
Pandeli'ye uğramak için Mısır Çarşısı'na Eminönü tarafındaki girişinden girin ve hemen sol taraftaki kapıyı açıp merdivenlerden yukarı çıkın. Kanımca Pandeli'deki en etkileyici şey hem girişin hem de masaların olduğu yerin duvarlarında kullanılan turkuaz malzeme. Özellikle de bazı yerlerde kullanılan kırmızı kumaşlarla birleşince çok çekici olmuş.
Pandeli'nin pencerelerinden İstanbul'un sürekli hareket halinde olan yeri; Eminönü izlenebiliyor, iç taraftaki pencerelerinden ise Mısır çarşısı.

Pandeli Lokantası; Niğde'den İstanbul'a 1900'lerin başında gelip çıraklıkla geçinmeye çalışan, daha sonra köfte satmaya başlayan Pandeli tarafından 1926 senesinde kurulmuş. Şu anda bulunduğu yer ise 1956'da açılmış.
İstanbul'un en iyi 100 lezzetinin sıralandığı listede şöyle yazıyordu: "Mısır Çarşısı'nın girişindeki restoranda masa bulabilirseniz, üstünde bir parça dönerle servis edilen böreği denemelisiniz." Pandeli'de boş masa bulabilmek öğle saatlerinde gerçekten zor, bulabilseniz bile oturmak istediğiniz yer daha önceden ayrılmış olabilir. Fotoğraf çekmek için ışık alan yerlere oturmak istememe rağmen en karanlık yerde oturmak zorunda kaldık. Rezerve olduğu söylenen yer gerçekten söylendiği gibi rezerve miydi değil miydi anlayamadım. Çok ikna olduğum söylenemez.
Lezzetlerini anlatmadan önce garsonun, turistlere ve bize yaklaşımındaki ufak farklılıkların hoşuma gitmediğini söylemeliyim. Benzer bir davranışla Hamdi Et Lokantası'nda da karşılaşmıştık. Bu mantığı anlamam mümkün değil. Bazı yerlerde olması gereken davranışla karşılaşabilmek için ya turist olmanız gerekiyor ya da bol yemek ısmarlamanız.

Pandeli'nin böreği, üzerinde bir iki parça yaprak döner ile servis ediliyor. Börek dediğimiz kısmın görünüşü de tadı da tam olarak yufkalı böreğe benzemiyor. Börekte yufka, yumurta ve bol kaşar kullanılmış. Yufka farkedilmiyor bile, daha çok katı bir püre gibi. Lezzetli ve biraz ağır bir börek.
Sarma deyince; bir tane daha yememek için kendimi tutamadığım, kalem gibi sarılmış, enfes lezzet gelir aklıma. Ya içine fıstık ve kuş üzümü konularak pişirilir ya da biraz salça ve bol limon suyu konularak. Yerken zeytinyağının tadı hissedilir. Sarmalar öyle bir kıvamda pişirilir ki pirinçler ne diri kalır ne de kendilerini kaybeder. Pandeli'deki sarmalar biraz fazla pişmişti, pirinçleri çok yumuşamıştı. Turistik bir yerde sarma ikram ediliyorsa klasik usulde yani parmak şeklinde sarılıp sunulması gerekmez mi?

Gelelim birer fincan güzel Türk kahvesinin yanında yediğimiz kurabiyelere. Pandeli'de en çok beğendiğim şey bu kurabiyeler oldu. Kurabiyeler o kadar kıtırdı ki ıssırdığımız anda dağılıverdi. İçinde bol fındık vardı. Taze ve mis kokulu, bu çok lezzetli kurabiyelerin tadı damağımda kaldı.
Bir lokantanın en önemli yerlerinden birisi tuvaletidir. Turistik bir yer olsun veya olmasın bu, müşteriye duyulan saygıyı ortaya koyar. Bu konuda örnek alınması gereken yerler Namlı ve Bolu'daki Filiz Restaurant. Pandeli'nin tuvaleti çok ama çok küçük ve pek de iyi değildi. Genel olarak Pandeli'nin kendisini toparlamaya ihtiyacı var bence. Duvaların rengi ve kurabiye benim oraya bir daha gitmem için yeterli neden teşkil etmeyecek. Özellikle de fiyatları düşününce!
alıntı

Giriş
Kayıt ol
Yardım


Çoklu Alıntı

