdir.
AKP yanlısı medya, şayet AKP kapatılırsa Avrupa’nın ne diyeceğini merak ediyorsa ben söyleyeyim: “Avrupa olarak biz din işleri ile devlet işlerinin karıştırılmasına karşıyız. AKP’nin yaptıkları bizim normlarımıza uymaz. Kapatılması demokrasinin selameti açısından iyi olmuştur. Türkiye, İran olmaktan son anda kurtulmuştur.”
Eloğlu menfaati söz konusu olunca babasını tanımaz. Avrupalıların ne diyeceği değil, içlerinde gizledikleri maksat önemli.
Hani laf değil, niyetin önemli olduğunu anlatan şu fıkra gibi.
Kalantorun biri garibanın biriyle kahvede konuşuyormuş. O esnada yoldan gelmekte olan başka bir kalantoru gören bizim kalantor garibana:
"Git, şu adamın ensesine bir tokat at, gel yüz liranı al!" demiş…
Gariban ne yapsın. Koşup gitmiş, adamın ensesine tokadı patlatıp, özür dilemiş. Pardon birine benzettim demiş…
Gelmiş kalantordan yüz lirasını almış. Bir süre sonra aynı adam aynı yoldan geri geliyormuş. Kalantor, fukarayı yine kışkırtmış: Git ensesine tokat at, sana yine yüz lira demiş.
Gariban gidip adamın enseye gidip bir daha patlatmış. Tekrar özür dilemiş, tanıdık birine benzettim demiş.
Kalantor, biraz sonra yine aynı kalantoru görünce fukarayı tekrar kışkırtmış. Fukara gidip tekrar tokatı vurmuş, bu sefer tokat vurduğu adama yalvarmaya başlamış:
"Sen de bu ense, ben de bu fakirlik, şu kahvedeki herifte de bu para oldukça sen daha çok tokat yersin!"
Bizde bu ense olduktan sonra, Avrupa’dan devamlı tokat yemeye devam ederiz de farkında olamayız…
(Okuyucularımız bilirler. Parti kapatılmasına kesinlikle karşıyım. Bu AKP de olabilir, DTP de… Ama demokrasi görüntüsü altında suç işlenmesine de karşıyım. Yasaların suç olarak belirlediği eylemi yapan ister AKP’li, ister CHP’li, isterse MHP’li olsun, kim yaparsa siyasetten el çektirilip, yargılanması gereklidir. AKP kapatılacağına, suç işlemiş kim varsa milletvekilliği düşürülüp, Yüce Divan’da yargılanmalıdır. Benim görüşüm bu. Yoksa AKP’yi kapatılıp, BKP’yi açarlar, değişen bir şey olmaz.)
Sedat Onar
Page 1 of 1
Sedat Onar | AB, AKP’nin Kapatılmasına Karşıymış…
#2
Gonderilme tarihi 27 Jun 2008 - 17:19
Odak parti değil kişiler olmalı belki de, belki de kişiler siyasetten el çektirilmeli, bu durumda parti kapatmaya gerek yok. Ama bizde durum bambaşka; parti kapanıyor, partinin kapanmasına neden olan kişiler bağımsız yoldan siyasete giriyor, kendini seçtiriyor, yine geliyor meclise.
Davası devam eden hatta aynı davadan yargılanan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesinin de önü alınmış olur. Hakkında yolsuzluk iddiası olanların seçilmesi, mecliste bulunması da siyaset kirliliğin öteki yüzüdür. Ne yani Türkiye'de siyaset yapacak adam kıtlığı mı var ki, aynı kişilerin partilerini kapatıp, kendilerini yeniden yeniden seçtiriyoruz?
Ama bu işler, etrafında sımsıkı bir toplum ister. Bu toplum değil midir Cem Uzan'ları, Mesut Yılmaz'ları yeniden siyasete taşıyan? Parası olanın kendini seçtirdiği bir toplumda özgürlükten, insan haklarından, demokrasiden söz edilmesi kadar tuhaf bir şey olamaz. Ne yazık ki, Türkiye'nin gerçeği bu; milletvekili adayı olur önce dağıtır, sonra bu dağıttıklarını binlerce misliyle toplarsın. Hepimiz bu yolla seçildiklerini biliriz, bunun dürüstlük olmadığını başka yerde savunmasak bile, için için hak veririz ama bu seçilmişleri sonradan savunmaktan da beri duramayız.
Her ne kadar partilerin kapatılmasına karşı çıkıyor gibi dursalar da, çoğunluk bu uygulamadan memnun; görüyoruz ki hepsi yine siyasette. Kendileri gider, öğrencileri gelir..
Dolandırıcı oldukları sabit olan kişileri yeniden meclise taşıyan seçmenden çok, buna izin veren yasalar suçludur.
Öyleyse diyorum; bizlerin dışında bir çark var, tıkır tıkır işliyor..
Davası devam eden hatta aynı davadan yargılanan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesinin de önü alınmış olur. Hakkında yolsuzluk iddiası olanların seçilmesi, mecliste bulunması da siyaset kirliliğin öteki yüzüdür. Ne yani Türkiye'de siyaset yapacak adam kıtlığı mı var ki, aynı kişilerin partilerini kapatıp, kendilerini yeniden yeniden seçtiriyoruz?
Ama bu işler, etrafında sımsıkı bir toplum ister. Bu toplum değil midir Cem Uzan'ları, Mesut Yılmaz'ları yeniden siyasete taşıyan? Parası olanın kendini seçtirdiği bir toplumda özgürlükten, insan haklarından, demokrasiden söz edilmesi kadar tuhaf bir şey olamaz. Ne yazık ki, Türkiye'nin gerçeği bu; milletvekili adayı olur önce dağıtır, sonra bu dağıttıklarını binlerce misliyle toplarsın. Hepimiz bu yolla seçildiklerini biliriz, bunun dürüstlük olmadığını başka yerde savunmasak bile, için için hak veririz ama bu seçilmişleri sonradan savunmaktan da beri duramayız.
Her ne kadar partilerin kapatılmasına karşı çıkıyor gibi dursalar da, çoğunluk bu uygulamadan memnun; görüyoruz ki hepsi yine siyasette. Kendileri gider, öğrencileri gelir..
Dolandırıcı oldukları sabit olan kişileri yeniden meclise taşıyan seçmenden çok, buna izin veren yasalar suçludur.
Öyleyse diyorum; bizlerin dışında bir çark var, tıkır tıkır işliyor..
#4
Gonderilme tarihi 25 Aug 2008 - 18:26
Kapatılması davası öncesi hepimiz okuduk basında çıkan bu haberleri. İç işlerimize Avrupa ülkelerinin karışmasının ne kadar acı bir olay olduğunu bile bile hiçbirimiz ses etmedik, edemedik. Fanatik, gözü kapalı AKP'liler çıkıp da neden ABD veya AB bizim iç işlerimize karışıyor demedi. Bırakınız demeyi bu destekten memnun oldular. Bırakın memnun olmayı havalara uçtular.
Benim anlamadığım insan nasıl vatanını bir tarafa partisini diğer tarafa koyabilir. Vatan olmadan hiçbir şey olamaz. Halbuku vatan için zararlı olan her hareketin karşısında olmalıyız. Çok mu geç kaldık, bu kutuplaşma çok kötü bizim için.
Benim anlamadığım insan nasıl vatanını bir tarafa partisini diğer tarafa koyabilir. Vatan olmadan hiçbir şey olamaz. Halbuku vatan için zararlı olan her hareketin karşısında olmalıyız. Çok mu geç kaldık, bu kutuplaşma çok kötü bizim için.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Page 1 of 1
| Konu | Konuyu baslatan | Yanıt ve görüntüleme | Son mesaj bilgisi | |
|---|---|---|---|---|
![]() |
Recai Bey’in Tavuğu | Erkeğin Hanımı Üzerindeki Hakları
Gazete, yazı için kadın ve erkek fotoğrafı kullanmak istemeyince.. |
FikrimYok |
|
|
![]() |
Google’da Çalışmak İstiyorsanız...
|
Abartmatozu |
|
|
![]() |
Gerçek İşsizlik Oranı Yüzde 24’e Yükseldi
Toplam işsiz sayısı 5 milyon 403 bin düzeyinde.. |
FikrimYok |
|
|
![]() |
SSK’lılara Özel Hastane Kapısı Kapanıyor
“Özel hastanelerde SSK’lının fark ödeyerek hizmet alması |
_Nilüfer_ |
|
|
![]() |
Yaşar Kemal’in Yörük Kilimindeki Nakışlar
Pertev Naili Boratav |
FikrimYok |
|
|

Giriş
Kayıt ol
Yardım


Çoklu Alıntı






