Bugün 9 Eylül 2008, altı şehit haberi geldi Şemdinli'den...
Şemdinli Gerçeği
1984’te ilk terörist saldırısı Şemdinli’ye yapıldı.
1992 Ağustos’unda Alan jandarma hudut bölüğü ile Eylül ayında Aktütün jandarma hudut bölüğü üç yüzden fazla teröristin imha amaçlı saldırısına uğradı. Aynı yıl ve aynı ay, katil Osman Öcalan’ın yönettiği altı yüzden daha kalabalık bir terörist grubu, Derecik jandarma karakolu ile aynı yerde konuşlu Dağ ve Komando Taburunun bir bölüğüne saldırdı.
Teröristler çok pahalı ödedi bu haince tuzağı ama çok şehit verdik biz ve giden dönmedi geriye.
1992-95 arasında sayısız saldırılar yapıldı Şemdinli’ye; Ortaklar Karakolu’na saldırı, Ketina’da pusu, polis noktasına saldırı, Bembo’da pusu, Alan Karakolu’na saldırı, Umurlu Karakolu’na saldırı, Durak Karakolu’na saldırı, Aktütün taciz, Yeşilova taciz, Şemdinli taciz, yola mayın, korucu şehit.
Teröristlerin Şemdinli’yi hedef alarak yaptıkları bu saldırılar saymakla bitmez. Ta günümüze kadar geldi bu eylemler. Peki niye?
1984’te de Şemdinli gündemdeydi yıl oldu 2006, daha iki gün önce polis noktasına roketlerle saldırmadılar mı bu hainler! Şemdinli yine gündemde. Peki neden?
Şemdinli coğrafyasını bilmeden terörü de anlatamazsınız kaçakçılığı da. Yanlış değerlendirmeler bizi daima yanlış sonuçlara ulaştırır. Yanlış sonuçlar yanlış kararlara yol açar. Bilmeden konuşmamak en iyisi! Buna rağmen kimileri çıkar;
– Efendim, zaten önceden de burada isyan olmuştu, der.
Siz gerçeği bilemediğiniz için susarsınız. Çünkü Şemdinli size çok uzaktır. Kimileri de;
– Buradaki aşiretlerin Irak kuzeyindeki aşiretlerle yakın akrabalık ilişkileri var, der ve devam eder:
– Efendim, Şemdinli halkı zaten Barzani’ye sempati duyar, terörün kaçakla ilişkisi var, der siz gene susarsınız. Dedim ya Şemdinli size çok uzaktır. Sadece siz olsanız ne gam, garip Şemdinli de susar. Zira Ankara da ona çok uzaktır sesini duyuramaz. Üstelik sesini çıkarmaya da korkar masum Şemdinli; bir yanında teröristler vardır, bağırıp çağırıp meydanı boş bulup hoplayan sanki sesiymişçesine halkın, diğer yanında ise devlet “noluyor orda, yoksa başkaldıran mı var’’ deyip kızan. İki arada bir derede kalır Şemdinli, ne yapacağını bilemez.
İşte planlanan oyun da budur; ikinci devrede gerçek oyuncular yerlerini alır, bir taraftan İran, bir taraftan kaçak ağaları, bir taraftan Barzani ve Talabani, diğer taraftan da PKK. Şemdinli neylesin sarılınca dört bir yanı? Bu PKK, bu Barzani, bu Talabani ve de kaçakçı ağaları niye elini eteğini çekmez Şemdinli’den?
Sizce mesele, önceden çıkartılmış isyan ya da aşiret bağları veya teröre sempati duyulması mıdır? Bence hayır! Asıl mesele, Şemdinli’nin fiziki konumu, coğrafyası, kaçakçılık ve sınırların kontrol altına alınamayışında yatar.
PKK hariç diğerlerini anladık, komşuluk bağı, aşiret bağı, menfaat bağı falan filan. Peki, PKK’ya ne demeli? Şemdinli mi demiş 1984’te, gelin beni basın diye?
Dediğini varsayalım, menfaati ne Şemdinli’nin bundan. Aksine zararı olmuş bu eylemin; daha çok asker, daha çok arama, bir nevi sıkı rejim. Teröriste ne ola ki! Eylemden sonra basıp gitmiş, tekrar geri gelmek üzere. Çok uzağa gitmemiş ki terörist!
Gördünüz Şemdinli en uç noktada hem İran’a komşu hem Irak’a. Üç tarafı teröristlerin kamplarıyla çevrilmiş. Hakurk alanı hemen yanı başında. Teröristler için en uygun arazi en uygun bölge; kolayca İran’a geçerler kolayca Irak’a, eylem sonrası da hemen kaçarlar.
Şemdinli’de güçlü olduğunuz zaman Yüksekova ve Başkale’de yapılan kaçakçılığı da kontrol altına alırsınız. Hakurk’tan çık, İran sınır boyunca ilerle, Jerma’da dinlen, Şehidan’ı aş, ver elini Yüksekova!
İsterseniz Yüksekova’yı da geçin, gelin İran sınır boyundaki Kelereş Kampına, bu demektir ki Başkale elinizde!
İran geçit mi vermedi, yapmaz bunu ama yaptığını varsayalım; Hakurk’tan çık, güneyden Irak sınır boyunca ilerle, Meşelik ile Ayranlı’yı geç, Eşek Kapısını tırman alın size Çarçele! Çarçele demek Şemdinli demektir.
İn oradan aşağı doğuya doğru Bembo’yu geç, kuzeyde gördüğünüz ilçenin adı ne? Yüksekova! Çarçele’den kuzeye doğru İki Yaka Dağlarını aş, nereye çıkar? Hakkari! İkiyaka’dan batıya in: Çukurca!
Şemdinli’yi tutarsanız Kuzey Irak’ta da etkili olursunuz. Teröristlerin sözde gümrük noktaları var sınır boylarında, çok para kazanırlar çok, kimsenin sesi çıkmaz. İşte bunlar için Şemdinli gündemden düşmüyor düşmeyecek de.
Irak ve İran sınırları Şemdinli üçgeninde birleşir. Bu üçgenin sırrını bir çözebilsek diğerleri çorap söküğü gibi gelir ama çözemeyiz bir türlü çünkü Şemdinli bize çok uzaktır!
İran-Irak-Türkiye sınırlarının birleştiği yere Üçgen ya da Şemdinli Üçgeni ve ya İmralı’da yatan katilin ağzıyla Zagros denir.
Şemdinli demek bana göre Zağros demektir. Niye mi? Anlatayım:
Sorun önce İran’la başlar. Biz deriz teröristler Zağros’da kamp yapıyor. İranlılar der bizde Zağros diye bir dağ yoktur. Onca alt ve üst komite toplantıları yapılır ama bir türlü anlaşma olmaz. Herhalde aradan geçti on dört yıl biz hâlâ yerimizde sayarız: Bana kalsa Zağros olsa ne olur, Dalamper olsa ne olur! Terörist orada? Evet. Peki, biz nerdeyiz?
Katil terörist Abdullah Öcalan ne diyor Zağros için, dinleyelim, dinleyelim de bugüne kadar anlamadığımız şu Zağros neymiş anlayalım artık:
’’Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir.
Üçgendedir (ŞEMDİNLİ ÜÇGENİ!). Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır. Zağros eyaletinin yağlı ballı olması ticaretidir.’’
Bu söyleşi filan değil katilin yakalandıktan sonra alınan resmi ifadesidir.
Bu noktanın hemen güney batısı Hakurk’tur. Niye hemen? Çünkü Zağros’tan aşağı sarktınız mı Hakurk’a düşersiniz. PKK’nın ana üssü. 91 Körfez Harekâtı’ndan bugüne kullandığı ana eğitim merkezi. PKK’nın can noktası. Niye?
Bakın katil Öcalan resmi ifadesinde ne diyor:
“Kuzeyde oluşan otorite boşluğu ve Birleşmiş Milletlerin bu bölgeye uyguladığı uçuşa yasak bölgeden de yararlanarak çok kısa zamanda büyük bir güç haline geldik. Çok sayıda silah, mayın, ağır silahlar ve mühimmat elimize geçti. Örgütümüzü kısa zamanda bu silahlarla donatarak büyük bir güç kazandık...’’
Hakurk alanı teröristler için önemlidir. İster hava indirme, isterseniz kara harekâtı yapın teröristlerin kaçmak için iki seçeneği vardır. Nedir bu iki seçenek? Ya kuzeydoğuya İran’a kaçmak ya da güneye 36’ncı paralelin güneyine inmek! Her ikisi de sizi çaresiz bırakır, İran’a giremezsiniz, güneye inemezsiniz. Üs bölgesi olarak burası Türkiye’ye en yakın noktadır.
Bu noktadan çıkıp en süratli şekilde Türkiye’ye de girebilirsiniz İran’a da. İran bölgesinde lojistik destek sağlar kaçakçılığı organize eder, gümrük vergisi alır zengin olursunuz. Türkiye’de ise eylem yapıp kısa yoldan kaçabilirsiniz.
Bilmem ne anlıyorsunuz, ben ‘’gümrük’’ deyince? Gümrük, PKK’nın sınırı geçen kaçakçılardan aldığı haracın adıdır. Gümrük noktası ise; genelde İran’a doğru sınırdan beş yüz ila bin metre kadar içeride bir subaşıdır. Çoğunlukla birkaç küçük kaya bulunur, yanında da ağaçlar, teröristler gölgede otursun diye. Gümrükçü ekibi ise beş kişiyi geçmez. Hepsi silahlıdır. Kaçakçılar uzaktan tanısın diye de, ağaçtan bir sopaya paçavra şeklinde bağlanmış sözde PKK bezleri asılıdır. Bu onların otorite olduğunu gösterir.
Kaçak geçişleri genelde gece saat on ila sıfır iki arasında yapıldığı için gün ışımaya yakın uyurlar. Gündüzün pek işleri yoktur. Siparişler verilir, istihbarat yapılır, gece geçeceklerin koordinasyonu falan.
Gece büyük bir hareketlilik başlar. Kaçakçılar sıraya girer. Mallar kontrol edilir ve sayılır. Olur ya adam ‘’şeker der eroin geçirirse’’ ne olacak? Gizli kalır mı bu hiç! Hemen duyulur. Nasıl hesap verecekler? En iyisi tek tek kontrol etmektir yanlış bir iş yapmamak için.
Katırlar da alışıktır gelir gelmez sözde gümrüğe sıraya girer ve sabırla beklerler. Koyun geçişleri biraz zor da olsa kaçakçılarımız maharetlidir, onca sürüyü tek tek sıraya koymak ne demek! Becerirler. Gizlilik kuralı da inanın çok sıkı uygulanır. Eroin ve baz morfin geçişleri sır gibi yapılır ihbar edilmesin diye. Ayrı yerde, ayrı saatte. Kimse görmez, kimse duymaz.
Örgüte ne kadar faydalı olduklarını da bilemezler. Bana sorarsanız, örgüt içinde en önemli görevi gümrükçüler yapar. Niye mi? Dağdakiler var, silah ister, mermi ister. Yerdekiler var, kim karşılayacak siyasi kanadın onca masrafını? ROJ TV var, yıllık masrafı on milyon doyçe mark. Bunun reklamı var, seyahat masrafları var, internet yayınları var, kitabı var, dergisi var. Masraf çok inanın çok. Gerçi bağış yapan işadamları var, sanatçılar da var ama olsun gümrükçülerin yeri bir başka!
İyi bir düzen tutturmuşlar uzun yıllardır aksaksız ve çökmeden işlediğine göre!
Ta 92’lerde Dumanlı Dağ gümrükçüleri bir kazaya kurban gitti siz biliyorsunuz Rüya-1 operasyonu. Ardından Rüya-2 ile Kralın Kızı’nda da kalan hesabı ödemişlerdi. Bunun dışında pek kaza olduğunu duymadım hiç! İşleri hep tıkır tıkır yürümüştür. İşte bizim terörist gümrükçüler bunlardır.
Şemdinli üçgeni içinde İran sınırı nedir? PKK denen hainler İran’ın verdiği destekle tüm kaçak patikalarını tutmuş haraç alır. Örgüte mali destek! Urumiye şehrinin çağdaş ve teknik imkânlarından yararlanır. Uyuşturucu kaçakçılığını kontrol eder. Yurt içinden gelen yeni katılımcıları misafir eder ve ağırlar. Zorda kalırsa Zağros’a çekilir. Daha zorda kalırsa hemen Hakurk’a geçer. En nihayetinde o güneye sarkar, siz sarkamazsınız!
İran hududu, teröristin de kaçakçının da zorda kalmayınca bırakmayacağı bir bölgedir. Uluslararası mafya, istihbarat örgütleri, dış güçler dediğiniz şeylerin hepsi bu üçgendedir. Bu üçgeni kontrol eden, her türlü yasadışı faaliyeti bu bölgede Türkiye, İran ve Irak’a karşı planlar ve uygular. İran sınırını biz koruyamayız. Bunu halk da bilir, terörist de, kaçakçı da. Bilmeyen bir biziz galiba…
Gelelim Irak hududuna ve sizinle Basyan’a gidelim. Siz burayı tanıyorsunuz tam Şemdinli Çayının ülkemizi batıya doğru terk ettiği yer. Şöyle bir gözünüzün önüne getirin; ana kamp Hakurk, buradan nereye açılıyorsunuz, Türkiye’ye. Nasıl açılacaksınız? Hakurk çıkışı Ari düzlüğü, tam karşısında Gasto. Kuzeydoğudan giderseniz Zagros ve Jerma. Üçgeni güneyden dolaşırsanız Basyan.
Duyduğuma göre şimdilerde teröristler sivil elbise giyip ev ev dolaşıyorlarmış. Akan kanlar dursun gelin barış yapalım siz de silah bırakın diyorlarmış. Umarım bizimkiler bu oyuna gelmez, yıllardır omuz omuza mücadele ettiği kahraman korucuları devlet terk etmez aksine onlara sosyal güvenceler de vererek vefa borcunu öder!
Gelelim kaçağa. Hudutları gördünüz, o dağlarda inanın insan korkar yalnız kalınca. Hudut dağlardan geçer, çaylardan geçer. Her şey gelir her şey geçer hududu asker gücüyle koruyamazsınız.
Huduttan ne geçer? Ne istiyorsanız o geçer. Şimdilerde koyun İran ve Irak’ta ucuzmuş, koyun geçer. Şeker geçer, öyle az uz değil, yüz binlerce ton. Biz Irak’a ihracat diye göndeririz ucuza. Kaçakçılarımız gider Irak’a ucuza alır ve ülkemize getirir. Yeni ambalaj yapar ve bize satar. Deri, yün, bakır, bağırsak, yedek parça. Uyuşturucu gönlünüze göre, eroin, baz morfin. Kısaca şöyle söyleyeyim; hangi mal nerde ucuzsa alınır pahalı satılacak ülkeye getirilir. Dolayısıyla şu geçer bu geçer demek yanlış olur, bu liste ekonomik göstergelere göre değişir.
Dağdan gelen kaçağı ve geçeni kontrol etmeniz imkânsızdır. Siz dağda olamayacağınıza göre her gün, onlar geçer. Kaçağı ancak yol güzergâhlarında kesebilirsiniz. Kesersiniz de hayvan kaçakçılığını yoldan da geçse önleyemezsiniz çünkü muhtar belge vermiştir kaçak resmileşmiştir.
Ama yine de derseniz bu hududu, bu şartlarda, bu yetkiyle, bu arazide koru. Fiziken güvenlik de yoksa zor, çok zor.
Şimdi karar sizin. Hudut demek kaçak demek, kaçak demek para demek ise, teröristin henüz uçağı yok, helikopteri yok, havadan geçemeyip karadan yani huduttan geçer ise, sizce Şemdinli nedir? Sizce Şemdinli niye önemlidir; kaçak için, kaçakçı için, terörist için?
Kaçak için sorun yok, geçer. Terörist yalnız para istemiyor ki, otorite istiyor hem de devlete ait olan otoriteyi. Nasıl yapacak? Nasıl alacak? Eylem yapacak, halkı sindirecek. Eylem yapacak, böylece savunmaya zorlayacak askeri.
Kaçaktan aldığı çuvallar dolusu para bir yana teröristin de terörist olabilmesi için ve de varlığını kabul ettirebilmesi için eylem yapması lazım. Çok ses getiren ama çok az zayiatla yapılacak bir eylem. Üstelik en kısa sürede.
Eylem yaparsanız ne olur? Otorite olursunuz.
Otorite olursanız ne olur? Kaçağı kontrol altına alırsınız.
Alsanız ne olur? Sayamayacağınız kadar, rüyanızda görseniz inanamayacağınız kadar para kazanırsınız.
Kazansanız ne olur? Tüm örgütü, yapılanmayı, siyasi kanatları, yayınları, televizyonları, silahları finanse edersiniz.
Etseniz ne olur? Devlet otoritesinin yerine geçersiniz, hem de tüm dünyanın özellikle Avrupa’nın gözü önünde, demokratik rejimlerde seçimleri kazanarak.
Şemdinli üzerinde oyunlar niye sanırsınız? Dışarıdakileri içeri almak için af görüşmeleri, Avrupa’nın baskısı niye sanırsınız? Neyse, biz işimize bakalım. Herkes görevini vatan sevgisi, bayrak sevgisi, ulus sevgisi dolu olarak yapsaydı, zaten bu kitaba konu olanlar yaşanmazdı hiç!
Ne dedi İmralı unutmayınız:
“Uyuşturucunun merkezi Van’dır. Şimdilerde Yüksekova önemlidir!”
Anlıyorum sizi; Şemdinli denince aklınıza; kaçakçı, terör, uyuşturucuyla iç içe girmiş Türkiye’nin en güneydoğu ucu bir üçgen geliyor çünkü harita öyle diyor. Elbette siz, bir yandan basın bir yandan uzmanlarımızın anlattıkları sonucu bu üçgeni, Bermuda şeytan üçgeni gibi düşünüyorsunuz. Böyle düşünmekte de haklısınız ama gerçeği bilmek mi istiyorsunuz?
Bir kusuru varsa Şemdinli’nin, bize çok ama çok uzak olması. Şemdinli dağlık, her iki tarafı sınır İran’a, Irak’a, sorunları çoktur ama bir özelliği vardır Şemdinli’nin onu her şeyden ayıran; Şemdinli bizimdir ne İran’ın ne de Irak’ın ne teröristlerin ne de Barzani’nin. Onun da bizden başka kimsesi yoktur. İyi bilmek lazım bunu. Şemdinli’yi unutmamak lazım.
Şemdinli taktik olarak da stratejik olarak da, istihbarat ve kaçakçılık açısından da asla göz ardı edilmemesi gereken hassas bir bölgedir. Bu hassasiyeti lehimize çevirmenin yolu, devletin tüm güçleriyle orada varlığını göstermesinden geçer.
İnanın bizi yönetenlere anlamıyorum ben. Bundan iki bin yıl önce o yörede yaşayanlar kaçakçılık mı yaparmış acaba? O ceviz, o üzüm, o bal, o halı, o kilim nereden gelmiş, baksanıza bir tarihinize.
Bizi uyutmayan bize kâbus olan nedir, siz biliyorsunuz: Ne dediysek yalan oldu şimdi! Uyutmayan bu işte! Biz nasıl ayakta durduk sanırsınız, üç vatan evladı ile üç yüz haine? Hatırlayın 90’lı yılları. Hatırlayın yılda beş yüzün üstünde şehit verdiğimizi. Hatırlayın şahsi çıkar düşünmeden her şeyini bu vatana feda edenleri. Ne oldu? Unuttuk mu yoksa?
Ama bize göre yalan değildi ki söylediğimiz ve yaşadığımız! Olabilir, her ülkede sorun olabilir. Mesele sorunun çözümünü nerede aradığınıza bağlı! İnanın çözüm uzakta değil, çözüm bizde başkasında değil!
Şimdi tekrar sorarım sizlere, niye aylardır Şemdinli de Şemdinli? Görüyorsunuz değil mi, bu, kendisine ‘’güç’’ diyenlerin savaşı bu. Aslında güç kimdedir? Biz de! Ama siz, gücün kendinizde olduğunu bilmez iseniz güç ne yapsın sizin için?
Bizim bildiğimiz ülkemizde bir tek güç vardır o da devlettir!
Bilmediğimiz ise nedense hesap hep Şemdinli’ye sorulmuştur. Bize kalsa hesabı artık başka yerde aramanın zamanı gelmiştir…
Üç yıl önce yazmıştım bunları, Şemdinli'de Sınırı Aşmak. Gün bugün, hala değişen bir şey yok.
Page 1 of 1
Erdal Sarızeybek | Kör Gözler İçin Şemdinli Gerçeği Şemdinli neden terör gündeminden düşmüyor.
Page 1 of 1
| Konu | Konuyu baslatan | Yanıt ve görüntüleme | Son mesaj bilgisi | |
|---|---|---|---|---|
![]() |
Neden mi Sen?
Niçin yalnız sana yazdığımı sorma, niçin yalnız sana geldiğimi.. |
_Minerva_ |
|
|
![]() |
Seni Seviyorum ...Neden mi?
|
_Minerva_ |
|
|
![]() |
Neden mi Sen?
Çünkü sen benim kitle taşlarımdın.. |
CanYücel |
|
|
![]() |
Neden Yağmurlara Benzettim ki Seni!
Hüzün yıldızları parlıyor yine gecemde.. |
kırçiçeği |
|
|
![]() |
Kadınlar neden mutsuz olurlar hiç düşündünüz mü ?
Hayattan korkan, özgüveni eksik kadınlar eşlerinin her dediğine evet d |
MoR |
|
|


Kayıt ol
Yardım



Çoklu Alıntı

